İçeriğe geç
Fiyatlar yükleniyor...

Riske Maruz Değer (VaR)

Belirli bir güvenle bir günde en fazla ne kadar kaybedebileceğini söyleyen tek sayı, ama söylemediği şey çok daha tehlikeli olabiliyor.

Riske Maruz Değer (VaR)

Bir masada oturuyorsun, önünde milyonlarca dolarlık emtia pozisyonu duruyor. Patron geliyor ve tek bir soru soruyor. Yarın kötü bir gün olursa, en fazla ne kaybederiz? İşte Riske Maruz Değer, kısa adıyla VaR, tam da bu soruya tek bir rakamla cevap vermek için doğdu. Karmaşık portföyü, onlarca farklı kontratı, birbiriyle dans eden fiyatları alıp tek bir cümleye sıkıştırır. Yüzde 95 güvenle, yarın en fazla şu kadar kaybedebiliriz der. Kulağa sihir gibi gelir. Binlerce değişkenli bir riski avucuna sığan bir sayıya indirgemek cazip görünür. Ama bu sadeliğin içinde, ileride pahalıya patlayacak bir tuzak da saklanır. Çünkü VaR sana en kötü günün ne olduğunu değil, çoğu günün ne kadar fena olabileceğini söyler. Aradaki fark, koca bankaların batmasıyla ayakta kalması arasındaki çizgiyi çizer.

Tek bir cümleye sığan risk

VaR aslında bir olasılık cümlesi gibi çalışır. Üç parçadan oluşur ve üçünü birden söylemeden anlamı eksik kalır. Bir zaman dilimi belirlersin, çoğu masa için bu bir güne denk gelir. Bir güven seviyesi seçersin, genelde yüzde 95 ya da yüzde 99 olur. Sonra da bir kayıp tutarı çıkar.

Diyelim ki bir enerji masasının bir günlük VaR rakamı yüzde 95 güvenle iki milyon dolar. Bu şunu anlatır. Yüz işlem gününden yaklaşık doksan beşinde masanın kaybı iki milyon doların altında kalır. Geri kalan beş günde ise kayıp bu eşiği aşabilir. Dikkat et, cümle aşabilir diyor, ne kadar aşacağını söylemiyor. VaR o eşiğin kapısına kadar seni getirir, kapının ötesinde ne olduğunu anlatmaz.

Bu yüzden VaR rakamını okurken üç parçayı da yüksek sesle tekrarlamak gerekir. Sadece iki milyon dolar demek hiçbir anlam taşımaz. Hangi sürede, hangi güvenle sorusu cevapsız kalırsa rakam havada asılı durur. Bir günlük yüzde 99 VaR ile on günlük yüzde 95 VaR bambaşka anlamlar taşır, karıştırıldığında kocaman yanlış kararlar doğurur.

Nereden çıktı bu fikir

VaR bugünkü ününü doksanlı yıllarda kazandı. O dönemde büyük bir Amerikan bankasının yönetimi, her akşam saat dört buçukta tek sayfalık bir rapor istedi. İçinde tüm bankanın ertesi güne taşıdığı toplam riski özetleyen tek bir rakam olacaktı. İşte bu talep, dağınık risk ölçümlerini tek bir ortak dile çeviren VaR mantığını ana akıma taşıdı.

Fikrin çekiciliği buradan gelir. Bir tahvil masasının riskiyle bir petrol masasının riskini, bir döviz pozisyonuyla bir bakır kontratını aynı terazide tartabilirsin. Hepsini dolar cinsinden tek bir kayıp olasılığına çevirirsin. Üst yönetim de finans diline hakim olmadan, tek bakışta bütün kurumun ne kadar risk taşıdığını görür.

Düzenleyiciler de bu fikre bayıldı. Bankaların ne kadar sermaye tutması gerektiğini hesaplarken VaR'ı temel ölçü olarak benimsediler. Böylece VaR sadece bir iç yönetim aracı olmaktan çıkıp, koca finans sisteminin sermaye iskeletini belirleyen resmi bir ölçüye dönüştü. Bu yaygınlık, onun gücü kadar zaafını da sistemin her köşesine yaydı.

Hesap yöntemleri

VaR'ı hesaplamanın tek bir yolu yok, üç ayrı patika var ve her biri farklı bir varsayıma yaslanır. İlki tarihsel yöntem. Burada portföyünün geçmiş, diyelim son iki yıllık günlük getirilerini alırsın, hepsini kötüden iyiye sıralarsın ve yüzde 95'lik eşiğe denk gelen kayba bakarsın. Geçmiş aynen tekrar ederse, kaybın bunu pek aşmaz dersin. Sade ve sezgisel çalışır ama tümüyle geçmişe tutsak kalır. Geçmişte yaşanmamış bir felaket, bu hesaba hiç girmez.

İkincisi varyans kovaryans yöntemi, namıdiğer parametrik VaR. Bu yöntem getirilerin düzgün bir çan eğrisine, yani normal dağılıma uyduğunu varsayar. Ortalama ile standart sapmayı hesaplar, sonra basit bir çarpanla VaR'ı bulur. Hızlı koşar, az veriyle çalışır. Ama o çan eğrisi varsayımı, birazdan göreceğimiz gibi, emtiada en kırılgan noktaya dönüşür.

Üçüncüsü Monte Carlo benzetimi. Bilgisayara fiyatların nasıl davrandığına dair bir model verirsin, o da binlerce, on binlerce rastgele gelecek senaryosu üretir. Her senaryoda portföyünün ne kazanıp kaybettiğini hesaplar, sonra bu sonuçları sıralayıp VaR'ı çıkarır. En esnek yol burada yatar, karmaşık opsiyonları bile içine alır. Ama ürettiği sonuç, ona verdiğin modelin kalitesi kadar sağlam çıkar. Çöp verirsen çöp alırsın.

Küçük bir örnek hesap

Rakamlarla görmek netleştirir. Diyelim ki bir tüccarın elinde yüz milyon dolarlık ham petrol pozisyonu var. Geçmiş verilere bakıp petrolün günlük getirilerinin standart sapmasını yüzde 2 olarak hesaplıyor. Yani petrol ortalama bir günde aşağı yukarı yüzde 2 oynuyor.

Parametrik yöntemde yüzde 95 güven, çan eğrisinde yaklaşık 1,65 standart sapmaya denk gelir. Yüzde 99 güven ise 2,33 standart sapmaya karşılık gelir. Hesap şöyle ilerler.

Güven seviyesi Çarpan Günlük VaR
Yüzde 95 1,65 3,3 milyon dolar
Yüzde 99 2,33 4,66 milyon dolar

Yüzde 95 için yüz milyon doları, yüzde 2'lik oynaklıkla ve 1,65 çarpanıyla çarptığında 3,3 milyon dolar çıkar. Tüccar şunu der. Yüz günün doksan beşinde günlük kaybım 3,3 milyon doları geçmez. Güveni yüzde 99'a çıkardığında çarpan büyür, eşik 4,66 milyon dolara yükselir. Daha yüksek güven istemek, daha geniş bir kayıp payını baştan kabul etmek anlamına gelir. İşte bu basit aritmetik, masaların her sabah okuduğu rakamın iskeletini oluşturur.

Emtianın şişman kuyruğu

Şimdi işin can alıcı noktasına geldik. Parametrik VaR o güzelim çan eğrisine güvenir. Çan eğrisinde uç olaylar, yani çok büyük kayıplar son derece seyrek görülür, kuyruklar incecik kıvrılıp sıfıra yaklaşır. Ama emtia piyasaları bu nazik eğriye hiç uymaz. Petrol bir gecede yüzde 20 sıçrayabilir, doğal gaz bir soğuk dalgasında ikiye katlanabilir, buğday bir ihracat yasağıyla limit üstüne limit vurabilir.

Bu sert ve sık uç hareketlere şişman kuyruk, yani fat tail diyoruz. Eğrinin iki ucu, normal dağılımın öngördüğünden çok daha kalın, çok daha dolgun durur. Yani çan eğrisinin neredeyse imkansız dediği felaketler, emtiada hatırı sayılır bir sıklıkla başına gelir. Bir savaş, bir ambargo, bir kuraklık, bir boru hattı patlaması fiyatı bir anda uçurumdan atar.

İşte VaR'ın en sinsi zaafı burada yatar. Çan eğrisine yaslanan model, kuyruktaki bu şişmanlığı göremez, dolayısıyla gerçek riski sistematik olarak hafife alır. Sana yüzde 99 güvenle dört milyon dolar der ama o yüzde birlik kuyrukta, modelin hiç hesaba katmadığı yirmi milyon dolarlık bir uçurum gizlenir. VaR kapının ötesini göstermediği için, o uçurumu ancak içine düştüğünde fark edersin.

2008 dersi

Piyasa hafızası. 2008 finansal krizinde bankaların emtia ve diğer masalarda kullandığı VaR modelleri kuyruk riskini fena halde küçümsedi. Çan eğrisine güvenen bu hesaplar, sakin yılların düşük oynaklığına bakıp riski olduğundan küçük gösterdi. Kriz patlayınca gerçek günlük kayıplar, modelin en kötü gün diye işaret ettiği eşiği bir değil, defalarca aştı. Bazı masalarda yüzde 99 VaR'ı geçmesi yılda iki üç günle sınırlı kalması beklenirken, kayıplar haftalarca o eşiğin tepesinden tepindi. Bu manzara, tek bir sayıya duyulan körü körüne güveni kökünden sarstı ve VaR'ın asla tek başına kullanılmaması gereken bir araç olduğunu acı bir biçimde öğretti.

Krizden çıkan ders apaçık ortada. VaR, ancak normal zamanların aracı olarak iş görür. Piyasa sakinken, oynaklık düşükken işini görür. Ama tam da kriz anında, en çok ihtiyaç duyduğun anda, sessizce çöker. Çünkü beslendiği geçmiş veri ve çan eğrisi varsayımı, kriz dinamiğini hiç tanımaz.

Daha da kötüsü, VaR sakin dönemlerde küçük rakamlar ürettiği için masalara fazla risk alma cesareti verdi. Düşük VaR, daha çok pozisyon demekti. Fırtına koptuğunda bu şişirilmiş pozisyonlar kayıpları katladı. Yani VaR sadece riski ölçmekte yetersiz kalmadı, dolaylı olarak riski büyütmeye de katkı yaptı.

Stres testiyle tamamlamak

VaR'ın bu kör noktasını kapatmak için yanına mutlaka stres testi konur. Stres testi şunu sorar. Çan eğrisini falan boş ver, 2008 gibi, 2020 gibi gerçekten yaşanmış bir felaket bugün tekrar etse portföyüm ne kaybeder? Burada olasılık hesabı işin içine girmez, doğrudan bir kabus senaryosu portföyün üstünde denenir.

Senaryolar tarihsel olabilir, petrolün bir günde yüzde 30 düştüğü o günü alıp bugünkü pozisyona uygularsın. Ya da kurgusal olabilir, hiç yaşanmamış ama mantıken mümkün bir şoku hayal edip etkisini ölçersin. Bir Hürmüz Boğazı kapanması, bir büyük üreticinin iflası, eş zamanlı bir kuraklık.

İşin püf noktası şu. VaR kapıya kadar olan mesafeyi ölçer, stres testi ise kapının ötesindeki uçurumun derinliğini gösterir. Biri normal günleri, diğeri felaket günlerini anlatır. Deneyimli bir risk yöneticisi asla birine güvenip diğerini ihmal etmez. VaR sana günlük nabzı verir, stres testi ise kalp krizi anını canlandırır.

Masa limitlerini yönetmek

VaR sahada en çok limit aracı olarak işe yarar. Her masaya, her tüccara bir VaR tavanı verilir. Enerji masasının günlük VaR'ı şu rakamı geçmesin, metal masasınınki bu eşiğin altında kalsın denir. Tüccar pozisyon büyüttükçe VaR'ı şişer, tavana yaklaştığında ya pozisyon kısması ya da riskini başka yöne dengelemesi gerekir.

Bu sistem kurumun toplam iştahını disipline eder. Onlarca masanın aldığı risk tek bir VaR tavanı altında toplanır, üst yönetim toplam maruziyeti tek ekrandan izler. Bir masa fazla ısınırsa, limit otomatik fren görevi görür. Bu yüzden VaR, kusurlarına rağmen, büyük kurumların vazgeçemediği bir kontrol kolu olmayı sürdürür.

Ama burada da incelikli bir tehlike var. Limit sadece VaR'a bağlanırsa, kurnaz bir tüccar VaR'ı düşük gösteren ama kuyruk riski yüksek pozisyonlara kayabilir. Uç senaryoda patlayacak ama normal günlerde sakin duran opsiyon stratejileri, VaR ekranında masum görünür. Bu yüzden akıllı kurumlar limiti yalnız VaR'a değil, stres testi sonuçlarına da bağlar. Tek bir sayıyı kutsamak, o sayıyı kandırmaya çalışan davranışı doğurur.

Sayının yanıltıcı güveni

VaR'la ilgili akılda tutulması gereken en önemli şey, belki de onun verdiği sahte huzur. Elinde tek bir rakam olunca, riski anladığını, kontrol altına aldığını sanırsın. Oysa o rakam, gerçeğin yalnızca bir dilimini gösterir. Çoğu günün resmini çizer ama asıl seni batıracak o nadir, o vahşi günü gizler.

Eski bir benzetme bu tuzağı güzel anlatır. VaR, derinliği ortalama bir buçuk metre olan bir nehre benzer. İçinden geçebilirim diye düşünürsün, çünkü ortalama boyunu aşmaz. Ama nehrin tam ortasında üç metre derinliğinde bir çukur olabilir ve oraya bastığın an boğulursun. Ortalama seni kurtarmaz, kuyruktaki o çukur batırır.

Bu yüzden işini iyi yapan bir risk yöneticisi VaR rakamını tek başına okumaz. Yanına stres testini, kuyruk senaryolarını ve sağduyusunu koyar. VaR yalnızca bir özet rakam sunar, asla son sözü söyleyen bir kahin gibi davranmaz. Onu araç olarak kullanan kazanır, ona gerçek diye tapan ise er ya da geç o üç metrelik çukura basar. 2008 koca bankalara bunu en sert haliyle öğretti ve emtia masaları o dersi hala her sabah hatırlar.

risk yönetimi

Piyasa Kavramları

Emtia Sözlüğü