Bir an için elinde dünyanın en güçlü bilgisayarı olduğunu düşün. İçine her şeyi yükledin. Kaç kuyu pompalıyor, kaç gemi yolda, depolar ne kadar dolu, kaç fabrika çalışıyor, hava nasıl gidecek. Sonra makineye tek bir soru sordun. Altı ay sonra petrolün varili kaç dolar olacak? Makine düşündü, düşündü ve sana bir sayı verdi. O sayının tutma ihtimali, dürüst olmak gerekirse, yazı tura atmaktan çok da yüksek değil. İşte emtia fiyat tahmininin zorluğu tam da burada gizli. Buğdaydan bakıra, petrolden kahveye kadar ham maddelerin gelecekteki fiyatını önceden kestirmek, finans dünyasının en çok denenip en sık başarısız olunan işlerinden biri. Çünkü bir emtianın fiyatını tek bir el değil, birbiriyle boğuşan onlarca görünmez kuvvet birden çeker.
Asıl ders şu olacak. Emtia oyununda kazanan, geleceği en iyi bilen değil, bilemeyeceğini en iyi kabul eden taraf.
Fiyatı çeken kaç el var
Bir hisse senedinin fiyatını sonuçta tek bir şey belirler, o şirketin ne kadar para kazanacağı beklentisi. Emtiada böyle bir kalp yok. Bir varil petrolün ya da bir ton bakırın fiyatını aynı anda birbirinden bağımsız beş ayrı dünya çekiştirir.
Birincisi arz. Yani o malın yerin altından ya da topraktan ne kadar çıktığı. İkincisi talep. Dünyanın o mala ne kadar aç olduğu. Üçüncüsü hava. Özellikle tarımda bir kuraklık ya da bir don, koca bir hasadı bir gecede yarıya indirir. Dördüncüsü jeopolitik. Bir savaş, bir yaptırım, bir boğazın kapanması arzı tepetaklak eder. Beşincisi de spekülasyon. Yani fiyatın kendisine bakarak alıp satan, beklentiyle hareket eden devasa para akışları.
Şimdi bu beşini bir araya koy. Her biri kendi başına zaten tahmini zor. Üstelik birbirleriyle de konuşuyorlar. Hava arzı bozar, bozulan arz fiyatı kaldırır, kalkan fiyat spekülatörü heyecanlandırır, yükselen fiyat bu sefer talebi kısar. Bir tek değişkeni doğru bilsen bile diğer dördü onu boşa çıkarabilir. Emtia fiyatı, beş ayrı orkestranın aynı anda farklı şarkı çaldığı bir salon gibi.
Arz neden bir gecede ayak uyduramaz
Emtiaları gerçekten kaygan yapan teknik bir özellik var, buna arz esnekliğinin düşüklüğü diyoruz. Esneklik, bir malın üretiminin fiyat değişince ne kadar hızlı tepki verdiğini anlatır. Bir fabrikada talep artınca vardiya ekler, üretimi haftalar içinde kaldırırsın. Emtiada böyle bir lüks çoğu zaman yok.
Düşün ki bakır fiyatı tavan yaptı ve herkes daha çok bakır istiyor. Bir bakır madeni açmak, ruhsattan kazıya, kazıdan işleme tesisine kadar yıllar sürer. Yani fiyat bugün bağırsa bile yeni arz beş yıl sonra gelir. Tersi de doğru. Fiyat dibe vursa bile o madeni hemen kapatamazsın, çünkü kapatıp tekrar açmak servete mal olur. Petrolde de durum benzer. Bir kuyuyu kurmak aylar, derin deniz projesini geliştirmek yıllar ister.
Bunun sonucu şu. Arz fiyata anında ayak uyduramadığı için en küçük dengesizlik bile fiyatı büyütür. Talep biraz artar ama arz yerinde sayar, fiyat fırlar. Talep biraz düşer ama arz yine de aynı miktarı pompalar, fiyat çakılır. Esnek olmayan arz, küçük bir itişi büyük bir savruluşa çevirir. Sahadaki ufak bir değişikliğin fiyatta ne kadar abartılı bir yankı yaratacağını önceden ölçmek neredeyse olanaksız.
Beklenmedik şokların krallığı
Emtia dünyası sürprizlerin krallığı. Bir analist bütün ev ödevini yapar, modelini kurar, arzı talebi tahmin eder ve makul bir sayı söyler. Sonra hiçbir tablonun hesaba katmadığı bir şey olur. Bir volkan kül püskürtür ve uçaklar uçamaz. Bir gemi kanalı tıkar ve dünya ticareti durur. Bir ülke ihracatı yasaklar. Bir boru hattı patlar. Bunların hiçbiri takvimde yazmıyordu.
Bu şokların tahminci için en sinir bozucu yanı, doğaları gereği öngörülemez olmaları. Eğer bir olayı önceden görebilseydin zaten fiyata çoktan yansırdı. Tam da kimsenin beklemediği için fiyatı şok eder. Bir kuraklığı bir yıl önceden bilemezsin, bir darbeyi takvime yazamazsın, bir kazayı hesaba katamazsın. Emtia fiyatlarını en sert oynatan olaylar, çoğu zaman hiçbir modelin kutusuna sığmayan olaylar.
Üstelik bu şoklar tek başına gelmez, birbirini tetikler. Bir bölgede çıkan savaş enerji fiyatını kaldırır, kalkan enerji gübreyi pahalandırır, pahalı gübre bir sonraki yılın hasadını tehdit eder, tehdit altındaki hasat tahıl fiyatını fırlatır. Tek bir kıvılcım, zincirlenmiş bir yangına dönüşür ve bu silsileyi önceden haritalamak hiçbir öngörünün harcı değil.
Bir varilin eksiye düştüğü gün
Piyasa hafızası. 2020 Nisan'ında akıl almaz bir şey oldu, Amerikan petrolünün bir vadeli kontratı tarihte ilk kez eksi değere düştü ve varil eksi otuz yedi dolara kadar geriledi. Yani satıcılar, mallarını alması için karşı tarafa para ödüyordu. Salgın dünyayı durdurmuş, talep buharlaşmış, depolar ağzına kadar dolmuştu. Kontratın son gününde elinde fiziki petrol kalanlar, koyacak yer bulamayınca o petrolden kurtulmak için ödeme yapmaya razı oldu. Neredeyse hiçbir analist bu manzarayı önceden çizememişti.
Bu olay emtia tahmininin zorluğunu bir tek günde özetledi. Çünkü işin içinde sıradan arz talep dengesinden çok daha tuhaf bir şey vardı. Salgın talebi çökertmişti, bu kadarını bazıları görmüştü. Ama asıl kilit nokta depolama kapasitesiydi. Petrolü koyacak fiziki yer kalmayınca, kağıt üstündeki kontrat gerçek dünyanın duvarına çarptı. Vade gününde o petrolü teslim almak zorunda kalacak olanlar, depo bulamayacaklarını anlayınca panikledi.
İşte hiçbir klasik model bu durumu öngöremedi. Çünkü modeller fiyatın sıfırın altına inebileceğini bile varsaymıyordu. Ders şuydu, emtia fiyatını yalnızca arz ve talep belirlemez, o malı saklayabilme olanağı da belirler. Saklanamayan bir mal, kimsenin istemediği anda değerini değil, üstüne para ekleme yükünü taşır. Tahminciler o gün, modellerinin ne kadar dar bir dünyada yaşadığını acı biçimde gördü.
Uzmanlar neden bu kadar sık yanılır
Şimdi rahatsız edici bir gerçeğe gelelim. Büyük bankaların, parlak analistlerin, koca araştırma ekiplerinin emtia tahminleri şaşırtıcı sıklıkla tutmaz. Her yılbaşında onlarca kurum gelecek yılın petrol fiyatı için bir hedef açıklar. Yıl sonunda o hedeflerin çoğu gerçeğin yanından bile geçmemiş olur. Bu bir yetenek meselesi değil, işin doğasından gelen bir körlük.
Sebeplerden biri şu. Tahminci bugünkü koşulları çoğu zaman geleceğe uzatma eğilimi taşır. Fiyat yükseliyorsa yükselmeye devam edeceğini varsayar. Oysa emtia fiyatları döngüsel hareket eder, yani sürekli yön değiştirir. Tam herkes yükselişe inandığında tepe yapar, tam herkes umudu kestiğinde dibi bulur. Kalabalığın gittiği yöne yapılan tahmin, çoğu zaman tam da en yanlış zamanda yapılır.
İkinci sebep, modellerin geçmişe bakarak kurulması. Bir model, dünün verisiyle eğitilir ve dün olmamış bir şeyi öngöremez. Oysa emtiada fiyatı en çok oynatan olaylar, tam da daha önce hiç görülmemiş olanlar. Geçmişin aynasına bakan model, geleceğin sürprizini göremez. Bu yüzden emtia tahmininde tevazu, beceriden daha değerli.
Küçük bir örnek hesap
Arzın esnek olmaması yüzünden küçük bir kaymanın fiyatı nasıl uçurduğunu somut görelim. Diyelim bir tarım ürününde yıllık üretim yüz milyon ton, talep de yüz milyon ton ve fiyat denge halinde ton başına üç yüz dolar. Şimdi bir kuraklık geliyor ve hasadı yalnızca yüzde 5 düşürüyor, üretim doksan beş milyon tona iniyor.
İçgüdü der ki, arz yüzde 5 düştüyse fiyat da yüzde 5 artar, ton üç yüz on beş dolar olur. Gerçek dünya öyle çalışmaz. Çünkü insanlar yemekten kolay vazgeçmez, talep inat eder ve depolar ince kalır. Eksik kalan o beş milyon ton için alıcılar kapışır, fiyat çok daha sert tırmanır.
| Durum | Üretim | Talep | Açık | Yaklaşık fiyat |
|---|---|---|---|---|
| Denge | 100 milyon ton | 100 milyon ton | 0 | 300 dolar |
| Kuraklık vuruyor | 95 milyon ton | 100 milyon ton | 5 milyon ton | 450 dolar |
| Panik ve stoklama | 95 milyon ton | 103 milyon ton | 8 milyon ton | 540 dolar |
Tablonun anlattığı şu. Üretimdeki yüzde 5'lik küçük düşüş, fiyatı üç yüzden dört yüz elliye, yani yüzde 50 yukarı taşıyor. Üstelik fiyatın yükseldiğini gören alıcılar gelecek için stoklamaya başlayınca talep yüzde 5'in de üstüne çıkıyor, açık sekiz milyona genişliyor ve fiyat beş yüz kırka fırlıyor. Yüzde 5'lik bir arz kaybı, on katından fazla bir fiyat sıçramasına dönüşüyor. Bir tahminci kuraklığın boyutunu mükemmel bilse bile, paniğin ve stoklamanın fiyatı ne kadar abartacağını önceden ölçemez. İşte emtia tahmininin matematiği bu, küçük sebep, kocaman ve hesaplanamaz sonuç.
Tahmin yerine senaryo
Peki madem fiyatı bilmek bu kadar zor, deneyimli oyuncular ne yapar? İşin sırrı burada. Olgun bir emtia takipçisi tek bir sayıyı bilmeye çalışmaz, bunun yerine birden çok geleceğe birden hazırlanır. Buna senaryo düşünme deriz. Tek bir kehanet kurmak yerine, üç beş ayrı gelecek çizip her birine karşı planını hazır tutmak.
Şöyle çalışır. Tahminci kendine sorar, eğer kuraklık olursa fiyat nereye gider, olmazsa nereye? Savaş çıkarsa ne olur, barış gelirse ne olur? Her senaryoya bir ihtimal ve bir fiyat aralığı atar. Böylece tek bir noktaya değil, bir yelpazeye bakar. Gelecek hangi kapıdan girerse girsin, hazırlıksız yakalanmaz. Çünkü mesele hangi kapının açılacağını bilmek değil, her kapının arkasına önceden bakmış olmak.
Bunun yanında bir de risk yönetimi gelir, hatta tahminin kendisinden çok daha fazla iş görür. Akıllı oyuncu yanılacağını baştan kabul eder ve yanıldığında batmayacak şekilde kurulur. Pozisyonunu öyle ayarlar ki, beklenmedik bir şok geldiğinde zarar görse de ayakta kalır. Geleceği doğru bilmeye değil, yanlış bildiğinde hayatta kalmaya oynar. Emtia dünyasında uzun ömürlü olanlar, en iyi tahminciler değil, en iyi hayatta kalanlar.
Belirsizlikle barışmak
Bütün bu tablo, emtia izleyen biri için aslında özgürleştirici bir ders taşır. Birinci ders, kesin tahminlere şüpheyle bakmak. Sana gelecek yılın petrol fiyatını tek bir kesin sayıyla söyleyen birine değil, olası aralıkları ve onları belirleyecek koşulları anlatana güven. Çünkü en dürüst tahminci, bilmediğini açıkça söyleyen kişi olur.
İkinci ders, fiyatı çeken kuvvetleri tek tek tanımak. Bir fiyat hareketi gördüğünde sormak gerekir, bunu arz mı yaptı, talep mi, hava mı, jeopolitik mi, yoksa sadece spekülatif para mı? Çünkü aynı yöndeki iki hareket bambaşka sebeplerden gelebilir ve sebebini anlamadan yön tahmini yapan, körlemesine yürür. Gerçek bir kıtlıktan gelen yükseliş kalıcı durur, spekülatif coşkudan gelen yükseliş ise gelir gibi gider.
Üçüncü ders ise en derin olanı. Emtia fiyatı, dünyanın bütün belirsizliğinin tek bir sayıda toplandığı yer. Hava, savaş, açgözlülük, korku, hasat, salgın, hepsi orada birikip bir rakama dönüşür. Onu önceden tam bilmek bir insanın haddine değil. Ama hangi kuvvetlerin onu çektiğini görmek ve yanılma payını hep cebinde taşımak mümkün. 2020'de varilin eksiye düştüğü o gün hepimize şunu öğretti, emtiada en tehlikeli cümle her zaman aynı kalır. Bu sefer kesin biliyorum.