İçeriğe geç
Fiyatlar yükleniyor...

OPEC+ ve Üretim Kotaları

Dünya petrolünün yarısına yakınını çıkaran ülkelerin bir masaya oturup kim ne kadar üretecek diye pazarlık ettiği ve fiyatı bu pazarlıkla yöneten dev kartelin hikayesi.

OPEC+ ve Üretim Kotaları

Dünyanın en büyük petrol üreticilerinin yılda birkaç kez bir salonda toplandığını düşün. Masanın bir ucunda Suudi Arabistan, diğer ucunda Rusya, aralarında da Irak'tan Nijerya'ya, Kazakistan'dan Birleşik Arap Emirlikleri'ne kadar bir sürü ülke oturuyor. Konuştukları tek bir şey var. Önümüzdeki aylarda her biri kuyularından ne kadar petrol çıkaracak? Çünkü hepsi biliyor ki gereğinden fazla pompalarsa fiyat çakılır, kıstıkça da fiyat tırmanır. İşte bu masaya ve bu pazarlığa OPEC+ diyoruz. Geleneksel petrol ihraç eden ülkeler örgütü OPEC ile onun dışında kalan ama aynı dertten muzdarip Rusya öncülüğündeki üreticilerin kurduğu geniş ittifak. Amaçları sade. Üretim musluğunu hep birlikte ayarlayarak petrol fiyatını kendilerine yarayan bir bantta tutmak.

Bu kavramı anlamak, petrol fiyatının neden bazen bir gecede yön değiştirdiğini anlamanın en doğrudan yolu. OPEC+ sıradan bir kuruluş değil, dünya ham petrol arzının neredeyse yarısını elinde tutan bir koalisyon. Tek bir toplantı tutanağı, binlerce kilometre uzaktaki bir benzin istasyonunun fiyatını belirleyebilir. İşin asıl güzelliği ise bu gücün ne kadar kırılgan olduğunda saklı. Çünkü masadaki herkes aynı anda hem ortak hem rakip.

Önce kartel mantığını oturtalım

OPEC+'ın işleyişini kavramak için aklımıza basit bir benzetme getirelim. Diyelim ki bir kasabada beş tane fırın var ve hepsi aynı ekmeği satıyor. Eğer her fırın istediği kadar ekmek pişirirse, ortalık ekmekten geçilmez, fiyat dibe vurur ve hiçbiri para kazanamaz. Ama beş fırıncı bir araya gelip her birinin günde kaç ekmek çıkaracağına karar verirse, arzı kısıp fiyatı yüksek tutabilirler. Herkes biraz daha az satar ama her ekmekten çok daha fazla kazanır.

Petrol piyasası tam da bu mantıkla çalışır, sadece ölçeği çok daha büyük. Petrol talebi kısa vadede pek değişmez. İnsanlar arabasına benzin almak, fabrikalar üretmek zorunda. Fiyat biraz arttı diye tüketim hemen düşmez. İşte bu özellik, arzı kontrol edebilen bir grup için altın değerinde. Çünkü musluğu birazcık kısarsan, talep aynı kalırken fiyat hatırı sayılır biçimde fırlar.

OPEC+ bu yüzden var. Tek tek her ülke kendi başına ne kadar üreteceğine karar verirse, hepsi birden daha çok satıp pazar payı kapmaya çalışır, sonuçta arz şişer ve fiyat çöker. Ama bir masaya oturup herkesin payını paylaştırırlarsa, toplam üretimi sınırlayıp fiyatı yukarıda tutarlar. Bu paylaşıma da üretim kotası diyoruz. Yani her ülkeye biçilen aylık üretim tavanı.

Kota nasıl bir matematiğe dayanır

Bir kotanın nasıl çalıştığını somut bir tabloyla görelim. İttifak önce dünyanın ne kadar petrole ihtiyacı olduğunu tahmin eder, kendi dışındaki üreticilerin ne çıkaracağını düşer ve kalan boşluğu üyeleri arasında paylaştırır. Diyelim ki günlük toplam üretimini belli bir tavanda tutmaya karar verdi. Bu tavanı ülkelere şöyle dağıtabilir.

Ülke Günlük kota (milyon varil) Toplam içindeki payı
Suudi Arabistan 10,5 yüzde 26
Rusya 10,0 yüzde 25
Irak 4,4 yüzde 11
Diğer üyeler 15,1 yüzde 38
Toplam 40,0 yüzde 100

Bu tablonun anlattığı şey basit. Suudi Arabistan ile Rusya neredeyse omuz omuza, ikisi birlikte ittifakın yarısına yakınını çıkarıyor. Geri kalan ülkeler de paylarına düşeni pompalıyor. İttifak fiyatı yükseltmek isterse bu tavanı topluca aşağı çeker, herkesin kotasından orantılı bir kesinti yapar. Fiyatı bastırmak ya da pazar payı kapmak isterse tavanı yukarı açar.

Önemli incelik şu. Kota mutlak bir rakam değil, sürekli pazarlık konusu. Bir ülkenin kuyuları yaşlanıp üretimi düşerse kotası gerçekçi olmaktan çıkar. Yeni bir ülke katılırsa pastadan ona da pay vermek gerekir. Bu yüzden her toplantı aslında bir paylaşım kavgası. Herkes kendi tavanını yüksek, başkasınınkini düşük tutmaya çalışır.

OPEC neden artıya ihtiyaç duydu

Eski OPEC tek başına yıllarca piyasayı yönetti ama bir noktada gücü zayıfladı. Sebep, örgüt dışında kalan üreticilerin büyümesiydi. Özellikle Rusya tek başına devasa bir üretici haline geldi. OPEC musluğu kısıp fiyatı yukarı çektiğinde, Rusya boşluğu doldurup pazar payı kapıyordu. Yani OPEC fedakarlık yapıyor, meyvesini başkası topluyordu.

Bu çıkmazdan kurtulmanın tek yolu rakibi masaya ortak etmekti. 2016 sonunda OPEC ile Rusya öncülüğündeki on küsur üretici el sıkıştı ve kotaları artık birlikte belirlemeye karar verdi. İşte OPEC'in sonundaki o artı işareti tam da bunu anlatıyor. Eski örgüt artı dışarıdaki büyük üreticiler. Böylece masadaki ülkelerin elindeki toplam arz, dünya üretiminin yarısına yakınına çıktı ve ittifakın fiyat üzerindeki gücü ciddi biçimde arttı.

Bu ortaklık aslında bir mecburiyet evliliği. Suudi Arabistan ile Rusya birbirine pek güvenmez, çıkarları her konuda örtüşmez. Ama ikisi de tek başına fiyatı yönetemeyeceğini gördü. Birlikte hareket ettiklerinde kazanan, ayrı düştüklerinde ikisi de kaybeden bir denklem kurdular. Bu denklemin ne kadar kırılgan olduğunu ise en sert biçimde 2020 baharında gördük.

2020 fiyat savaşı ve dev kesinti

Anlattığımız bütün o kırılganlık, 2020 ilkbaharında ders kitabına geçecek bir krize dönüştü. Pandemi dünyayı durdururken, ittifakın iki büyük ortağı tam da en kötü anda masada anlaşmazlığa düştü ve fiyat savaşı başladı.

Piyasa hafızası. 2020 Mart başında Suudi Arabistan ile Rusya kesinti konusunda anlaşamayınca Riyad muslukları sonuna kadar açtı ve fiyatı kırıp rakibini dize getirmeye çalıştı. Pandemi talebi zaten çökertmişti, bu arz seli fiyatı tarihte görülmemiş diplere savurdu. Birkaç hafta sonra iki taraf aklını başına topladı ve Nisan ayında OPEC+ tarihinin en büyük üretim kesintisine imza attı, günlük yaklaşık 10 milyon varili piyasadan çekti. Önce birbirini boğmaya çalışan ittifak, sonra el ele verip fiyatı uçurumun kenarından geri çekti.

Bu hikaye ittifakın iki yüzünü birden gösterir. Bir yanda anlaşma bozulduğu an petrol fiyatının ne kadar hızla çökebileceğini, diğer yanda aynı ülkelerin el birliğiyle ne büyük bir arzı bir kalemde piyasadan silebileceğini. Günlük 10 milyon varil, dünya talebinin yaklaşık onda biri.

Kesinti meyvesini verdi. Fiyat aylar içinde toparlandı, dipten çıkıp yeniden makul bir bandın üstüne tırmandı. Ama bu süreç ittifaka şunu da hatırlattı. Güç, ancak birlik bozulmadığı sürece güç. İki ortak birbirine girdiği anda en büyük silah, herkesi vuran bir boomeranga dönüşüyor.

Atıl kapasite denen gizli koz

OPEC+'ı asıl güçlü kılan tek şey kota değil. Bir de atıl kapasite dediğimiz sessiz koz var. Atıl kapasite, bir ülkenin kısa sürede devreye sokabileceği ama şu an kullanmadığı ekstra üretim gücü. Yani açabileceği ama kapalı tuttuğu kuyular. Bu kapasitenin neredeyse tamamı Suudi Arabistan'ın elinde duruyor, çok daha azı diğer Körfez ülkelerinde.

Bu kozun değeri kriz anında ortaya çıkar. Diyelim ki dünyanın bir yerinde bir savaş çıktı ve günlük birkaç milyon varil arz aniden kesildi. Fiyatlar fırlamaya başlar. İşte tam o anda Suudi Arabistan atıl kapasitesini devreye sokup boşluğu doldurabilirse, fiyatın çıldırmasını engeller. Bu yüzden Suudi Arabistan sadece çok petrol çıkardığı için değil, çıkarmadığı petrol yüzünden de piyasanın merkezinde oturur.

Atıl kapasite aynı zamanda bir caydırıcı. Piyasa, Suudi Arabistan'ın elinde devreye sokulmaya hazır milyonlarca varil olduğunu bilir ve bu bilgi tek başına fiyatın aşırı tırmanmasını frenler. Atıl kapasite eridiğinde ise piyasa gerginleşir, çünkü beklenmedik bir kesintiyi telafi edecek tampon kalmamış olur. Bu yüzden tüccarlar sadece bugünkü üretime değil, ittifakın elinde ne kadar yedek güç kaldığına da bakar.

Uyum sorunu kartelin zayıf karnı

Şimdi gelelim her kartelin başına bela olan o derde. Üyelerin söz verdikleri kotaya gerçekten uyup uymadığı. Buna uyum sorunu diyoruz. Çünkü her ülkenin gizli bir kışkırtması var. Herkes kotaya uysa fiyat yüksek kalır. Ama tek bir ülke gizlice fazladan pompalarsa, hem yüksek fiyattan hem de fazladan sattığı varilden kazanır. Yani kurallara uyan kaybeder, hile yapan kazanır gibi görünür.

Bu kışkırtma yüzünden bazı üyeler kotalarını sürekli aşar. Özellikle bütçesi sıkışan, paraya acil ihtiyacı olan ülkeler söz verdiklerinden fazlasını çıkarmaya meyleder. İttifak bu yüzden üyelerin gerçek üretimini bağımsız kaynaklarla izler ve toplantılarda kotayı aşanları sıkıştırır. Bazı dönemlerde aşan ülkenin sonraki ay fazladan kesinti yapması istenir, böylece kaytarmanın bedeli ödetilir.

İşin matematiği şöyle işler. İttifak toplamda yüzde yüz uyum sağlarsa fiyat hedefe oturur. Ama uyum yüzde 80'e düşerse, beklenenden fazla mal piyasaya akar ve fiyat hedefin altında kalır. Bu yüzden ittifakın açıkladığı kesinti rakamı ile sahada gerçekleşen kesinti çoğu zaman aynı olmaz. Deneyimli bir gözcü, açıklanan kota rakamına değil, üyelerin geçmişteki uyum karnesine bakarak gerçek arzı tahmin eder.

ABD shale'in değiştirdiği denklem

OPEC+'ın gücünü asıl sınayan rakip ise masada bile değil. ABD'nin kaya petrolü, yani shale üretimi. Geleneksel petrol kuyuları yıllar süren dev yatırımlar ister ve bir kez açıldığında uzun süre pompalar. Shale ise bambaşka bir hayvan. Çok sayıda küçük kuyudan oluşur, hızlı açılır, hızlı tükenir ve en önemlisi, fiyat sinyaline çok çabuk tepki verir.

Bu hız OPEC+ için baş ağrısı. İttifak fiyatı yukarı çekmek için musluğu kıstığında, yüksek fiyat ABD'li shale üreticilerini harekete geçirir. Onlar hemen yeni kuyular açar, üretimi artırır ve OPEC+'ın bıraktığı boşluğu doldurur. Yani ittifak fedakarlık yaparak fiyatı yükseltir, meyvesinin bir kısmını rakip toplar. Fiyatı çok yükseltirsen kendi rakibini besler ve pazar payını kaptırırsın.

Bu denklem bir denge oyununa dönüşür. OPEC+ fiyatı öyle bir bantta tutmaya çalışır ki, kendi bütçelerine yetecek kadar yüksek ama shale'i çılgınca büyütmeyecek kadar ölçülü olsun. Çok yükselirse shale seli gelir, çok düşerse kendi geliri çöker. İşte bu yüzden OPEC+ kararları artık binlerce kilometre ötedeki Teksas sahalarına bir göz kırparak alınıyor. İttifakın eski mutlak hakimiyeti, artık görünmez bir rakiple paylaşılan bir denge sanatına dönüştü.

Piyasa bunu nasıl okur

Bütün bu tabloyu bir yatırımcı ya da tüccar gözüyle toparlayalım. OPEC+ toplantıları petrol piyasasının en çok izlenen takvim olaylarından. Çünkü tek bir karar, arzın yönünü aylarca belirleyebilir. İttifak beklenenden büyük bir kesinti açıklarsa fiyat fırlar, beklenenden gevşek davranırsa düşer. Ama işin püf noktası, açıklanan rakamın tek başına yeterli olmaması.

Deneyimli bir okuyucu üç şeye birden bakar. Birincisi açıklanan kota, yani niyet. İkincisi üyelerin uyum karnesi, yani bu niyetin sahada ne kadar gerçeğe döneceği. Üçüncüsü atıl kapasite, yani ittifakın elinde gerektiğinde oynayacak ne kadar yedek koz kaldığı. Bu üçü birlikte okunduğunda, manşetteki rakamın arkasındaki gerçek tablo ortaya çıkar.

Sonuçta OPEC+, petrol fiyatının üstündeki en güçlü tek el. Ama bu el ne mutlak ne de sınırsız. İçeride uyum sorunuyla, dışarıda shale rakibiyle, ortaklar arasında güven kırılganlığıyla boğuşur. Petrolü gerçekten anlamak isteyen, bu masada dönen pazarlığa ve Suudi Arabistan'ın elinde ne kadar yedek varil durduğuna da bakmak zorunda. Çünkü çoğu zaman petrolün kaderini tarlalar değil, o salonda atılan imzalar belirliyor.

Makroekonomi

Piyasa Kavramları

Emtia Sözlüğü