İçeriğe geç
Fiyatlar yükleniyor...

Son İşlem Günü ve Vade

Her vadeli kontratın takvimde kırmızıyla işaretli bir son kullanma tarihi var ve o güne hazırlıksız yakalanan ağır bedel öder.

Son İşlem Günü ve Vade

Bir vadeli kontrat sonsuza kadar yaşamaz. Ekranda durmaktan bıkmaz ama takvimde ona ait bir gün bekler, o gün geldiğinde kontrat sahneden iner. İşte vade dediğimiz şey tam olarak bu, kontratın ömrünün dolduğu nokta. Son işlem günü ise o ömrün son perdesi, kontratı borsada el değiştirebildiğin en son tarih. Bu iki kavram kulağa kuru bir takvim ayrıntısı gibi gelir ama altlarında çok somut bir gerçek yatar. O gün geldiğinde elinde hala açık pozisyon tutuyorsan ya gerçek malın muhatabı olursun ya da borsa senin yerine hesabı kapatır. Çoğu yatırımcı bu tarihlerle hiç yüzleşmez çünkü çok önceden çıkar. Ama vadeyi son güne kadar dikkatsizce bekleyen biri, kağıt oynadığını sanırken gerçek mala bağlanır ve bu bağ bazen çok pahalıya patlar.

Önce kavramı sezgiyle yakalayalım

En kolay yolu uçak biletini düşünmek. Bir bilet aldığında üzerinde bir tarih ve bir kalkış saati yazar. O saate kadar kapıya yetişirsen uçağa binersin, yetişmezsen bilet yanar. Vadeli kontrat da benzer bir saat taşır ama tersten çalışır. Burada kalkışı kaçırmak değil, son anda hala uçakta kalmak başını derde sokar. Çünkü o uçak seni gerçek malın teslim edileceği yere götürür.

Vadeli piyasada her kontrat bir teslim ayı taşır. Buğdayın temmuz kontratı, petrolün ağustos kontratı gibi. O ayın belirli bir gününde kontrat son nefesini verir. Son işlem günü, o nefesten hemen önceki anı yakalar. Bu günün kapanışından sonra kontratı artık alıp satamazsın, çünkü borsa onu ticarete kapatır. Elinde ne kaldıysa artık teslim mekanizmasının çarkına girer.

Deneyimli oyuncular bu tarihi takvimlerine herkesten önce işler. Çünkü kapı bir kez kapandığında geri açılmaz ve ardında bekleyen şey, çoğu spekülatörün asla istemediği gerçek mal yığını olur.

Vade takvimi nasıl okunur

Her emtia kendine özgü bir vade ritmi taşır. Bazı kontratlar her ay vade verir, bazıları yılda yalnızca birkaç kez. Petrol neredeyse her takvim ayında bir kontrat sunar, tahıllar genelde mart, mayıs, temmuz, eylül ve aralık gibi belirli aylarda toplanır, çünkü bu aylar hasat ve ekim döngüsüne denk düşer. Bu takvimi bilen, hangi kontratın canlı hangisinin sönmek üzere olduğunu önceden görür.

Vade ayının içinde de birkaç kritik tarih sıralanır. Önce ilk ihbar günü gelir, sonra son işlem günü, en sonunda teslim penceresi. Bu üç tarih birbirine yakın durur ama her biri farklı bir anlam taşır. İlk ihbar günü, satıcı tarafın artık teslim niyetini bildirebileceği ilk tarihi gösterir. Son işlem günü, kontratı borsada kapatabileceğin son anı işaretler. Teslim penceresi ise gerçek malın el değiştirdiği günleri kapsar.

Bir yatırımcının kafasını şu nokta karıştırır. Bazı kontratlarda son işlem günü ilk ihbar gününden önce gelir, bazılarında sonra. Bu sıralama emtiadan emtiaya değişir ve hangi tarihte ne yapman gerektiğini doğrudan belirler. Bu yüzden tuttuğun kontratın takvimini ezbere bilmek, sürpriz bir teslim yükümlülüğünden seni ilk elden korur.

İlk ihbar günü neden önemli

İlk ihbar günü, çoğu yatırımcının adını bile duymadığı ama fiziki teslimli kontratlarda son işlem gününden bile kritik olabilen bir tarih. Çünkü teslim tehlikesi aslında bu günde başlar. Satıcı taraf bu tarihten itibaren borsaya teslim niyetini bildirebilir ve borsa o ihbarı karşı tarafta açık pozisyon tutan birine yapıştırır.

Burada ince bir ayrıntı saklı. Eğer bir kontratta ilk ihbar günü son işlem gününden önce geliyorsa, teslim almak istemeyen bir alıcı son işlem gününü değil, ilk ihbar gününden önceki günü gözetmek zorunda kalır. Çünkü ilk ihbar günü açıldığı anda, hala uzun pozisyon tutan kişi bir teslim ihbarı alabilir. Bu ihbar bir kez geldiğinde geri çevrilmez ve alıcı gerçek malı teslim almakla yükümlü hale gelir.

Bu yüzden profesyonel fonlar pozisyonlarını çoğu zaman ilk ihbar gününden günler, hatta haftalar önce kapatır. Tahıl ve metal kontratlarında bu mekanizma sıkça işler, bu yüzden çıkış kapısı sandığından daha erken kapanır. Yalnızca son işlem gününe bakan biri, teslim tehlikesinin çoktan başladığını fark etmeyebilir.

Fiziki teslim mi nakdi uzlaşma mı

Vade gününün senin için ne anlama geldiği, tuttuğun kontratın hangi aileye ait olduğuna bağlı. Burada iki büyük aile var. Fiziki teslimli kontratlar ve nakdi uzlaşmalı kontratlar. Aradaki fark, vade dolduğunda gerçekten mal mı el değiştirir yoksa sadece para mı transfer edilir sorusunda yatar.

Fiziki teslimli kontratta vade dolunca satıcı belirlenen yerde gerçek malı hazır eder, alıcı parayı öder ve malı devralır. Ham petrolün önde gelen kontratları, çoğu tahıl ve metal bu mantıkla çalışır. Burada son işlem günü gerçekten ölüm kalım sayılır, çünkü o günden sonra açık kalan herkes fiziksel teslimin muhatabı olur.

Nakdi uzlaşmalı kontratta ise hiç mal kıpırdamaz. Vade sonunda borsa bir referans fiyat belirler ve taraflar arasındaki farkı parayla kapatır. Kazanan tarafın hesabına para girer, kaybedenin hesabından çıkar, kimse depo açıp mal saymaz. Bazı endeks kontratları, elektriğin çoğu kontratı bu yolu seçer. Çünkü elektriği depolayıp teslim etmek imkansıza yakın olduğu için piyasa parayla uzlaşmayı tercih eder. Bu ayrımı bilmeyen bir yatırımcı, beklemediği bir günde kapısına bir tanker petrolün dayanma riskiyle yaşar.

Teslim almak istemeyen ne yapar

Şimdi en kritik soruya geliyoruz. Diyelim bir fonsun ya da bireysel yatırımcısın, fiziksel petrolle işin yok ama elinde uzun pozisyon var. Vade yaklaşıyor. Ne yaparsın.

İki yolun var. Birincisi pozisyonu kapatmak. Son işlem gününden önce uzun pozisyonun varsa aynı kontrattan satış yaparak nötrlenirsin, teslim yükümlülüğü üzerinden kalkar. Buna pozisyonu likide etmek deniyor. İkinci yol, pozisyonu bir sonraki vadeye taşımak. Sönmek üzere olan yakın kontratı kapatıp uzak bir vadeye geçersin, teslim tehlikesini ileri bir tarihe ötelersin. Bu taşıma işlemine devir, yani roll diyoruz.

İşte piyasanın gözden kaçan bir gerçeği burada yatar. Fiziki teslimli bir kontratta vade yaklaştıkça satış baskısı doğal olarak artar. Çünkü teslim almak istemeyen kalabalık bir kesim aynı anda çıkışa yönelir. Bu baskı sakin zamanlarda fiyatı hafifçe ezer, herkes sırayla çıkar. Ama depolar dolu, alıcı kıt ve çıkmak isteyenler bir anda yığılırsa, o çıkış öyle ucuzlar ki fiyat mantığın sınırlarını aşar.

Likiditenin öne aya kayması

Vadeli piyasalarda görünmez bir göç sürekli yaşanır. İşlem hacmi ve açık pozisyon, vade yaklaştıkça yakın kontrattan bir sonrakine doğru kayar. Buna piyasanın öne aya geçmesi diyoruz. Aktif kalabalık, sönmek üzere olan kontratı terk eder.

Bu göçün bir mantığı var. Kimse teslim riskinin penceresine yakın bir kontratta sıkışıp kalmak istemez. O yüzden tüccarlar, fonlar ve spekülatörler topluca bir sonraki aya kayar. Sonuçta yakın kontratın hacmi günden güne incelir, alış satış makası açılır ve asıl canlı fiyat bir sonraki vadeye taşınır.

Bu detay pratikte çok işe yarar. Bir emtianın gerçek fiyatını merak ediyorsan, son nefesini veren yakın kontrata değil, hacmin toplandığı öne aya bakman gerekir. Yakın kontrat vade sonunda ince ve oynak kaldığı için yanıltıcı sinyaller verebilir. Likiditenin nereye kaydığını okumak, hem doğru fiyatı görmenin hem de hangi kontratta işlem yapacağını bilmenin anahtarı olur.

Negatif WTI dersi

İşte tüm bu mekanizma, 2020 baharında dünyaya unutamayacağı bir ders verdi. O güne kadar kimsenin aklına bir varil petrolün eksi fiyata satılabileceği gelmemişti. Ama son işlem günü ile teslim mekaniği, doğru koşullar bir araya gelince bunu mümkün kıldı.

Piyasa hafızası. 20 Nisan 2020 günü WTI ham petrolün mayıs kontratı son işlem gününe yaklaşırken eksi 37,63 dolara çakıldı. Teslim noktasındaki depolar ağzına kadar dolmuştu, fiziksel teslim almak istemeyen pozisyon sahipleri petrolü ellerinden çıkarmak için karşı tarafa üstüne para vermeye razı oldu. O gün almak isteyen değil, kurtulmak isteyen kazandı. Son işlem gününün soyut bir takvim maddesi olmadığı tüm dünyaya kanıtlandı.

O günün anatomisi tam da bu yazının konusu. Pandemi talebi çökertmişti, petrol akmaya devam ediyordu ama alan yoktu. Mayıs kontratının son işlem günü yaklaştığında hala uzun pozisyon tutan ve teslim almaya yükümlü kalanlar paniğe kapıldı. Önlerinde iki kötü seçenek vardı. Ya petrolü teslim alıp koyacak yer için astronomik para ödeyecekler ya da pozisyonu ne pahasına olursa olsun kapatacaklardı. Herkes aynı anda çıkışa koştu, alıcı kalmadı ve fiyat sıfırı geçip eksiye savruldu. Negatif fiyat, son işlem gününe hazırlıksız yakalanmanın yarattığı dehşetin sayıya dökülmüş haliydi.

Roll döngüsü ve maliyeti

Vadeyi son güne kadar beklemek istemeyen herkes, düzenli olarak roll yapmak zorunda kalır. Bir emtia fonu düşün, hep aktif kalmak ister, hep bir vadeli pozisyon taşır. Yakın kontrat sönmek üzereyken onu kapatıp bir sonraki vadeye geçer. Bu işlem her vade döneminde tekrarlanır ve sektörde buna roll döngüsü deniyor. Döngü sürekli döner, fon asla teslim riskine yaklaşmaz ama her devirde küçük bir bedel öder ya da küçük bir kazanç biriktirir.

Bu bedelin yönünü belirleyen şey, iki kontrat arasındaki fiyat farkı. Eğer uzak kontrat yakın kontrattan pahalıysa, devir cebinden para çıkarır, çünkü ucuzu satıp pahalıyı alırsın. Tersi durumda devir cebine para koyar. Rakamla bakınca her şey netleşir. Diyelim petrolde uzun pozisyon tutuyorsun ve teslim almak istemiyorsun.

Adım Varil başına
Yakın kontratı satış 80 dolar
Uzak kontratı alış eksi 82 dolar
Devir maliyeti eksi 2 dolar

Bu yatırımcı teslimden kaçmanın bedeli olarak varil başına 2 dolar ödüyor, yani yaklaşık yüzde iki buçukluk bir sürtünme. Bin varillik bir kontratta bu 2.000 dolar eder. Sakin bir piyasada bu makas küçük kalır, devir sancısız geçer. Ama 2020 baharındaki gibi depolar dolup uzak vade yakın vadeden kat kat pahalanırsa, aynı devir varil başına onlarca dolara mal olur. Bunu her vade döneminde tekrarlayan bir fon, spot fiyat hiç kıpırdamasa bile yılı ağır eksiyle kapatabilir.

Yatırımcı için pratik çıkarımlar

Bütün bu mekanizmadan çıkarılacak birkaç sağlam ders var. Birincisi, tuttuğun kontratın vade takvimini mutlaka bil. Son işlem günü, ilk ihbar günü ve teslim penceresi hangi tarihlere düşüyor, hangisi önce geliyor. Bu bilgi seni en büyük sürprizden korur.

İkincisi, fiziki teslimli bir kontrat tutuyorsan çıkış kapısının son işlem gününden bile önce, ilk ihbar gününde kapanabileceğini unutma. O kapı kapanmadan pozisyonunu kapat ya da devret. Vadeyi dikkatsizce bekleyen yatırımcı, kağıt oynadığını sanırken gerçek malın muhatabı olur.

Üçüncüsü, likiditenin öne aya kaymasını takip et ve gerçek fiyatı sönmekte olan kontratta değil, hacmin toplandığı yerde ara. Son işlem günü ve vade, vadeli fiyatı gerçek mala bağlayan demir halatı gerer. O halatı görmezden gelen er ya da geç onunla yüzleşir. 2020 baharı bize bu yüzleşmenin son işlem gününe hazırlıksız yakalanıldığında ne kadar pahalı olabileceğini hiç unutmayacağımız biçimde gösterdi.

Borsa Mekaniği

Piyasa Kavramları

Emtia Sözlüğü