İçeriğe geç
Fiyatlar yükleniyor...

Soya Yağı Payı (Oil Share)

Bir soya fasulyesini ezdiğinizde çıkan değerin ne kadarı yağdan, ne kadarı undan geliyor sorusunun tek bir orana sığmış cevabı.

Soya Yağı Payı (Oil Share)

Bir soya fasulyesini değirmene atıp ezdiğinizde geriye iki ürün kalır. Bir tarafta sıvı soya yağı, diğer tarafta protein dolu soya unu. İşte soya yağı payı tam da burada devreye giriyor. Bu iki ürünün toplam değeri içinde yağın kapladığı dilimi ölçüyor. Yani fasulyeyi ezip sattığınızda cebinize giren paranın yüzde kaçını yağ getiriyor, gerisini un mu sırtlıyor sorusunun tek bir orana sığmış hali. Tahıl masasında oturan biri için bu oran, soya kompleksinin nabzını tutmanın en hızlı yollarından biri sayılır.

Adı kulağa teknik geliyor ama mantığı son derece sezgisel. Pizzayı iki dilime böldüğünüzü düşünün. Bir dilim yağ, bir dilim un. Pizzanın boyutu aynı kalsa bile dilimlerin büyüklüğü piyasanın ruh haline göre kayar. Yağa talep artarsa yağ dilimi şişer, un dilimi küçülür. Soya yağı payı işte bu kaymayı takip eden bir gösterge. Ezmeciden tut fonlara kadar herkes bu dilimlerin nasıl bölündüğüne bakarak nerede para kazanacağını anlamaya çalışıyor.

Ezme değeri neyin toplamı

Soya fasulyesinin tek başına bir fiyatı var ama o fasulye işlenmeden önce kimsenin sofrasına ya da deposuna girmiyor. Fabrika fasulyeyi alıyor, eziyor, içinden yağı ayırıyor ve geriye un kalıyor. Bir birim fasulyeden çıkan yağ ve un miktarı kabaca sabit. Genel olarak ezilen ağırlığın büyük kısmı una dönüşüyor, görece küçük bir dilimi yağ oluyor. Yani fiziksel olarak baktığınızda un, yağı kütle bakımından fersah fersah geride bırakıyor.

Ama kütle başka, para başka. Yağ kilogram başına daha pahalı bir ürün. Un ise ucuz ama bol. Bu yüzden ezme değeri dediğimiz toplam, çıkan yağın değeri ile çıkan unun değerinin birbirine eklenmesinden doğuyor. Soya yağı payı da bu toplamın içinde yağın payını yüzdeyle anlatıyor. Formül kafada kolay kuruluyor. Yağdan gelen para, yağ artı un parasının toplamına bölünüyor.

Diyelim ki bir birim fasulyeden çıkan yağın piyasa değeri 32 dolar, çıkan unun değeri ise 48 dolar olsun. Toplam ezme değeri 80 dolar eder. Yağın payı 32 bölü 80, yani yüzde 40 çıkar. Geriye kalan yüzde 60 unun olur. İşte bu yüzde 40 rakamı, o gün için soya yağı payını veriyor. Yarın yağ pahalanır da değeri 40 dolara çıkarsa, un aynı kalsa bile pay yüzde 45 seviyesine tırmanır. Oran değişti diye fasulyenin kendisi değişmedi, sadece masadaki paranın bölüşümü kaydı.

Geleneksel denge nasıl kurulur

Uzun yıllar boyunca soya kompleksinde unun ağır bastığı bir düzen hakimdi. Soya unu hayvancılığın bel kemiği. Tavuk, domuz, sığır besisinde protein kaynağı olarak unu kullanıyorlar. Dünya nüfusu büyüdükçe et talebi arttı, et talebi arttıkça yem talebi tırmandı ve un her zaman güçlü bir alıcı kitlesi buldu. Yağ tarafı da boş durmuyordu elbette. Kızartmadan margarine kadar mutfak yağ tüketiyor. Ama un, talebin asıl lokomotifi olarak öne çıkıyordu.

Bu yüzden soya yağı payı tarihsel olarak belli bir bantta gezinirdi. Yağ dilimi genelde toplamın üçte birine yakın bir yerde dururdu, un ise aslan payını alırdı. Piyasayı uzun süre izleyenler bu dengeyi bir tür yerçekimi gibi görürdü. Pay yukarı çıksa da aşağı inse de eninde sonunda o ortalama banda geri dönerdi. Ezmeciler de planlarını bu alışkanlık üzerine kurardı.

Yenilenebilir dizel her şeyi değiştirdi

Sonra denklemi kökünden sarsan bir alıcı sahneye çıktı. Yenilenebilir dizel. Bu yakıt, bitkisel yağları işleyerek motorlarda kullanılabilen bir dizele dönüştürüyor ve hammaddesinin başında soya yağı geliyor. Eskiden yağ talebi neredeyse tamamen sofradan ve gıdadan gelirken, birden ortaya devasa bir endüstriyel alıcı çıktı. Rafineriler soya yağını fıçı fıçı satın almaya başladı çünkü bu yağı yakıta çevirip karbon ayak izi düşük bir ürün satabiliyorlardı.

Olay buraya gelmişken piyasa hafızasına dönmek gerek.

Piyasa hafızası. 2021 ve 2022 boyunca ABD'de yenilenebilir dizel kapasitesi adeta patladı ve yeni rafineriler soya yağını kapışmaya başladı. Bu talep dalgası yağ fiyatını öyle yukarı taşıdı ki ezme değeri içinde yağın payı tarihi rekorlara ulaştı. Geleneksel olarak hep ağır basan un tarafı, ilk kez bu kadar net biçimde geride kaldı. Onlarca yıllık alışkanlığı bozan bu kayma, masadaki herkese soya kompleksinin artık yakıt piyasasının insafına kaldığını gösterdi.

Bu dönemde soya yağı payını izleyen biri grafikte sıra dışı bir şey görüyordu. Oran alıştığımız bandı kırıp yukarı fırlamıştı. Yağ dilimi şişiyor, un dilimi büzülüyordu. Çünkü fasulyenin toplam değeri içinde paranın çoğu artık yağdan akıyordu. Yıllardır unun belirlediği bir piyasada birden yağ patron koltuğuna oturmuştu.

Ezmecinin kazancı bu oranla nefes alıp veriyor

Soya yağı payının neden bu kadar önemli olduğunu anlamak için ezmecinin yerine geçmek lazım. Fabrika fasulyeyi belli bir fiyata alıyor, eziyor, sonra yağı ve unu ayrı ayrı satıyor. Bu işin kazancına ezme marjı diyoruz. Marj, satılan yağ ve un toplamından fasulyenin alış fiyatını çıkarınca kalan tutar. İşte soya yağı payı yükseldiğinde marjın kompozisyonu değişiyor.

Pay yükseliyorsa fabrikanın kazancının daha büyük kısmı yağ satışından geliyor. Un yine de satılıyor ama gelir tablosunun ağırlık merkezi yağa kayıyor. Bu durum fabrikanın kararlarını da etkiliyor. Yağ bu kadar değerliyse fabrika daha çok ezmek, daha çok yağ üretmek istiyor. Ama daha çok ezdikçe ortaya daha çok un da çıkıyor. Yağa koşarken un üretiminde bir fazlalık birikiyor ve bu kez un fiyatına baskı binebiliyor. Yani yağa hücum, dolaylı yoldan unu daha da ucuzlatabiliyor ve oran iyice yukarı çekiliyor.

Burada ilginç bir kısır döngü var. Ezmeci yağ peşinde koştukça un piyasaya boşalıyor, un ucuzladıkça soya yağı payı daha da büyüyor ve yağın cazibesi artıyor. Fabrika ne zaman frene basacağını ise hep bu oranı izleyerek hesaplıyor. Oranın aşırı uçlara gittiği yerlerde piyasa er ya da geç bir denge arayışına giriyor.

Gıda ile yakıtın masada kavgası

Soya yağı payının yükselişinin altında aslında daha büyük bir gerilim yatıyor. Aynı yağ hem tabağa hem depoya gidebiliyor. Bir litre soya yağı ya bir lokantada kızartma yağı oluyor ya da bir kamyonun deposunda yakıt. Yenilenebilir dizel talebi devreye girince bu iki kullanım birbiriyle yarışmaya başladı. Yakıt tarafı daha yüksek fiyat ödemeye razı olunca yağ o tarafa aktı ve gıda sanayisi daha pahalı yağa katlanmak zorunda kaldı.

Bu durum sadece bir piyasa ayrıntısı sayılmaz, doğrudan mutfağa ve markete dokunuyor. Yemeklik yağ pahalanınca o maliyet gıda fiyatlarına yansıyor. Politika yapıcılar da bu yüzden konuyu yakından izliyor. Yakıt hedeflerini büyütmek yağ talebini artırıyor, yağ talebi gıda enflasyonunu körüklüyor. Soya yağı payı işte bu çekişmenin termometresi gibi çalışıyor. Oran ne kadar yukarıdaysa yakıt tarafının gıdaya karşı o kadar güç kazandığını söyleyebiliyorsunuz.

Crush ile birlikte okunur

Soya yağı payını tek başına izlemek eksik kalır. Onun doğal ortağı crush dediğimiz ezme marjı. Crush, fasulyeyi ezmenin ne kadar kazançlı olduğunu gösteren bütünsel bir ölçü. Soya yağı payı ise o gelirin içindeki dağılımı anlatıyor. İkisini yan yana koyunca tablo netleşiyor. Crush size pastanın ne kadar büyüdüğünü, soya yağı payı ise o pastanın nasıl dilimlendiğini söylüyor.

Mesela crush yüksek ama soya yağı payı düşükse, fabrika para kazanıyor ama bu gelir ağırlıkla undan geliyor anlamına gelir. Tersine crush yüksek ve pay da yüksekse, yağ partiyi taşıyor demek. İşte yenilenebilir dizel patlamasında yaşanan tam olarak buydu. Hem ezme marjı genişledi hem de bu marjın içinde yağın payı şişti. Fabrikalar fasulyeyi durmadan ezdi çünkü hem toplam gelir hem de yağ tarafı aynı anda gülümsüyordu.

Bu ikisini birlikte okuyan biri piyasanın hangi ürünü ödüllendirdiğini hemen görüyor. Bir tahıl masasında oturuyorsanız soya yağı payı size talebin yönünü, crush ise işin genel sağlığını gösterir. Biri olmadan diğeri yarım kalır.

Oran piyasada ne anlatır

Pratikte soya yağı payını takip etmek bir tür hikaye okumak gibi. Oran yukarı tırmanıyorsa piyasa size yağ tarafında bir şeylerin ısındığını fısıldıyor. Belki yeni bir yakıt fabrikası açıldı, belki başka bir bitkisel yağda arz daraldı da herkes soya yağına yöneldi. Oran aşağı kayıyorsa bu kez un tarafı güçleniyor, yani hayvancılık talebi canlanıyor ya da yağ tarafındaki coşku sönüyor olabilir.

Tecrübeli bir göz oranın sadece seviyesine değil, alıştığı bandın neresinde durduğuna da bakar. Tarihsel ortalamasının çok üstündeyse bir gün geri çekilme ihtimali masada durur. Çok altındaysa tersi geçerli olur. Tabii 2021 ve 2022 örneği gösterdi ki bazen yapısal bir değişim eski bandı toptan geçersiz kılabiliyor. Yenilenebilir dizel piyasaya kalıcı bir alıcı olarak yerleşince, soya yağı payının yeni normali de eskisinden farklı bir yere oturdu.

Sonuçta soya yağı payı küçük bir yüzde rakamı gibi görünse de arkasında koca bir dünya var. Tarladan tabağa, tabaktan motora uzanan bir zincirin neresinde paranın biriktiğini tek bir sayıya sığdırıyor. Soya kompleksini anlamak isteyen herkesin önce bu dilimlerin nasıl bölündüğüne bakması gerekiyor çünkü o bölüşüm, koca bir piyasanın hangi yöne baktığını ele veriyor.

Spread

tahıl

Emtia Sözlüğü