Bir ülke düşünün, kazancının büyük kısmını yerden çıkardığı şeyden sağlasın. Avustralya demir cevheri ve kömür satar, Kanada petrol ve tahıl, Norveç Kuzey Denizi'nden çıkan ham petrol, Brezilya soya ve demir cevheri. Bu ülkelerin parası da doğal olarak sattıkları hammaddenin fiyatına bağlanır. Maden ve enerji pahalandığında ülkeye para akar, yerel para güçlenir. Fiyatlar çökünce aynı film ters çalışır. İşte piyasacıların "emtia para birimleri" dediği grup tam olarak bunu anlatır. Avustralya doları, Kanada doları, Norveç kronu, Yeni Zelanda doları ve Brezilya reali bu kulübün en bilinen üyeleri.
Bu paraları anlamanın en kestirme yolu, onları birer hammadde bileti gibi düşünmek. Avustralya dolarını alan biri aslında biraz da demir cevherine ve kömüre bahis oynar. Kanada dolarını tutan kişi petrol fiyatının yönüne dair dolaylı bir pozisyon taşır. Para birimi ile altındaki emtia arasındaki bağ o kadar sıkı çalışır ki, trader masalarında Avustralya dolarına çoğu zaman kısaca "Aussie", emtia bağını vurgulamak için de "demir cevheri parası" derler. Kanada dolarına da petrolle olan akrabalığından dolayı yarı şakayla "petrodolar" takılırlar.
Neden hammaddeyle birlikte hareket eder
İşin kalbinde basit bir gelir hikayesi yatar. Bir ülke ihracatının önemli bir bölümünü tek bir mal grubundan kazanıyorsa, o malın fiyatı ülkenin kasasına giren döviz miktarını belirler. Demir cevheri tonu pahalandığında Avustralyalı madenci şirketler daha çok dolar kazanır, bu doları yurda getirip Avustralya dolarına çevirir. Talep artar, yerel para değerlenir.
Buradaki teknik kavramın adı ticaret hadleri. Bir ülkenin sattığı malların fiyatını, aldığı malların fiyatına oranlar. İhraç ettiğiniz emtia pahalanıp ithal ettiğiniz mallar yerinde sayınca ticaret hadleri lehinize döner. Aynı miktarda demir cevheri satarak daha çok ithal mal alabilir hale gelirsiniz. Ülke zenginleşir, para da bunu yansıtır. Petrol veya maden çökünce mekanizma tersine işler, milli gelir daralır, para zayıflar.
İkinci katman cari denge. Emtia fiyatları yüksekken bu ülkeler genelde ticaret fazlası verir, yani yurt dışına sattıkları dışarıdan aldıklarını aşar. Fazla veren bir ekonomiye sürekli döviz girer, bu da yerel paraya doğal bir destek sağlar. Fiyatlar düşüp fazla erimeye başlayınca destek de zayıflar.
Carry ve faiz farkı boyutu
Emtia para birimlerini bir başka klasik özellik öne çıkarır, yüksek faiz. Avustralya ve Yeni Zelanda uzun yıllar boyunca gelişmiş ülkeler arasında en yüksek faizi sunan adresler oldu. Bu durum onları "carry trade" denilen stratejinin gözdesi yaptı.
Carry trade'in mantığı sade. Faizi düşük bir paradan, mesela Japon yeninden veya İsviçre frangından borçlanırsınız, o parayı satıp faizi yüksek bir paraya, mesela Avustralya dolarına geçersiniz. Yüksek faizli ülkede parayı bekletip aradaki faiz farkını cebe atarsınız. Kur sabit kaldığı sürece bu fark cebe net kazanç olarak girer.
Küçük bir örnekle bakalım. Diyelim Avustralya'da faiz yüzde 4, Japonya'da sıfıra yakın. Yatırımcı 1 milyon dolarlık yeni borçlanıp Avustralya dolarına çevirir. Yıl boyunca kur oynamazsa eline yaklaşık 40 bin dolarlık faiz farkı geçer. Burada her şey kurun sakin kalmasına bakar. Avustralya doları yıl içinde yeni karşısında yüzde 5 değer kaybederse, 40 binlik faiz kazancı kur zararının altında kalır ve işlem zarara döner. Carry'nin tatlı tarafını faiz, acı tarafını bu kur riski oluşturur.
Bu yüzden emtia paraları, küresel iştah yerindeyken yatırımcıyı kendine çeker. Faiz farkı cazip, emtia fiyatları güçlü, ortam keyifli. Herkes carry kurmaya koşar, bu da paraları daha da yukarı iter.
Risk iştahı düğmesi
Tam burada kritik bir kavram devreye girer, risk iştahı. Emtia para birimleri piyasanın iyimser olduğu dönemlerde parlar, korku bastırdığında ilk terk edilenler arasına girer. Trader dilinde bunlara "riskli paralar" denir, çünkü dünya geneli iyi giderken yükselir, panik anında sertçe satılır.
Mantığı şöyle. Küresel büyüme hızlıyken fabrikalar çok hammadde ister, emtia fiyatları artar, emtia ihracatçısı ülkelerin parası kazanır. Üstüne yatırımcının iştahı açık seyreder, carry kurmaktan çekinmez. İki rüzgar aynı yöne eser. Ama bir kriz patlak verdiğinde sıralama tersine döner. Büyüme korkusu emtia fiyatını aşağı çeker, aynı anda yatırımcı carry pozisyonlarını kapatıp güvenli limanlara, dolara ve yene kaçar. Emtia paraları iki cepheden birden vurulur.
Bu davranış yüzünden Avustralya doları zaman zaman küresel risk barometresi gibi okunur. Aussie sert düşüyorsa piyasada bir yerlerde korkunun biriktiğini sezdirir, mesele çoğu zaman sadece Avustralya ekonomisiyle sınırlı kalmaz.
Emtiayla korelasyon nasıl ölçülür
Para ile emtia arasındaki bağı sayıya dökmek için korelasyon kullanılır. Eksi bir ile artı bir arasında gezen bu ölçü, iki şeyin ne kadar birlikte hareket ettiğini gösterir. Artı bire yaklaştıkça paralel, sıfıra yaklaştıkça ilgisiz, eksiye geçtikçe ters yönlü hareketi anlatır.
Kanada doları ile ham petrol arasındaki korelasyon uzun dönemde sık sık yüksek artı bölgede dolaşır. Petrol yükseldiğinde Kanada doları da güçlenmeye meyleder. Avustralya doları ile demir cevheri arasında benzer bir paralellik göze çarpar. Yine de bu bağ taş gibi sabit kalmaz. Faiz kararları, siyasi gelişmeler ya da küresel dolar dalgaları araya girince korelasyon zayıflar, hatta kısa süreliğine kopabilir. Trader bu yüzden korelasyona mutlak bir kanun değil, eğilim olarak bakar.
İşte bağın elle tutulur halini gösteren basit bir tablo, en bilinen üyelerle birlikte.
| Para birimi | Bağlı olduğu ana emtia | Tipik ilişki |
|---|---|---|
| Avustralya doları | Demir cevheri, kömür | Güçlü paralel |
| Kanada doları | Ham petrol | Güçlü paralel |
| Norveç kronu | Kuzey Denizi petrolü | Güçlü paralel |
| Brezilya reali | Soya, demir cevheri | Paralel ama oynak |
| Yeni Zelanda doları | Süt ürünleri | Orta paralel |
Merkez bankası ne yapar
Emtia dalgaları merkez bankalarının da işini doğrudan etkiler. Emtia fiyatı fırladığında ihracatçı ülkeye gelir akar, ekonomi ısınır, enflasyon baskısı artar. Merkez bankası bunu soğutmak için faiz artırma eğilimine girer. Yüksek faiz parayı daha da çeker, bu da emtia kaynaklı değerlenmeyi büyütür.
Tersi durumda, emtia çöktüğünde gelir kurur, ekonomi yavaşlar. Merkez bankası bu sefer büyümeyi desteklemek için faizi indirir. Düşük faiz carry cazibesini söndürür, paradan çıkış hızlanır, değer kaybı derinleşir. Yani merkez bankası tepkisi çoğu zaman emtianın yarattığı ilk hareketi yumuşatmak yerine bir süre besler.
Norveç bu denklemde ilginç bir istisna geliştirdi. Petrol gelirini doğrudan ekonomiye akıtmak yerine devasa bir varlık fonunda biriktirir. Bu tampon, kronu ham petrolün her dalgasından birebir etkilenmekten kısmen korur. Yine de petrol sert düştüğünde Norveç kronunun da nasibini aldığını piyasa defalarca gördü.
2014 dersi
Piyasa hafızası. 2014 ortasında ham petrol varili 100 doların üzerindeyken bir yıl içinde 30'lu seviyelere çakıldı, demir cevheri ve birçok maden de aynı çukura yuvarlandı. Bu çöküş emtia para birimlerini topluca biçti. Avustralya doları, Kanada doları ve Norveç kronu birbiri ardına sert değer kaybetti, Aussie dolar karşısında yüzde 20'yi aşan düşüş yaşadı. O dönem, bu paraların hammadde fiyatına ne kadar sıkı bağlı olduğunu en açık biçimde gösterdi.
O dönemi yaşayan herkes mekanizmayı çıplak gözle gördü. Petrol düşerken Kanada doları zayıfladı, Kanada Merkez Bankası 2015'te faiz indirdi, bu da düşüşü besledi. Avustralya'da demir cevheri çakılınca aynı senaryo tekrarlandı. Norveç krona kadar herkes aynı dalgada savruldu. Üç ayrı ülke, üç ayrı emtia, ama tek bir ortak hikaye.
Yatırımcı için pratik okuma
Bütün bunları bir araya getirince emtia para birimleri aslında çok kullanışlı bir gösterge sunar. Avustralya dolarına bakan biri Çin'in hammadde talebine, dolayısıyla Asya büyümesine dair fikir edinir, çünkü Avustralya madenini büyük ölçüde Çin alır. Kanada doları küresel enerji görünümünün nabzını tutar. Norveç kronu Avrupa enerji dengesine ışık düşürür.
Riskten kaçmak isteyen yatırımcı bu paraların oynaklığına dikkat eder. Emtia paraları iyi günde fazlasını kazandırır, kötü günde fazlasını aldırır. Sakin bir liman değil, dünyanın gidişatına duyarlı bir bahis sunar. Tam da bu yüzden piyasayı okumanın en zengin pencerelerinden birini açar. Bir paranın grafiğine bakarken aslında o ülkenin yerden çıkardığı malın, küresel iştahın ve faiz farkının ortak hikayesini okursunuz. Üç değişken tek bir kurda buluşur, gerisi o hikayeyi doğru çözmekte saklı kalır.