Dünya karbondan çıkarken metale doğru koşuyor, peki bu koşu emtia piyasalarında on yıllık bir yükseliş dalgası yaratacak mı?
Avustralya doları, Kanada doları, Norveç kronu ve Brezilya reali neden petrol ve maden fiyatlarıyla aynı ritimde nefes alır.
Yerin altındaki servet bir ülkeyi zenginleştirecek gibi görünürken, çoğu zaman onu yoksullaştıran, çürüten ve kavgaya boğan bir lanete dönüşür.
Bir ülkenin sattığı malın fiyatı ile aldığı malın fiyatı arasındaki o sessiz oran, ulusun zenginleşip zenginleşmediğini tek başına ele verir.
Bir ülke yerin altından servet bulur, parası değerlenir ve fark etmeden kendi fabrikalarını rekabet dışı bırakır.
Dünyanın metal iştahının yarısını tek başına taşıyan bir ülkenin inşaat sahaları yavaşladığında demir cevherinden bakıra kadar her fiyatın neden titrediğinin hikayesi.
Dünya petrolünün yarısına yakınını çıkaran ülkelerin bir masaya oturup kim ne kadar üretecek diye pazarlık ettiği ve fiyatı bu pazarlıkla yöneten dev kartelin hikayesi.
Dünyanın petrolü dolarla almaya alışması, o yeşil kağıdı sıradan bir paradan çıkarıp gezegenin ortak rezervine çevirdi.
Hayat pahalılığı azdığında çoğu varlık erirken petrolün, bakırın ve buğdayın neden tam tersine parladığının hikayesi.
On yıllara yayılan dev bir fiyat dalgası nasıl doğar, neden bu kadar uzun sürer ve sonunda neden mutlaka kırılır.
Altının kaderini belirleyen tek bir gizli kol var, o da bankadaki paranın enflasyon düşüldükten sonra elinde gerçekten ne bıraktığı.
Doların değeri değişince dünyanın her köşesindeki petrol, bakır ve buğday fiyatı sessizce el değiştirir.