İçeriğe geç
Fiyatlar yükleniyor...

Petrodolar Sistemi

Dünyanın petrolü dolarla almaya alışması, o yeşil kağıdı sıradan bir paradan çıkarıp gezegenin ortak rezervine çevirdi.

Petrodolar Sistemi

Şöyle düşün. Japonya petrol satın almak istiyor ama petrolün altında ne Japon yeni var ne de petrolü satan ülkenin parası. Suudi Arabistan'dan, Nijerya'dan ya da Brezilya'dan varili kim alırsa alsın, faturanın dibinde hep aynı para yazıyor. Amerikan doları. Oysa ne alıcı Amerikalı ne satıcı. İki yabancı, üçüncü bir ülkenin parasıyla pazarlık ediyor. İşte petrolün dünya genelinde dolarla fiyatlanıp dolarla ödenmesine ve bu satıştan doğan gelirin yine dolar varlığına dönmesine petrodolar diyoruz. Tek bir kelime ama altında koca bir düzen yatıyor. Petrol akarken doların da bütün gezegene yayılmasını, herkesin kasasında bir miktar dolar tutmak zorunda kalmasını ve böylece doların sıradan bir ulusal paradan çıkıp dünyanın ortak hesap birimine dönüşmesini anlatıyor. Petrolü anlamak için biraz da bu paranın hikayesini bilmek gerekiyor.

Neden bir para petrole yapışır

Önce şu soruyu soralım. Petrol gibi her ülkenin ihtiyaç duyduğu bir malı neden tek bir parayla fiyatlarsın? Cevap aslında pratiklikte saklı. Petrol günde milyonlarca varil el değiştiriyor ve bu ticaret dünyanın her köşesine yayılıyor. Eğer her ülke kendi parasıyla fiyat verseydi, alıcı her seferinde onlarca farklı kurla boğuşmak zorunda kalırdı.

Ortak bir para bu kargaşayı tek hamlede sadeleştiriyor. Singapur'daki bir rafineri, Norveç petrolüyle Suudi petrolünü aynı birimle kıyaslayabiliyor. Tüccar tek bir fiyat ekranına bakıp dünyanın her yerindeki varili karşılaştırıyor. Bu ortak dil ticareti hızlandırıyor, pazarlığı kolaylaştırıyor ve maliyeti düşürüyor.

Peki neden dolar? Çünkü İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerikan ekonomisi dünyanın en büyüğüydü, parası en derin ve en güvenilir sistemdi. Dolar her yerde kabul görüyor, her yerde bozdurulabiliyordu. Bir mal ne kadar yaygın alınıp satılıyorsa, fiyatının en likit ve en güvenilir parayla yazılması o kadar mantıklı geliyor. Petrol de dünyanın en çok ticareti yapılan malı olunca, doğal olarak en güçlü paraya yaslandı.

1974 dönemeci

Piyasa hafızası. 1974 yılında Amerika ile Suudi Arabistan arasında varılan anlaşmanın ardından petrol satışlarının dolarla fiyatlanması iyice yaygınlaştı. Suudiler petrolünü dolarla satacak, kazandıkları dolarları da Amerikan tahvillerine ve varlıklarına yatıracaktı. Bu düzen kısa sürede diğer üreticilere de yayıldı ve petrodolar sistemi doğdu. Böylece dolar, altına bağlı olmaktan çıktığı bir dönemde küresel rezerv para statüsünü petrol üzerinden yeniden çakıladı.

Bu anlaşmanın zamanlaması tesadüf değil. Hemen öncesinde Amerika doları altına çevirme sözünden vazgeçmişti. Yani dolar artık somut bir madene bağlı bir söz taşımıyordu, sadece bir kağıttı. Tam da o boşlukta petrol devreye girdi ve dolara yeni bir dayanak verdi. Altının yerini bir bakıma petrol aldı.

Mantık şöyle işliyordu. Dünyanın petrole ihtiyacı vardı, petrol ise dolarla satılıyordu. O zaman petrol almak isteyen herkesin elinde dolar bulundurması gerekiyordu. Japonya, Almanya, Hindistan, hepsi enerji faturasını ödemek için sürekli dolar biriktirmek zorundaydı. Bu da dolara sürekli ve sönmeyen bir talep yarattı.

İşin bir de geri dönüş ayağı vardı. Petrol satan ülkeler kasalarına akan devasa dolar yığınını boş tutmuyor, çoğunu yine Amerikan tahvillerine yatırıyordu. Yani petrolden kazanılan dolar, dolaşıp tekrar Amerika'ya dönüyordu. Bu döngüye petrodolar geri dönüşümü deniyor. Amerika hem ucuza borçlanıyor hem de parasının dünyaya yayılmasını izliyordu.

Rezerv para olmak ne demek

Petrodolar düzeninin asıl sonucu doları bir rezerv paraya çevirmesinde yatıyor. Rezerv para dediğimiz şey, ülkelerin merkez bankalarında yedek olarak tuttuğu, uluslararası ticarette ve borçlanmada başvurduğu para anlamına geliyor. Sıradan bir ulusal para gibi değil, dünyanın güvendiği ortak bir değer deposu gibi davranıyor.

Bunun ardındaki sebep yine güvene ve yaygınlığa dayanıyor. Bir merkez bankası elinde yedek tutacağı parayı seçerken iki şey arar. Para her yerde geçerli olmalı ve değeri görece istikrarlı kalmalı. Dolar petrol sayesinde her limanda, her bankada geçerli hale gelince bu iki şartı da fazlasıyla karşıladı. Petrol almak için dolar gerekiyordu, dolayısıyla herkes dolar tutuyordu.

Bu statünün Amerika'ya sağladığı ayrıcalık muazzam. Kendi parasıyla borçlanabiliyor, başka bir paraya muhtaç olmuyor. Dünya doları istediği için Amerika daha düşük faizle borç bulabiliyor. Üstelik bütçe açığını büyütse bile, dolara olan küresel talep bu yükü taşımaya devam ediyor. Bir Fransız iktisatçının yıllar önce dediği gibi, bu adeta abartılı bir ayrıcalık. Başka hiçbir ülke kendi parasını basıp dünyaya bu kadar rahat ihraç edemiyor.

Görünmez bir güç döngüsü

Petrodolar sistemini bir döngü olarak görmek en açıklayıcısı. Halkalar birbirini besliyor ve sistem kendi kendini ayakta tutuyor.

İlk halkada petrol dolarla fiyatlanıyor. İkinci halkada petrole ihtiyaç duyan her ülke dolar biriktirmek zorunda kalıyor. Üçüncü halkada bu talep doları güçlü ve aranan bir para yapıyor. Dördüncü halkada güçlü dolar Amerika'ya ucuz borçlanma imkanı veriyor. Beşinci halkada petrol satan ülkeler kazandıkları doları yine Amerikan varlıklarına yatırıyor ve döngü başa dönüyor.

Bu zincirin güzelliği kendini pekiştirmesinde. Dolar güçlü olduğu için petrol dolarla fiyatlanıyor, petrol dolarla fiyatlandığı için de dolar güçlü kalıyor. Bir kere kurulduğunda bozulması çok zor bir denge bu. Herkes dolar kullandığı için sen de dolar kullanıyorsun, sen kullanınca sistem daha da sağlamlaşıyor. İktisatçılar buna ağ etkisi diyor. Tıpkı herkesin aynı dili konuştuğu için o dilin daha da yaygınlaşması gibi.

Yuan ile fiyatlama denemeleri

Son yıllarda bu tablonun kenarından çatlaklar belirmeye başladı. Çin dünyanın en büyük petrol ithalatçısı haline geldi ve doğal bir soru sordu. Madem en çok petrolü ben alıyorum, neden kendi paramla, yani yuanla ödemeyeyim?

Çin bu fikri laftan eyleme döktü. Şanghay'da yuan cinsinden petrol vadeli kontratları başlattı. Bazı üreticilerle petrolü kısmen yuanla alma görüşmeleri yürüttü. Rusya gibi Batı yaptırımlarıyla dolar sisteminden dışlanan ülkelerle ticaretini giderek yuana ve başka paralara kaydırdı. Yaptırım altındaki bir satıcı için dolar zaten riskli hale gelince, yuan cazip bir kaçış yolu sundu.

Ama bu denemelerin önünde ciddi engeller duruyor. Yuan henüz serbestçe alınıp satılan bir para değil, Çin sermaye hareketlerini sıkı tutuyor. Petrolünü yuanla satan bir üretici elindeki yuanı istediği gibi dünyada harcayamıyor, çoğu zaman yine Çin malı almak zorunda kalıyor. Dolar sisteminin sunduğu o sınırsız özgürlük yuanda henüz yok. Bu yüzden petroyuan tartışması gerçek bir başlangıç olsa da, doların yerini almaktan çok uzakta duruyor.

Dedolarizasyon gerçek mi

Bu denemelerin hepsi son zamanlarda sık duyduğumuz bir başlık altında toplanıyor. Dedolarizasyon, yani dünyanın yavaş yavaş dolar bağımlılığından kurtulma çabası. Özellikle yükselen ekonomiler kendi aralarındaki ticarette doları atlamanın yollarını arıyor, bazı ülkeler petrolü ya da diğer malları kendi paralarıyla takas etmeyi deniyor.

Bunun arkasında soğuk bir hesap var. Doların dünyaya hakim olması Amerika'ya sadece ekonomik değil, siyasi bir koz da veriyor. Bir ülkeyi dolar sisteminden dışlamak, onu küresel ticaretten koparmaya yetiyor. Yaptırımlarla karşılaşan ülkeler bu kırılganlığı acı biçimde gördü ve doğal olarak alternatif aramaya başladı. Mesele çoğu zaman ekonomiden çok güvenlik kaygısı.

Yine de gerçeği abartmamak gerek. Dünya ticaretinin ve rezervlerinin büyük kısmı hala dolarla dönüyor, hiçbir para ona yaklaşamıyor bile. Bir paranın küresel rezerv olması için derin ve özgür piyasalar, güçlü kurumlar ve onlarca yıllık güven ister. Bu bir gecede kurulmaz, kolay kolay da yıkılmaz. Dedolarizasyon gerçek bir eğilim ama ağır çekim bir eğilim. Belki dolar tek hakim olmaktan çıkıp payını biraz başkalarıyla paylaşacak, ama tahtından inmesi yılları, belki nesilleri alacak bir süreç.

Küçük bir hesapla dolar talebi

Bu döngünün boyutunu sayılarla görmek faydalı. Diyelim ki bir ülke günde 4 milyon varil petrol ithal ediyor ve varilin fiyatı 80 dolar. O zaman günlük petrol faturası 320 milyon dolar tutuyor.

Kalem Değer
Günlük ithalat 4 milyon varil
Varil fiyatı 80 dolar
Günlük dolar ihtiyacı 320 milyon dolar
Yıllık dolar ihtiyacı yaklaşık 117 milyar dolar

Hesap basit ama çarpıcı. Tek bir ülke, sırf petrol alabilmek için yılda yaklaşık 117 milyar dolar bulundurmak ya da kazanmak zorunda. Şimdi bunu dünyadaki onlarca büyük ithalatçıyla çarp. Ortaya petrol yüzünden sürekli dönen devasa bir dolar talebi çıkıyor. İşte petrodolar sisteminin görünmez motoru tam olarak bu. Her gün, her limanda, her varil için birileri dolar arıyor ve bu arayış doları ayakta tutuyor.

Bu örnek dedolarizasyon tartışmasının neden bu kadar yavaş ilerlediğini de gösteriyor. O ülke yarın petrolünü yuanla almaya karar verse bile, elindeki yuanı dünyada aynı rahatlıkla harcayamayacağı için dolardan tümüyle kopması zor. Talebin büyüklüğü, sistemin neden bu kadar kökleştiğini anlatıyor.

Emtia okuyucusu için anlamı

Petrolü ya da herhangi bir emtiayı izleyen biri için petrodolar düzeni göz ardı edilemez bir arka plan. Birinci ders, petrol fiyatının her zaman dolar cinsinden okunduğu. Dolar güçlendiğinde, varilin dolar fiyatı sabit kalsa bile başka paralarla ödeyen ülkeler için petrol pahalanır. Yani doların kendi değeri, petrolün fiyatına dolaylı ama güçlü bir biçimde karışır.

İkinci ders, petrol ve doların çoğu zaman ters yönde hareket ettiği. Dolar zayıfladığında petrolün dolar fiyatı genelde yükselir, çünkü daha zayıf bir parayla aynı varili almak için daha çok dolar gerekir. Bu yüzden tecrübeli bir gözlemci petrol grafiğine bakarken bir gözünü de doların seyrinde tutar. İkisini ayrı düşünmek eksik bir okuma olur.

Üçüncü ders ise en geniş olanı. Petrolün hangi parayla fiyatlandığı sadece bir muhasebe ayrıntısı değil, küresel güç dengesinin bir aynası. Yuan denemeleri, yaptırımlar, dedolarizasyon başlıkları aslında hepsi aynı satrancın taşları. Emtia fiyatlarını okuyan biri artık yalnızca arzı, talebi ve stoğu değil, bu malların hangi parayla alınıp satıldığını ve o paranın arkasındaki jeopolitik gerilimi de hesaba katmak zorunda. Petrol her zaman sadece petrol değil, üstünde hangi paranın yazdığı da en az kendi fiyatı kadar konuşulan bir mal.

Makroekonomi

Piyasa Kavramları

Emtia Sözlüğü