Bir devlet havaya salınan her ton karbonun fiyatını tek kalemde belirleyince, kömürden çimentoya kadar her şeyin maliyetine sessizce yeni bir satır ekleniyor.
Bir devlet teşvik çekini ürünün belli bir oranı yurt içinde üretilmedikçe vermeyeceğini söylediğinde, koca bir tedarik zincirinin haritası bir gecede yeniden çizilir.
Washington'daki kapalı bir komite bir maden ya da liman satışına ulusal güvenlik damgası vurunca milyarlarca dolarlık anlaşma bir gecede masadan kalkar ve sermayenin yönü değişir.
Bir ülke malını kendi maliyetinin altına satıp yabancı pazarı ucuzlukla doldurduğunda, karşı taraf sınıra bir vergi diker ve buna anti-damping önlemi der.
Bir ülke sınırına bir vergi diktiğinde, o vergi sadece ithalatçıyı değil, aynı malın yerli fiyatını ve binlerce kilometre ötedeki tüm fabrikaları sessizce yeniden fiyatlar.
Bir ülke yerin altındaki cevheri dünyaya satmak yerine kapıda durdurup vergiliyor ya da büsbütün yasaklıyor, böylece zenginliğini ham halde değil işlenmiş halde dışarı çıkarmaya zorluyor.
Bir ülke, toprağının altındaki serveti yabancı şirketten geri almaya karar verdiğinde, sadece bir kuyunun değil, bir dengenin de el değiştirdiğini görürsün.