İçeriğe geç
Fiyatlar yükleniyor...

Give-up ve Tahsis

Bir aracıda bastığın emri başka bir aracının defterine devrederek en iyi fiyatı da operasyonu da ayrı ayrı seçebildiğin o sessiz arka oda hareketini anlatıyoruz.

Give-up ve Tahsis

Büyük bir kurumun masasında oturduğunu düşün. Saniyeler içinde en iyi fiyatı veren aracıya emrini bastın, kontrat doldu, alım bitti. Peki şimdi bu pozisyonu kim taşıyacak, teminatı kim çağıracak, gün sonu hesaplaşmayı kim yapacak? İşte tam burada ilginç bir ayrım çıkar ortaya. Emri bastığın aracı ile o pozisyonun arkasında oturup defter ve takas tarafını çeviren aracı aynı kişi olmak zorunda değil. Emri bir yerde patlatıp, sonra onu başka bir aracının kucağına bırakabilirsin. Bu devir hareketine give-up diyoruz. Devredilen pozisyon nihayetinde senin hangi alt hesabına yazılacaksa, o dağıtım işine de tahsis, yani allocation diyoruz. İkisi birlikte, kurumsal bir yatırımcının fiyat ile operasyonu birbirinden ayırıp her birini ayrı ayrı en iyi yere yönlendirmesini sağlar.

En iyi fiyat ile en iyi defter neden ayrılır

Önce şu soruyla başlayalım. Madem emri bir aracıda basıyorsun, neden pozisyonu da onda bırakmıyorsun? Çünkü iki tamamen farklı yetenekten bahsediyoruz. Bir aracı işlem tarafında müthiş olabilir. Doğru anda doğru fiyatı yakalar, derin likiditeye ulaşır, büyük emri piyasayı ürkütmeden içeri sokar. Ama aynı aracının takas, saklama, raporlama ve teminat altyapısı vasat kalabilir.

Kurumsal yatırımcı bu yüzden iki şapkayı ayırır. Fiyatı kim en iyi veriyorsa emri ona bastırır, pozisyonu kim en sağlam ve en ucuz taşıyorsa devri ona yapar. Böylece bir tarafta keskin icra gücü, öte tarafta düzenli operasyon, ikisi de ayrı ayrı seçilmiş olur. Tek bir aracıya mahkum kalsaydı, ya iyi fiyattan ya da iyi operasyondan ödün vermesi gerekirdi.

Bu ayrım kulağa lüks gibi gelebilir ama büyük hacimlerde fark devasa büyür. Günde yüzlerce emir basan bir kurum için fiyatta kazanılan birkaç kuruş ile operasyonda kazanılan düzen, yıl sonunda ciddi paraya dönüşür.

Give-up tam olarak ne demek

Give-up sözcüğü buradaki devir hareketini anlatır. Emri basan aracı, gerçekleşen işlemi kendi defterinde tutmaz, onu önceden anlaşılmış başka bir aracıya teslim eder. İngilizcede emri basana executing broker, pozisyonu devralıp takas ve saklamayı yapana ise clearing broker diyorlar. Türkçesiyle biri icra aracısı, diğeri takas aracısı.

Mekanik şöyle yürür. Kurumsal yatırımcı sabah icra aracısını arar ve emrini verir. İcra aracısı borsada emri patlatır, işlem gerçekleşir. Ama bu pozisyonu birkaç dakika bile kendi üstünde taşımak istemez, hemen onu takas aracısına geçirir, yani give-up yapar. Takas aracısı işlemi kabul eder, kendi defterine alır ve o andan itibaren teminat, gün sonu hesaplaşma, saklama gibi her şeyin sorumluluğunu üstlenir.

İşin güzelliği, kurumsal yatırımcının tek bir takas aracısıyla çalışırken onlarca farklı icra aracısına emir basabilmesi. Bugün petrolde bir aracı keskin fiyat veriyorsa ona, yarın bakırda başka bir aracı daha iyiyse ona gider. Ama bütün bu dağınık emirler gün sonunda tek bir takas aracısının defterinde toplanır. İcra serbestçe gezerken, operasyon tek bir sağlam merkeze bağlanır.

Prime broker dediğimiz o merkez

Bu tek merkez çoğu zaman bir prime broker olur. Prime broker, kurumsal yatırımcının arka ofisini sırtlayan büyük aracı kurum sayılır. Saklama, finansman, teminat yönetimi, raporlama, hatta nakit hareketleri tek çatı altında onun üzerinden döner. Hedge fonların ve büyük varlık yöneticilerinin neredeyse tamamı bir prime broker ile çalışır.

Give-up ile prime broker tam burada el ele yürür. Fon istediği kadar farklı icra aracısıyla işlem yapar, fiyatı nerede iyi bulursa oraya emir basar. Ama bütün o işlemleri günün sonunda prime broker hesabına give-up eder. Böylece fonun bütün pozisyonları, bütün teminatları, bütün nakit akışı tek bir yerde toplanır. Fon yöneticisi sabah açıp tek bir ekrandan bütün resmini görür, çünkü dağınık icra tek bir defterde birleşmiş olur.

Bunun fona kattığı rahatlık çok büyük. On ayrı aracıyla on ayrı hesap, on ayrı teminat, on ayrı rapor takip etmek yerine, her şey prime broker üzerinde tek bir yerde durur. Aynı zamanda prime broker bütün pozisyonları topluca gördüğü için teminatı daha verimli yönetir, çünkü bir pozisyonun riski başka bir pozisyonun riskini dengeleyebilir.

Blok işlem ve tahsis sahası

İşin ikinci yarısı tahsiste başlar. Büyük kurumlar genellikle tek bir fon değil, birçok alt fonu ya da hesabı aynı anda yönetir. Diyelim bir varlık yöneticisinin yirmi farklı fonu var ve hepsi için aynı anda petrol almak istiyor. Yönetici yirmi ayrı küçük emir basmak yerine tek bir büyük blok emir basar. Buna blok işlem diyoruz.

Tek büyük emir basmanın sebebi basit. Yirmi küçük emir piyasaya damla damla girince hem fiyat dağılır hem de işlem ortalaması bozulur. Bir fon iyi fiyat yakalarken diğeri kötü fiyata düşebilir, bu da fonlar arasında haksızlık yaratır. Oysa tek büyük blok tek bir ortalama fiyattan dolar ve sonra adil biçimde paylaştırılır.

İşte bu paylaştırma işine tahsis diyoruz. Blok dolduktan sonra yönetici şu kararı verir. Bu toplam miktarın ne kadarı hangi fona yazılacak? Büyük fona çok, küçük fona az, önceden belirlenmiş kurallara göre dağıtılır. Burada en önemli ilke, herkesin aynı ortalama fiyattan pay almasını sağlamak. Böylece hiçbir fon kayırılmaz, hepsi blok işlemin getirdiği iyi ortalamadan eşit biçimde yararlanır.

İkisi nasıl birlikte çalışıyor

Şimdi give-up ile tahsisi yan yana koyalım, çünkü çoğu zaman aynı işlemin iki ayrı bacağı olarak çalışırlar. Yönetici büyük bir blok emri en iyi fiyatı veren icra aracısına bastırır. İşlem dolduktan sonra iki şey aynı anda olur. Birincisi, pozisyon icra aracısından prime broker hesabına give-up edilir. İkincisi, o pozisyon prime broker tarafında alt fonların hesaplarına tahsis edilir.

Yani give-up pozisyonu yatay olarak bir aracıdan diğerine taşır, tahsis ise onu dikey olarak alt hesaplara böler. Biri operasyon zincirinde bir kurumdan ötekine devir, diğeri tek bir büyük rakamın küçük parçalara ayrılıp doğru sahiplerine dağıtılması. İkisi birbirini tamamlar, çünkü blok işlem önce doğru deftere ulaşmalı, sonra o defterin içinde doğru hesaplara serpilmeli.

Küçük bir örnek hesap

Mekaniği rakamla görmek işi netleştirir. Diyelim bir varlık yöneticisinin üç fonu var ve üçü için birden ham petrol almak istiyor. Her kontrat bin varili temsil ediyor. Yönetici tek bir blok emirle toplam 60 kontrat alıyor ve bu emir en iyi fiyatı veren icra aracısında ortalama varili 98 dolardan doluyor.

Fon Tahsis edilen kontrat Ortalama fiyat Tutar
A fonu 30 98,00 2.940.000 dolar
B fonu 20 98,00 1.960.000 dolar
C fonu 10 98,00 980.000 dolar
Toplam 60 98,00 5.880.000 dolar

Burada iki şey aynı anda yaşanıyor. Önce 60 kontratlık bütün pozisyon icra aracısından alınıp prime broker hesabına give-up ediliyor, yani takas ve saklama oraya geçiyor. Sonra prime broker tarafında bu 60 kontrat üç fona tahsis ediliyor ve üçü de aynı 98 dolarlık ortalamadan pay alıyor. Eğer yönetici üç ayrı küçük emir basaydı, belki A fonu 98 dolardan, B fonu 98,40 dolardan, C fonu 98,70 dolardan dolardı ve aralarında haksızlık doğardı. Tek blok ile herkes aynı ortalamayı paylaşıyor, give-up ile de hepsi tek bir sağlam defterde buluşuyor.

Ücret yapısı bu ayrımı nasıl yansıtır

İki aracıyı ayırınca ücret de ikiye ayrılır, çünkü iki ayrı hizmet alıyorsun. İcra aracısına emri basıp doldurduğu için bir komisyon ödersin, buna icra ücreti diyebiliriz. Takas aracısına ya da prime brokera ise pozisyonu taşıdığı, takasını yaptığı, sakladığı ve raporladığı için ayrı bir ücret ödersin, buna da takas ve saklama ücreti diyoruz.

Bu ayrı ücretlendirme aslında give-up yapısının mantığını birebir yansıtır. Fiyatı en iyi veren aracıya icra için para verirsin ama onu pozisyonu taşımaya zorlamazsın. Operasyonu en verimli çeviren aracıya da taşıma ve takas için ayrı para verirsin ama ondan en keskin fiyatı beklemezsin. Her aracı kendi güçlü olduğu işten kazanır.

Maliyet açısından bakınca bu bölünme ilk anda iki fatura gibi görünür ama çoğu zaman toplamda daha ucuza gelir. Çünkü prime broker bütün hacmi tek elde topladığı için ölçek avantajı yaratır ve büyük müşteriye daha iyi koşullar sunar, icra tarafında ise rekabet en iyi fiyatı kovalar. Tek aracıya sıkışıp her iki tarafta da liste fiyatına razı olmaktansa, ikisini ayırıp her birinde pazarlık gücünü kullanmak genelde daha hesaplı çıkar.

Operasyonel verim neden bu kadar önemli

Bütün bu yapının kalbinde operasyonel verim yatar. Büyük bir kurum için asıl baş ağrısını çoğu zaman fiyat değil, fiyatın arkasındaki o dağınık arka ofis trafiği yaratır. On aracıyla çalışıp her biriyle ayrı hesap, ayrı teminat, ayrı mutabakat tutmak korkunç bir yük olur. Bir hata, bir uyumsuzluk, bir gecikme koca portföyü riske atabilir.

Give-up ile bütün bu trafik tek bir merkeze akar. Yatırımcı icrada özgürce gezerken operasyonda tek muhatapla çalışır. Mutabakat tek yerde yapılır, teminat tek yerden yönetilir, rapor tek elden gelir. Bu sadece rahatlık değil, aynı zamanda ciddi bir risk azaltma sayılır, çünkü dağınıklık her zaman hata, hata da her zaman para demek.

Piyasa hafızası. Büyük kurumsal yatırımcılar uzun yıllar boyunca tam da bu yüzden icra ile takası birbirinden ayırdı. Bir aracıda en iyi fiyatı yakalayıp gerçekleşen işlemi give-up ile başka bir aracının takas ve saklama defterine devredince, fiyat tarafını da operasyon tarafını da ayrı ayrı en iyi noktaya çekebildiler. Böylece keskin icra ile düzenli arka ofis tek bir akışta buluştu, hiçbiri diğeri uğruna feda edilmedi.

Tahsis kurallarının inceliği

Tahsisin görünmeyen ama kritik bir yanı, hangi fona ne kadar verileceğini önceden ve adil biçimde belirlemekte yatar. Çünkü burada büyük bir kötüye kullanım kapısı durur. Blok emir dolduktan sonra yönetici fiyatın iyi mi kötü mü çıktığını görür. Eğer tahsisi işten sonra keyfine göre yaparsa, iyi fiyatlı işlemleri gözde fona, kötü fiyatlıları öteki fona yazma cazibesine kapılabilir.

Bu yüzden ciddi kurumlarda tahsis kuralları emir basılmadan önce belirlenir ve sonradan oynanamaz. En yaygın yöntemde herkes aynı ortalama fiyattan pay alır. Blok ortalama 98 dolardan dolduysa, üç fonun üçü de 98 dolardan alır, kimse daha iyi ya da daha kötü fiyat görmez. Bu adalet sadece bir nezaket değil, güvenin temeli sayılır, çünkü her fonun yatırımcısı kendi parasına eşit davranıldığını bilmek ister.

Bütün resme bakınca

Give-up ile tahsis dışarıdan kuru birer arka ofis ayrıntısı gibi görünür ama aslında kurumsal piyasanın nasıl döndüğünü anlatan iki temel kavram sayılır. Give-up fiyat ile operasyonu birbirinden ayırır, en iyi icrayı bir yerde, en iyi takası başka yerde aramana izin verir. Tahsis ise büyük bir blok işlemi adil biçimde küçük parçalara böler.

İkisi birlikte çalıştığında kurumsal yatırımcı dört ayrı kazancı tek akışta toplar. En iyi fiyatı kovalar, operasyonu tek merkezde toplar, blok işlemin getirdiği iyi ortalamayı korur ve fonlar arasında adaleti sağlar. Bir emtia piyasasını izlerken bu mekanik çoğu zaman gözden kaçar, çünkü sahnenin arkasında sessizce işler. Ama büyük paranın neden bir yerde emir basıp başka bir yerde takas yaptığını anladığında, kurumsal akışın o görünmez iskeletini de okumaya başlarsın.

Borsa Mekaniği

Piyasa Kavramları

Emtia Sözlüğü