Diyelim ki bir havayolu işletiyorsun ve önümüzdeki bir yıl boyunca her ay belli miktarda jet yakıtı alacağını biliyorsun. Tek bir derdin var. Petrol fiyatının yarın nereye gideceğini kimse sana söyleyemiyor. Bugün uygun görünen yakıt, altı ay sonra uçak biletlerini zarara çeviren bir kaleme dönüşebilir. Sen de bir bankaya gidip şöyle bir anlaşma yapıyorsun. Bana yakıt teslim etme, depolarımı doldurma, hiçbir varili kapımın önüne bırakma diyorsun. Sadece şunu yapalım. Ben sana yıl boyunca sabit bir fiyat ödeyeyim, sen de bana piyasanın o aylardaki ortalama fiyatını öde. Aradaki farkı nakit olarak hesaplaşalım, gerisini boş ver. İşte emtia swap'ı tam olarak bu anlaşmanın adı.
Bu cümlenin içinde aslında bütün mekanik saklı. Ortada gerçek bir mal yok. Kimse buğday çuvalı, bakır külçesi ya da varil dolusu ham petrol taşımıyor. Olan biten tek şey iki fiyatın takası. Bir taraf sabiti ödüyor, öteki taraf değişkeni ödüyor ve her dönem sonunda sadece aradaki fark el değiştiriyor. Bu yüzden emtia swap'ı, fiziki teslimden tamamen kopmuş, salt fiyat riskini yöneten bir kağıt anlaşma olarak iş görür.
Önce sezgiyle yakalayalım
Swap kelimesi takas demek ve burada takas edilen şey iki ödeme akışı. Bunu anlamanın en kolay yolu sabit faizli kredi benzetmesi kurmak. Düşün ki değişken faizli bir kredin var ve faizlerin yükselmesinden korkuyorsun. Bankaya gidersin, ben sana sabit bir faiz ödeyeyim, sen benim değişken faizimi üstlen dersin. Böylece taksitin sabitlenir, faizler ne yöne giderse gitsin senin ödemen değişmez.
Emtia swap'ı da aynı mantığı çalıştırır, sadece faizin yerine bir emtia fiyatı koyar. Havayolu sabit bir yakıt fiyatı ödemeyi taahhüt eder. Karşı taraf ise piyasanın o dönemdeki gerçek fiyatını öder. Petrol fırlarsa havayolu kazançlı çıkar, çünkü o hala düşük sabit fiyatı öder, karşı taraf yüksek piyasa fiyatını ona geri verir. Petrol düşerse bu kez havayolu fazla ödemiş olur ama bunu zaten baştan kabul etmiştir, çünkü asıl derdi kazanmak değil öngörülebilirlik.
Bu takasın güzelliği belirsizliği bir kenara itmesinde yatar. Havayolu artık bütçesine sabit bir yakıt rakamı yazabilir. Fiyatın çılgın salınımları ona dokunmaz, çünkü o salınımı bir başkasına çoktan devretti. Swap, dalgalı bir denizi sakin bir göle çeviren bir anlaşma gibi davranır.
Sabit bacak, değişken bacak
Swap'ın iki ayağı var ve sahada bunlara bacak deniyor. Bir taraf sabit bacağı ödüyor, öteki taraf değişken bacağı. Sabit bacak gayet basit. Anlaşmanın başında bir fiyat üzerinde el sıkışılır ve bu fiyat vade boyunca hiç değişmez. Havayolu yıl boyunca varil başına diyelim seksen dolar ödeyeceğini baştan bilir.
Değişken bacak ise bir referansa bağlanır. Bu referans çoğu zaman tanınmış bir gösterge fiyatı olur. Petrolde Brent ya da WTI, doğal gazda Henry Hub, metallerde Londra borsasının fiyatları gibi. Ama burada kritik bir ayrıntı saklı. Değişken bacak genellikle tek bir günün fiyatını değil, bir dönemin ortalamasını alır. Yani bir ayın bütün işlem günlerinin fiyatı toplanır, güne bölünür ve ortaya çıkan ortalama o dönemin değişken ödemesi olur.
Bu ortalama meselesi tesadüf değil. Gerçek bir tüketici malını tek bir günde değil, ay boyunca yudum yudum satın alır. Havayolu yakıtını her gün biraz biraz çeker. Onun maruz kaldığı fiyat da tek bir günü değil, ayın ortalamasını yansıtır. Swap'ın değişken bacağını ortalamaya bağlamak, korunmayı gerçek alım davranışına oturtur. Tek günün sivri fiyatı yerine ayın yumuşatılmış ortalaması alınınca, korunma çok daha gerçekçi tutar.
Nakdi uzlaşma, teslim yok
Emtia swap'ının en çok karıştırılan yanı burada netleşir. Hiçbir mal el değiştirmez. Anlaşma vade sonunda nakit olarak kapanır ve buna nakdi uzlaşma deniyor. Her dönemin sonunda iki bacak karşılaştırılır. Sabit fiyat ile ortalama referans fiyatı arasındaki fark hesaplanır ve sadece bu fark bir taraftan ötekine ödenir.
Bunu somutlaştırmak için küçük bir hesap kuralım. Havayolu bir bankayla varil başına seksen dolar sabit fiyattan, ayda on bin varillik bir swap imzaladı. Vade dolduğunda o ayın ortalama piyasa fiyatına bakılır.
| O ayki ortalama fiyat | Fark (ortalama eksi sabit) | Nakit hareketi |
|---|---|---|
| 95 dolar | artı 15 dolar | Banka havayoluna 150.000 dolar öder |
| 80 dolar | 0 dolar | Kimse kimseye bir şey ödemez |
| 65 dolar | eksi 15 dolar | Havayolu bankaya 150.000 dolar öder |
Tabloya dikkatle bakınca işin sigorta mantığı ortaya çıkar. Petrol doksan beş dolara çıktığında havayolu yakıtını piyasadan pahalıya alır ama bankadan varil başına on beş dolar geri kapar. Net olarak yine seksen dolara almış gibi olur. Petrol altmış beşe düştüğünde bu kez havayolu yakıtı ucuza alır ama bankaya varil başına on beş dolar öder, yine seksende kalır. Hangi yöne giderse gitsin, havayolunun efektif yakıt maliyeti seksen dolara çakılır. Ortada hiç varil dolaşmaz, sadece farklar nakit olarak akar.
Vadeliden ayıran ince çizgi
Swap ile vadeli kontrat çoğu zaman birbirine karıştırılır, çünkü ikisi de fiyatı sabitler. Ama aralarındaki farklar bir tüketici için hayati önem taşır. Vadeli kontrat borsada işlem görür, standart kalıba oturur ve tek bir teslim tarihine kilitlenir. Oysa havayolunun yakıt ihtiyacı tek bir güne değil, on iki aya yayılır.
Swap ise bu ihtiyaca elbise gibi dikilir. Süresi bir yıl olabilir, ödemeler aylık yapılabilir, miktar her ay farklı ayarlanabilir, referans tam da o şirketin aldığı malın göstergesi seçilebilir. Vadeli kontratın katı standardı yerine swap esnek bir terzi işi sunar. Üstelik vadeli kontratlar her gün borsada güncellenir, marj hesabın gün gün şişip iner ve bu da nakit yönetimini zorlaştırır. Swap'ta ise hesaplaşma genellikle her dönem sonunda bir kez yapılır.
Bir başka fark teslim baskısında saklı. Vadeli kontratta dikkat etmezsen kontrat fiziki teslime gidebilir, kapına varil dayanır. Swap'ta böyle bir tehlike doğmaz, çünkü anlaşma baştan sona nakit uzlaşma üzerine oturur. Bu yüzden malı depolama, taşıma, sigortalama derdi olmayan bir tüketici için swap çok daha rahat bir koltuk sunar.
OTC dünyası ve bankanın rolü
Emtia swap'ı borsada değil, tezgah üstü piyasada doğar. Sahada buna OTC deniyor ve özünde iki taraf birebir masaya oturup anlaşır. Ortada merkezi bir borsa, herkesin gördüğü bir fiyat tahtası bulunmaz. Havayolu bir bankayı arar, telefonda ya da ekran başında pazarlık eder ve anlaşma o iki taraf arasında özel olarak kurulur.
Bankanın bu denklemdeki rolü kritik. Banka çoğu zaman aracı olarak ortaya çıkar ve swap'ın karşı tarafını üstlenir. Havayolu sabit fiyat ödemek isterken, sahanın öbür ucunda fiyat düşüşünden korkan bir üretici durabilir. Bir petrol şirketi tam tersine sabit fiyattan satmak, değişkeni almak ister, çünkü onu fiyatın çökmesi korkutur. Banka bu iki ihtiyacı birbirine eşler. Bir taraftan tüketicinin korunmasını alır, öbür taraftan üreticinin korunmasını satar ve ortadaki marjı cebe atar.
Banka her zaman tam bir eşleşme bulamaz. Bazen bir tarafın riskini bir süre sırtında taşır, sonra başka işlemlerle dengeler. Bu yüzden bankalar swap defterlerini sürekli izler, açık pozisyonlarını vadeli kontratlarla ya da başka swaplarla nötrlemeye çalışır. Müşteriye esnek bir ürün satarken kendi riskini standart araçlarla kapatır. Bankanın asıl ustalığı bu dengeleme dansında saklı kalır.
Marj, teminat ve karşı taraf riski
OTC dünyasının bir bedeli var. Borsada bir takas odası iki tarafın arasına girer ve kimsenin batmayacağını garanti eder. Swap'ta ise böyle bir koruyucu melek araya girmez ve karşı taraf riski sahneye çıkar. Havayolu bankayla anlaştığında, o bankanın yükümlülüğünü yerine getireceğine güvenmek zorunda kalır. Banka batarsa, lehine doğan farkı tahsil edemeyebilir.
Bu riski yumuşatmak için taraflar teminat kullanır. Anlaşmanın değeri bir tarafın aleyhine kaydıkça, o taraf karşıya teminat yatırır. Sahada buna marj deniyor ve mantığı şöyle işler. Swap'ın güncel değeri kimin lehineyse, öteki taraf olası borcunu güvenceye almak için teminat verir. Böylece biri batsa bile elde tutulan teminat zararı karşılar. Büyük şirketler arasında bu teminat akışı günlük ya da haftalık olarak hesaplanır ve nakit veya tahvil olarak el değiştirir.
Teminatın yanında bir de kredi değerlendirmesi devreye girer. Banka, swap yaptığı şirketin mali sağlamlığına bakar. Borçlu, kırılgan bir şirketle uzun vadeli swap kurmak bankayı tedirgin eder, çünkü o şirket fiyat aleyhine döndüğünde ödeme yapamayabilir. Bu yüzden swap masaları her anlaşmayı bir kredi ilişkisi gibi de tartar. Fiyat riskini yönetirken karşı taraf riskini gözden kaçırmamak, bu işin yazılı olmayan birinci kuralını oluşturur.
Piyasa hafızası. Havayolları, üreticiler ve sanayiciler on yıllar boyunca fiziki teslim hiç istemeden sadece fiyat riskini sabitlemek için nakdi uzlaşmalı emtia swaplarına başvurdu. Bir havayolu bankayla sabit yakıt fiyatı üzerinden swap kurar, vade boyunca ortalama piyasa fiyatıyla arasındaki farkı nakit hesaplaşır ve depolarına tek bir varil bile gelmeden maliyetini kilitlerdi. Aynı kalıbı bir bakır üreticisi ya da bir gübre fabrikası ters yönde kurdu, kimi satış fiyatını kimi hammadde maliyetini sabitledi. Sabit fiyatla bir referansın ortalamasını takas etmek, sanayinin fiyat fırtınasına karşı sessizce kullandığı en yaygın kalkana dönüştü.
Sahada nasıl okunur
Deneyimli bir göz bir şirketin korunma defterine baktığında, swapların ağırlığına bakarak o şirketin fiyat dalgalanmasına ne kadar dayanıklı olduğunu ölçer. Gelecek yılki yakıtının önemli bir kısmını swap ile sabitlemiş bir havayolu, petrol fırlasa bile bütçesini koruyabilir. Hiç korunmamış bir rakip ise tamamen piyasanın insafına kalır. Fiyat düşerse şans yüzüne güler, yükselirse kar marjı erir.
Swap aynı zamanda bir tercih meselesine dönüşür. Üretici fiyatı kesin sabitlemek isterse swap kurar ama bunun bir bedelini öder. Fiyat lehine fırlasa bile o yükselişi göremez, çünkü kendini sabit bacağa kilitledi. Yukarı potansiyeli açık tutmak isteyen taraf swap yerine opsiyona yönelir, prim öder ve esnekliğini korur. Swap kuran şirket ise şunu söyler. Ben sürprizi sevmem, fiyat ne yöne giderse gitsin önümü net görmek isterim.
Sonuçta emtia swap'ı, sahanın gözünde olgun bir risk yönetimi aracı sayılır. Mal taşımadan, depo tutmadan, teslim derdine girmeden salt fiyat riskini paketleyip bir başkasına devretmenin en temiz yolunu sunar. Bir havayolu için bu yol, uçakları öngörülebilir bir maliyetle uçurmaya çıkar. Bir üretici içinse satışı güvenceye bağlar. İkisi de aynı kapıdan geçer. Sabit fiyatı bir referansın ortalamasıyla takas eder ve geceyi rahat uyur.