Diyelim ki sabah uyandın ve bir haber gördün, dünyanın en büyük bakır madeninde grev başlamış. Telefonu açıp bakır fiyatına bakıyorsun ve fiyat çoktan zıplamış. Sen daha kahveni içmeden piyasa o haberi yutmuş ve fiyata işlemiş. İşte piyasa etkinliği dediğimiz şeyin kalbinde bu var. Bir piyasanın etkin olması, ortalıkta dolaşan her bilginin fiyata anında ve eksiksiz geçmesi demek. Eğer öyleyse, kimse haberi başkasından önce öğrenip kolay para kazanamaz, çünkü herkesin bildiği şey zaten fiyatın içinde oturuyor. Kulağa temiz ve düzenli bir dünya gibi geliyor. Ama emtia piyasalarına yakından bakınca işlerin bu kadar tertemiz yürümediğini, fiyatların bazen bilgiyi gecikmeyle yakaladığını ve aynı kalıpların yıllarca tekrar ettiğini görürsün. Tartışma tam da bu çatlaktan doğuyor.
Önce fikrin kendisini sezelim
Etkin piyasa fikrini bir su birikintisine benzetebilirsin. Birikintiye bir taş attığında dalga anında her yöne yayılır ve yüzey hemen yeni dengesine oturur. Etkin bir piyasada da yeni bir bilgi tıpkı o taş gibi düşer ve fiyat saniyeler içinde yeni seviyesine kayar. Geride kar edilecek bir boşluk kalmaz, çünkü herkes aynı anda görür ve harekete geçer.
Bu fikrin özünde basit ama güçlü bir mantık yatıyor. Eğer bir bilgi fiyatı yukarı taşıyacaksa, bunu fark eden ilk kişi hemen alır ve alımı fiyatı yukarı iter. Bir sonraki kişiye fiyat zaten yükselmiş gelir, ona kar kalmaz. Yani piyasadaki rekabet, kolay kazancı daha doğmadan yok eder. Binlerce zeki insan aynı ekranlara bakıp aynı haberleri okuyup birbirini geçmeye çalışırken, bilginin fiyata yansıması neredeyse anlık hale gelir. Etkin piyasa hipotezi işte bu rekabetin sonucunu anlatıyor.
Hipotez ne diyor, ne demiyor
Etkin piyasa hipotezi çoğu zaman yanlış anlaşılır. Hipotez fiyatların her zaman doğru olduğunu söylemiyor, petrolün bugünkü fiyatının gerçek değerini birebir tutturduğunu da iddia etmiyor. Söylediği şey daha mütevazı, fiyat o an mevcut olan bütün bilgiyi içine almış durumda, dolayısıyla sen sadece o bilgiye bakarak sistematik biçimde piyasayı yenemezsin.
Bu fikrin üç ayarı var. En zayıf ayarında fiyat geçmiş fiyat hareketlerini içine almış sayılır, yani sadece grafiklere bakarak kazanamazsın. Orta ayarında fiyat herkese açık tüm bilgiyi yansıtır, yani haberleri ve raporları okuyarak fark yaratamazsın çünkü herkes onları zaten okudu. En güçlü ayarında ise fiyat gizli bilgileri bile yansıtır, yani içeriden öğrenenler bile kazanamaz. Emtia dünyasında tartışma genellikle orta ayar etrafında döner. Acaba petrolün, buğdayın, bakırın fiyatı herkese açık bilgiyi gerçekten anında mı yutuyor, yoksa arada boşluklar mı kalıyor.
Emtiayı hisseden ayıran şey
Burada önemli bir nokta var. Etkin piyasa fikri aslında hisse senedi piyasaları düşünülerek geliştirildi. Bir hisse senedi soyut bir varlık, bir şirketin gelecekteki kazancına bahis. Oysa emtia fiziksel bir şey. Bir varil petrolü gemiyle taşırsın, bir ton bakırı depoda tutarsın, buğdayı silodan çıkarırsın. Bu fiziksellik etkinlik denklemini kökünden değiştiriyor.
Çünkü fiziksel dünyada bilgi her yere aynı hızda ulaşmaz. Şikago'daki bir tüccar mısırın vadeli fiyatını ekranında görür ama tarladaki çiftçi, siloyu işleten tacir ve limandaki yükleyici ürünün gerçek durumunu çok daha önce bilir. Hasadın ne kadar bereketli geldiğini, deponun ne kadar dolu olduğunu, hangi geminin rötar yaptığını sahadaki adam herkesten önce görür. Bu yüzden emtiada bilgi asimetrisi hisse senedi piyasasından çok daha derin. Fiziki piyasanın içinde duran oyuncu, ekranlara bakan finansal oyuncudan bir adım önde başlar. Etkinlik fikrinin emtiada neden tam oturmadığının ilk büyük sebebi bu.
Tekrar eden anomaliler meselesi
Şimdi işin can alıcı kısmına geliyoruz. Eğer piyasa gerçekten etkin olsaydı, geçmişe bakarak tekrar eden kazanç kalıpları bulamaman gerekirdi. Çünkü herkes o kalıbı fark eder etmez üstüne atlar ve kalıp kendini yok ederdi. Oysa emtia piyasalarında onlarca yıldır inatla tekrar eden, kolay kolay kapanmayan üç büyük kalıp var. Bunlara anomali denir, çünkü etkin piyasa mantığına meydan okur.
Piyasa hafızası. Etkin piyasa hipotezine göre fiyatlar tüm bilgiyi anında yansıtmalı ve geçmişe bakarak sistematik kazanç imkansız olmalı. Ama emtia piyasalarında momentum, carry ve mevsimsellik gibi tekrarlayan kalıplar yıllarca varlığını sürdürdü ve birçok profesyonel fon kazancını tam bu kalıplara dayandırdı. Bu anomalilerin bir türlü kapanmaması, piyasanın aslında ne kadar etkin olduğu tartışmasını canlı tutuyor. Kimisi bunları piyasanın kusuru sayıyor, kimisi taşınan riskin doğal karşılığı diyor.
Bu üç kalıbın her birinin kendine has bir mantığı var. Momentum şunu söylüyor, son birkaç aydır yükselen bir emtia bir süre daha yükselme eğiliminde, düşen de düşme eğiliminde. Yani fiyat haberleri anında değil, yavaş yavaş sindiriyor, bu da bir gecikme yaratıyor. Carry şunu anlatıyor, vadeli eğrisi geriye yatık olan, yani yakın vadesi uzaktan pahalı olan emtialar uzun vadede daha iyi getiri taşıyor. Mevsimsellik ise takvimle ilgili, doğalgaz kışa girerken, tarım ürünleri hasat öncesi belirli kalıplarla hareket ediyor ve bu kalıp her yıl benzer biçimde tekrarlanıyor.
İlginç olan şu, bu kalıplar onlarca yıldır biliniyor ama hala tam olarak silinmediler. Etkin piyasa katı haliyle doğru olsaydı, herkesin bildiği bir kalıbın çoktan yok olmuş olması gerekirdi. Yaşamaya devam etmeleri, ya piyasanın tam etkin olmadığını ya da bu kalıpların bedava kazanç değil, taşınan bir riskin karşılığı olduğunu gösteriyor.
Etkinlik mi, risk primi mi
Burada ikiye bölünmüş bir tartışma var ve ikisi de mantıklı. Bir taraf diyor ki bu anomaliler piyasanın etkinsizliğinin kanıtı, fiyatlar bilgiyi tam yansıtsa bu kalıplar olmazdı. Diğer taraf ise diyor ki hayır, bu kalıplar bedava öğle yemeği değil. Carry getirisi birinin üstlendiği riskin ödülü, momentum kazancı da herkesin kaçtığı dönemlerde pozisyon taşımanın bedeli.
Bunu somutlaştıralım. Diyelim bir çiftçi gelecek yılki buğday fiyatının düşmesinden korkuyor ve hasadını şimdiden vadeli piyasada satıp fiyatını sabitliyor. Karşı tarafta alım yapan kişi, yani spekülatör, çiftçinin kaçtığı fiyat riskini üstleniyor. Bunu boşuna yapmaz, karşılığında bir prim bekler. İşte carry getirisinin bir kısmı tam olarak bu primden gelir. Yani anomali gibi görünen kazanç, aslında piyasaya sigorta sağlamanın ücreti olabilir. Bu açıdan bakınca piyasa hem etkin kalır hem de bazı oyunculara düzenli kazanç sunar, çünkü o kazanç emeğin ve riskin karşılığı oluyor.
Küçük bir örnek hesap
Momentumun nasıl bir fark yarattığını basit bir kurguyla görelim. Diyelim elimizde dört emtia var ve son altı ayki getirilerine bakıp en güçlü ikisini alıp en zayıf ikisini satan basit bir kural izliyoruz.
| Emtia | Son 6 ay getirisi | Kural | Sonraki 3 ay |
|---|---|---|---|
| Bakır | yüzde 18 | Al | yüzde 6 |
| Doğalgaz | yüzde 12 | Al | yüzde 4 |
| Şeker | yüzde -9 | Sat | yüzde -5 |
| Kahve | yüzde -14 | Sat | yüzde -7 |
Aldığımız iki emtia sonraki üç ayda ortalama yüzde beş kazandırdı, sattığımız iki emtia ise ortalama yüzde altı düştü. Düşen şeyi açığa sattığımız için onların düşüşü de bize kar yazdı. Toplamda bu basit kural, fiyatın yönüne bakmadan sadece geçmiş eğilime yaslanarak pozitif getiri üretti. Eğer piyasa tam etkin olsaydı, son altı ayki getiriye bakmak sonraki üç ay için hiçbir ipucu vermemeliydi. Oysa bu ipucu çoğu dönemde işe yarıyor. Tabii her zaman değil, eğilim aniden tersine döndüğünde bu kural sert biçimde zarar yazar, işte taşınan risk de burada saklı.
Yeni bilgi kaynakları oyunu değiştiriyor
Etkinlik tartışmasını canlı tutan bir başka şey de bilginin nereden geldiğinin sürekli değişmesi. Eskiden bir tüccar hasadın durumunu öğrenmek için sahaya adam yollar, tarlaları gezdirir, kulaktan kulağa bilgi toplardı. Bu yavaş ve eşitsiz bir süreçti, sahada en çok ağı olan en çok bilirdi. Bugün ise oyun bambaşka bir yere kaydı.
Artık uydu görüntüleri bütün tarım kuşaklarının ne durumda olduğunu yukarıdan tarıyor. Bir fon, daha resmi rapor çıkmadan haftalar önce buğday tarlalarının yeşilliğini ölçüp hasadın nasıl geleceğini kestirebiliyor. Hava durumu modelleri doğalgaz talebini günler öncesinden fiyatlıyor. Petrol depolarının tavanlarındaki gölgeleri uydudan ölçerek ne kadar dolu olduklarını tahmin eden şirketler bile var.
Bu yeni kaynaklar bir yandan piyasayı daha etkin yapıyor, çünkü bilgi daha hızlı ve daha geniş kitleye ulaşıyor, eski asimetriyi zayıflatıyor. Ama öbür yandan yeni bir asimetri doğuruyor. Bu uydu verisini satın alacak parası ve onu işleyecek teknolojisi olan büyük oyuncu, sıradan yatırımcının göremediği bir bilgiye sahip oluyor. Yani etkinlik bir kapıdan girerken eşitsizlik başka bir pencereden tekrar içeri sızıyor. Piyasanın hiçbir zaman tam etkin olamamasının sebeplerinden biri de bu sonu gelmez bilgi yarışı.
Spekülatör ve tüccarın dansı
Emtia piyasasında iki büyük oyuncu tipi var ve etkinlik bu ikisinin dansından doğuyor. Bir tarafta ticari oyuncular var, yani malın kendisiyle işi olanlar. Petrol şirketi, un fabrikası, havayolu, çiftçi. Bunlar fiyatı tahmin etmeye değil, korunmaya gelir. Diğer tarafta ise mala hiç dokunmayan, sadece fiyat hareketinden kazanmaya çalışan spekülatörler var.
Çoğu kişi spekülatörü piyasayı bozan biri sanır ama gerçekte spekülatör piyasayı etkin kılan oyuncu rolünü üstlenir. Çünkü ticari oyuncu riskten kaçarken o riski taşıyacak birine ihtiyaç var, işte o boşluğu spekülatör doldurur. Spekülatörler bilgiyi araştırır, fiyat sapmalarını avlar ve tam da bu avlanma sayesinde fiyatları gerçek değerlerine doğru iter. Bir emtia haksız yere ucuzsa onu alıp yukarı çekerler, haksız yere pahalıysa satıp aşağı bastırırlar.
Ama bu dans her zaman pürüzsüz değil. Bazen spekülatif para bir emtiaya akın akın dolup fiyatı temel değerinden kopuk biçimde şişirir, bazen herkes aynı anda korkup kaçar ve fiyat dibe çakılır. Bu aşırılık anlarında piyasa geçici olarak etkinliğini yitirir, fiyat bilgiyi değil kalabalığın duygusunu yansıtır. İşte tam bu anlar, soğukkanlı oyuncuya en büyük fırsatı sunar.
Peki bu bilgiyle ne yapmalı
Sonuç olarak emtia piyasası ne kusursuz etkin ne de tamamen rastgele. İkisinin arasında, çoğu zaman etkine yakın ama sürekli küçük çatlaklar veren bir yapı. Bir yatırımcı için buradan birkaç sağlam ders çıkıyor. Birincisi, kolay para hikayelerine şüpheyle bakmak. Eğer bir kalıp gerçekten bedava kazanç olsaydı çoktan kapanmış olurdu. Yaşıyorsa, ya bir risk taşıyorsun ya da herkesin görmediği bir bilgiye sahipsin.
İkincisi, fiyatın her zaman doğru olduğunu da varsaymamak. Aşırı korku ve aşırı coşku anlarında fiyat bilgiden kopabilir, bu da hem tuzak hem fırsat demek. Üçüncüsü, kendi avantajını dürüstçe sorgulamak. Sahada gerçek bir bilgin mi var, yoksa ekrana bakan herkesle aynı şeyi mi görüyorsun. Emtiada kalıcı kazanç çoğu zaman ya fiziki piyasaya yakın durmaktan ya da kimsenin işlemediği bir bilgiyi işlemekten gelir. Etkinlik tartışmasının asıl güzelliği de bu, piyasayı yenmenin mümkün olup olmadığını değil, hangi şartlarda mümkün olduğunu sana öğretmesi.