İçeriğe geç
Fiyatlar yükleniyor...

Scope 3 Emisyonları

Bir petrol şirketinin gerçek karbon ayak izi fabrika bacasında değil, sattığı yakıtı yakan milyonlarca arabanın egzozunda gizleniyor.

Scope 3 Emisyonları

Bir şirketin iklime verdiği zararı ölçmek istediğini düşün. İlk aklına gelen şey muhtemelen fabrikanın bacasından çıkan duman olur. Ama olayın asıl büyük kısmı çoğu zaman orada değil, gözden uzakta duruyor. Bir petrol şirketi alalım. Bu şirket sahadan ham petrol çıkarırken ve rafineride işlerken elbette karbon salıyor. Fakat asıl devasa karbon yükü, çıkardığı petrolü satıp gönderdikten sonra başlıyor. O petrol benzine dönüşüp milyonlarca arabanın deposuna giriyor, motor onu yakıyor ve egzozdan karbon çıkıyor. Bu yük şirketin kendi bacasından kat kat fazlası ama hiçbiri şirketin sahasında olmuyor. Karbon muhasebesi bu üç katmanı ayırmak için bir dil kurdu. Şirketin kendi salımına Scope 1, satın aldığı enerjiye Scope 2, geri kalan bütün değer zincirine ise Scope 3 deniyor. Ve fosil yakıt dünyasında asıl hikaye işte bu üçüncü katmanda saklı.

Üç katmanın mantığı

Bu üçlü ayrımın altında basit bir soru yatıyor. Karbon havaya salınıyor ama faturayı kim yazsın? Bir damla yakıtın yolculuğu boyunca karbon birçok elden geçiyor ve herkesin payını ayrı saymak gerekiyor. Yoksa ya kimse sahiplenmez ya da aynı karbon iki kere sayılır.

Scope 1 en yalın olanı. Şirketin doğrudan kontrol ettiği kaynaklardan çıkan karbon. Fabrikanın kazanı, sahanın jeneratörü, şirket araçlarının egzozu. Yani kendi sınırları içinde, kendi yaktığı yakıttan doğan salım. Burayı ölçmek görece kolay, çünkü her şey gözünün önünde.

Scope 2 bir adım dışarı taşıyor. Şirket elektriği ya da buharı dışarıdan satın alıyorsa, o enerjiyi üretirken başka biri karbon salmış oluyor. Şirket kendi bacasından çıkarmıyor ama o salıma sebep oluyor, çünkü talep eden o. Bir alüminyum tesisi şebekeden devasa elektrik çekiyorsa, o elektriği üreten kömür santralinin karbonu Scope 2 olarak tesisin hanesine yazılıyor.

Scope 3 ise geri kalan her şey. Şirketin yukarı ve aşağı bütün değer zinciri. Satın aldığı hammaddenin üretiminden, çalışanların işe gidiş gelişine, ürünün taşınmasından, en önemlisi sattığı ürünün müşteri tarafından kullanılmasına kadar uzanan koca bir alan. İşte bu üçüncü kategori, ölçmesi en zor ama çoğu sektörde en büyük olan kısım.

Fosil yakıt şirketinde dengenin bozulması

Birçok sektörde Scope 1 ile Scope 2 hatırı sayılır bir yer tutar. Bir çimento fabrikasının kendi fırını zaten devasa karbon salar, oradaki denge görece dağılıyor. Ama iş petrol ve gaz şirketine geldiğinde tablo tamamen başkalaşır. Burada Scope 3, diğer ikisini cüceleştiren bir dağ gibi yükselir.

Sebebi aslında apaçık. Bir petrol şirketinin ürünü, yakılmak üzere satılan bir yakıt. Ürünün varlık sebebi yanmak. Şirket sahadan petrolü çıkarırken ne kadar karbon salarsa salsın, o petrolün asıl karbonu motorda, kazanlarda, uçak türbinlerinde, yani müşterinin elinde açığa çıkıyor. Çıkarma ve rafine etme aşamasının salımı, ürünün yanmasından doğan salımın yanında küçük bir dilim kalıyor.

Rakamlara dökülünce uçurum iyice belirginleşiyor. Tipik bir petrol ve gaz şirketinde Scope 1 ve Scope 2 birlikte toplam ayak izinin küçük bir bölümünü oluştururken, Scope 3 geri kalan ezici çoğunluğu kapsıyor. Yani bir şirket kendi sahasını tamamen temiz enerjiyle çalıştırıp Scope 1 ve 2'yi sıfıra indirse bile, sattığı petrol yakılmaya devam ettiği sürece toplam ayak izinin büyük kısmına dokunmamış oluyor. İşte bu yüzden fosil yakıt dünyasında Scope 3 sadece bir muhasebe ayrıntısı değil, tartışmanın ta kendisi haline geldi.

Neden ölçmesi bu kadar zor

Scope 1'i ölçmek bir sayaç işi. Şirket ne yaktığını biliyor, çarpıyor, buluyor. Scope 3 ise tahmin, varsayım ve zincir boyunca veri toplama işine dönüşüyor. Çünkü artık şirketin kontrolü dışındaki onlarca aktörün salımını hesaba katman gerekiyor.

Düşün, bir petrol şirketi sattığı milyonlarca varilin tam olarak nerede ve hangi motorlarda yakıldığını birebir bilemez. Bunun yerine standart dönüşüm katsayıları kullanır. Şu kadar ham petrol şu kadar ürüne dönüşür, yandığında yaklaşık şu kadar karbon çıkarır gibi hesaplar yapar. Yani Scope 3 büyük ölçüde modellenmiş bir sayı, ölçülmüş değil tahmin edilmiş bir büyüklük.

Bu da kafa karıştırıcı sonuçlar doğuruyor. İki şirket aynı miktarda petrol satsa bile, kullandıkları varsayımlar farklıysa açıkladıkları Scope 3 birbirini tutmayabilir. Bir pürüz daha var. Aynı karbon zincirin birden çok halkasında sayılabiliyor. Petrol üreticisinin sattığı ürün onun Scope 3'ü olurken, o yakıtı alıp kullanan havayolu şirketinin de ayak izine giriyor. Aynı karbon iki ayrı defterde birden görünüyor, bu da toplamları yorumlamayı zorlaştırıyor.

Net sıfır hedefinin kalbindeki çatlak

Son yıllarda hemen her büyük enerji şirketi net sıfır sözü verdi. Yani belli bir tarihe kadar karbon ayak izini sıfıra indirecek ya da kalanını dengeleyecek. Ama bu söz verildiği anda kritik bir soru masaya düşüyor. Sadece Scope 1 ve 2 mi, yoksa Scope 3 dahil mi?

Burası tam bir kırılma noktası. Bir petrol şirketi sadece Scope 1 ve 2 için net sıfır sözü verirse, ayak izinin küçük bir dilimini hedeflemiş oluyor. Sahasını rüzgarla çalıştırır, rafinerisini elektrikleştirir, kağıt üstünde temizlenir. Ama sattığı petrol her gün milyonlarca egzozda yanmaya devam eder. Yani işin asıl gövdesine dokunmadan net sıfır rozetini takmış olur.

Scope 3'ü hedefe dahil etmek ise çok daha sarsıcı bir taahhüt. Çünkü o salımı gerçekten düşürmenin tek yolu, satılan fosil yakıt miktarını azaltmaktan, yani şirketin ana işini küçültmekten geçiyor. Yatırımcının bir net sıfır sözüne baktığında ilk sorduğu şey bu oldu. Scope 3 içeride mi, yoksa süslü bir cümlenin arkasına mı saklanmış?

Yatırımcı baskısının yön bulması

Bir zamanlar emisyon konusu çevreci grupların ya da düzenleyicilerin işiydi. Sonra bambaşka bir cepheden basınç geldi. Şirketin kendi hissedarları. Büyük emeklilik fonları ve varlık yöneticileri, portföylerindeki enerji şirketlerinden Scope 3 dahil tam bir karbon hesabı ve onu düşürecek bir plan istemeye başladı.

Mantıkları yatırım mantığıydı, ahlak dersi değil. Bir fosil yakıt şirketinin asıl değeri yerin altında tuttuğu rezervlerde. Dünya karbonu sınırlamaya gidiyorsa o rezervlerin bir kısmı belki hiç çıkarılamadan toprakta kalacak. Buna batık varlık riski deniyor ve yatırımcı, Scope 3 büyüklüğüne bakarak bir şirketin bu riske ne kadar açık olduğunu okuyor.

Bu baskı kuru bir temenni olarak kalmadı. Genel kurullarda hissedarlar oy kullanarak şirket yönetimlerini zorladı. Bazı toplantılarda yönetimin itirazına rağmen Scope 3 dahil iklim hedefi konulması yönünde kararlar çıktı. Yatırımcı artık yıllık raporu açtığında üretim ve kazanç rakamlarının yanında Scope 3 eğilimine de bakıyor, çünkü o sayı şirketin uzun vadede ne kadar dayanıklı olduğunu gösteriyor.

Mahkeme kapısına taşınması

Piyasa hafızası. 2021'de Hollanda'da bir mahkeme, büyük bir petrol şirketine Scope 3 dahil tüm karbon ayak izini belli bir tarihe kadar ciddi oranda düşürme yükümlülüğü getirdi. Karar, satılan ürünün yanmasından doğan emisyonu da şirketin sorumluluğuna saydığı için emsal niteliği taşıdı. O güne kadar Scope 3 çoğunlukla gönüllü raporlama meselesiydi, bu kararla birlikte fosil yakıt şirketleri için yasal bir tehdide dönüştü ve bütün sektör bu salımı artık görmezden gelemeyeceğini anladı.

Bu dava sektör için bir dönüm noktası oldu. O ana kadar şirketler Scope 3'ü müşterinin tercihinden doğan bir şey olarak savunabiliyordu. Mahkeme bu savunmayı kabul etmedi. Şirket o yakıtı üretip piyasaya sürdüğüne göre, yanmasından doğan karbondan da sorumluydu.

Kararın yankısı tek bir şirketle sınırlı kalmadı. Diğer enerji devleri de benzer davalarla karşılaşabileceğini gördü ve hukuki risk bilançonun görünmez bir kalemi haline geldi. Bir şirketin Scope 3 büyüklüğü artık sadece çevresel bir veri değil, gelecekteki dava ve düzenleme riskinin de bir ölçüsü.

Raporlamanın yavaşça zorunlu hale gelmesi

Uzun yıllar boyunca şirketler emisyonlarını gönüllü olarak, istedikleri biçimde açıkladı. Kimi Scope 3'ü tam raporladı, kimi hiç değinmedi, kimi de işine gelen kısmını seçti. Bu dağınıklık karşılaştırmayı neredeyse imkansız kılıyordu. İki şirketin sayıları yan yana konduğunda aynı şeyi ölçüp ölçmediklerini bilmek bile zorlaşıyordu.

Bu gevşeklik yavaş yavaş kapanıyor. Düzenleyiciler artık büyük şirketlerden standart bir çerçeveye göre, denetlenebilir biçimde karbon raporlaması istemeye yöneldi. Bu taleplerin merkezindeki tartışmalı soru hep aynı. Scope 3 zorunlu olacak mı? Çünkü Scope 1 ve 2'yi raporlamak görece kolay, asıl yük ve asıl gerçek Scope 3'te.

Fosil yakıt şirketi açısından bu, oyunun kurallarının değişmesi demek. Scope 3 gönüllüyken istenmeyen bir sayı yumuşatılabilirdi. Zorunlu ve denetimli hale geldiğinde ise şirket, ayak izinin asıl gövdesini herkesin gözü önüne sermek zorunda kalıyor.

Küçük bir hesapla bakalım

Sayılara dökünce dengenin nasıl bozulduğu elle tutulur hale geliyor. Diyelim orta ölçekli bir petrol şirketi yılda 100 milyon varil satıyor ve her varil yakıldığında kabaca yarım ton karbon çıkıyor. Bu durumda satılan ürünün yanmasından doğan karbon, yani Scope 3'ün ana kalemi yılda 50 milyon ton civarına ulaşıyor.

Şimdi şirketin kendi sahasına bakalım. Sahadaki jeneratörler, rafineri kazanları ve şirket araçları yılda diyelim 4 milyon ton salıyor, bu Scope 1. Dışarıdan çektiği elektrik için de 1 milyon ton ekleyelim, bu da Scope 2. Tabloyu yan yana koyunca denge kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Kategori Yıllık karbon Payı
Scope 1 (kendi sahası) 4 milyon ton yüzde 7
Scope 2 (satın alınan enerji) 1 milyon ton yüzde 2
Scope 3 (satılan ürünün yanması) 50 milyon ton yüzde 91
Toplam ayak izi 55 milyon ton yüzde 100

Hesap acımasız bir gerçeği gösteriyor. Şirket Scope 1 ve Scope 2'yi tamamen sıfıra indirse, yani sahasını ve elektriğini tertemiz yapsa bile, toplam ayak izinin sadece küçük bir dilimini silmiş oluyor. Geri kalan ezici çoğunluk, sattığı petrolün egzozlarda yanmasından geliyor ve oraya dokunmanın tek yolu daha az petrol satmaktan geçiyor. İşte Scope 3'ün neden bu kadar rahatsız edici olduğu bu basit tabloda gizli.

Emtia okuyucusu için ne anlama geliyor

Bütün bu yapı enerji piyasalarını izleyen biri için kalıcı bir mercek değişikliği demek. Birinci ders, bir fosil yakıt şirketinin iklim sözünü okurken ilk bakılacak yerin kapsam olduğu. Net sıfır sözü Scope 3'ü içeriyorsa şirket ana işini dönüştürmeye söz vermiş oluyor, içermiyorsa asıl yükü dışarıda bırakmış olabilir. Aradaki fark, şirketin geleceği hakkında her şeyi söylüyor.

İkinci ders, Scope 3 büyüklüğünün bir risk göstergesi olduğu. Bu sayı ne kadar devasaysa, şirketin değeri o kadar fosil yakıt talebinin sürmesine bağlı. Talep düştüğünde ya da düzenleme sıkılaştığında en çok sarsılacak şirketler, Scope 3'ü en yüksek olanlar.

Üçüncü ders ise en geniş olanı. Eskiden bir petrol şirketinin değeri ne kadar çıkardığı ve ne kadar kazandığıyla ölçülürdü, satılan yakıtın egzozda ne yaptığı şirketin meselesi sayılmazdı. Artık o egzozun karbonu şirketin defterine, mahkemenin kararına ve yatırımcının hesabına geri dönüyor. Bir varil petrol artık yalnızca bir varil petrol değil, üstünde yandığında açığa çıkacak görünmez bir karbon yükü taşıyor.

ESG

Piyasa Kavramları

Emtia Sözlüğü