Vadeli bir kontrat aldığında ortada henüz para el değiştirmez, sadece bir söz verirsin. Üç ay sonra bu petrolü şu fiyattan alacağım dersin ve karşı taraf da satacağım der. Peki bu sözü tutacağına kim güveniyor? Fiyat aleyhine döndüğünde kuyruğunu kıvırıp kaçmayacağını ne garanti ediyor? İşte teminat tam burada devreye girer. Pozisyonu açarken borsanın takas evine bir miktar para yatırırsın, buna başlangıç teminatı diyoruz. Sonra her günün sonunda fiyat senin lehine mi yoksa aleyhine mi gitti diye bakılır ve buna göre hesabına para eklenir ya da hesabından para çekilir, buna da değişim teminatı diyoruz. Biri pozisyona girerken bıraktığın güvence akçesi, diğeri o güvenceyi her gün canlı tutan günlük hesaplaşma.
Sözün arkasını kim tutuyor
Vadeli piyasanın can damarı güven değil, teminat. Çünkü güven kırılgan bir şey, fiyat sert hareket ettiğinde insanlar verdikleri sözü unutmaya çok meyilli olur. Bu yüzden borsa araya bir takas evi koyar ve bu kurum her işlemin ortasına geçer. Sen alıcı olarak satıcıyla değil takas eviyle, satıcı da seninle değil aynı takas eviyle karşı karşıya gelir. Böylece kimsenin ödeme gücünü araştırman gerekmez, çünkü karşında hep aynı sağlam kurum durur.
Ama takas evi de bu sorumluluğu bedavaya almaz. Herkesin sözünü tutacağına dair elinde somut bir teminat ister, çünkü bir taraf battığında milyonlarca açık pozisyonun riskini tek başına sırtlanamaz. O yüzden riski daha en baştan parayla çevreler. Pozisyonu açanın yatırdığı güvence ve her gün güncellenen hesaplaşma, takas evinin batık bir tarafla baş başa kalmasını önleyen iki katmanlı bir kalkan oluşturur. Sistem hiçbir tarafa körü körüne güvenmediği halde herkesin rahatça işlem yapmasını sağlar, çünkü karşına geçen kişinin adını bile bilmene gerek kalmaz.
Başlangıç teminatı kapıdaki giriş bileti
Başlangıç teminatı, pozisyonu açmadan önce hesabında bulundurman gereken para. Bunu bir kiralık daireye girerken bıraktığın depozitoya benzetebilirsin. Ev sahibi seni tanımasa da elinde bir güvence varsa içi rahat eder, bir şeyleri kırarsan ya da kirayı ödemezsen o paradan keser. Vadeli piyasada da takas evi aynı mantıkla hareket eder, sen pozisyonu açmadan önce belli bir parayı masaya koyarsın.
Bu paranın büyüklüğü kontratın oynaklığına göre belirlenir. Fiyatı sakin sakin gezen bir mal için teminat görece düşük tutulur, çünkü bir günde büyük bir sıçrama beklenmez. Fiyatı zıpzıp gibi sıçrayan bir mal için ise teminat yükselir. Borsa şu hesabı yapar. Bu kontrat en kötü günde aşağı yukarı ne kadar oynar? Başlangıç teminatı işte o muhtemel bir günlük zararı rahatça karşılayacak biçimde ayarlanır.
Önemli bir nokta var. Başlangıç teminatı kontratın tam değeri değil, onun küçük bir dilimi. Yüz bin liralık bir pozisyon açmak için belki sadece beş on bin lira yatırman yeterli olur. İşte vadeli piyasaya o meşhur kaldıracı veren şey de tam bu oran. Bu kaldıraç hem kazancı hem zararı aynı oranda büyüttüğü için, teminat sisteminin neden bu kadar titiz işlediği de anlaşılır.
Değişim teminatı günlük hesaplaşma
Asıl ince mekanik değişim teminatında saklı. Başlangıç teminatını yatırıp pozisyonu açtın diyelim, iş orada bitmez. Her günün sonunda takas evi senin pozisyonunu o günkü kapanış fiyatına göre yeniden değerler. Buna piyasaya göre değerleme diyoruz. Fiyat senin lehine gittiyse aradaki kar hesabına yatırılır. Aleyhine gittiyse aradaki zarar hesabından çekilir. Bu çekiş veriş her gün, istisnasız tekrarlanır.
Buradaki kritik fikir şu. Zarar birikmeye bırakılmaz. Klasik bir alacak verecek ilişkisinde borç günlerce şişer ve sonunda taraf ödeyemez hale gelir. Vadeli piyasada böyle bir şeye izin yok. Her gün hesap kapatılır, zarar eden taraf o günün zararını hemen öder. Böylece bir tarafın biriktirdiği ödenmemiş zarar ertesi sabaha sarkmaz, açık hiçbir zaman tehlikeli bir boyuta ulaşamaz.
Değişim teminatı tam olarak bu günlük zararı kapatmak için hesaba eklediğin para. Fiyat aleyhine gittikçe sürekli para koymak zorunda kalır, lehine gittiğinde ise hesabına akan parayı çekebilirsin. Yani durağan bir depozito değil, piyasanın nabzıyla birlikte her gün inip çıkan canlı bir akış.
Neden bu ikisi ayrı tutulur
İkisi de teminat değil mi, neden tek bir kasada toplanmıyor? Çünkü ikisi tamamen farklı işler görür ve farklı sorulara cevap verir. Başlangıç teminatı geleceğe bakar, değişim teminatı geçmişe.
Başlangıç teminatı şu soruyu sorar. Yarın işler ters giderse, pozisyonu kapatana kadar geçecek sürede ne kadar zarar birikebilir? Yani henüz gerçekleşmemiş, gelecekteki muhtemel bir zarara karşı tutulan bir tampon. Değişim teminatı ise şu soruyu sorar. Bugün fiilen ne kadar zarar ettin? Yani çoktan gerçekleşmiş, somut bir zararın anında ödenmesi.
Bu ayrımı şöyle düşün. Başlangıç teminatı bankada bekleyen, dokunulmayan bir güvence fonu. Değişim teminatı ise her gün el değiştiren nakit. Biri sabit durur ve pozisyon kapanana kadar orada bekler, diğeri günden güne hesaplar arasında akar gider. Takas evi bu iki katmanı ayrı tuttuğu için hem yarının riskini hem bugünün zararını ayrı ayrı kontrol altında tutar.
Marj çağrısı kapıyı çaldığında
Hesabındaki para belli bir alt sınırın altına düştüğünde takas evi seni arar ve para ister. İşte bu telefona marj çağrısı diyoruz. Mekanik şöyle işler. Pozisyonu açarken yatırdığın başlangıç teminatının yanında bir de sürdürme seviyesi durur, başlangıçtan biraz daha düşük bir eşik. Fiyat aleyhine gidip hesabın bu eşiğin altına inerse, hesabını yeniden başlangıç seviyesine çıkaracak kadar taze para yatırman istenir.
Marj çağrısına cevap vermek için genelde çok kısa bir sürün olur, çoğu zaman aynı gün ya da ertesi sabah. Parayı zamanında yatırmazsan takas evi pozisyonunu zorla kapatır, buna zorunlu tasfiye diyoruz. Burası acımasız ama mantıklı, çünkü takas evi senin yerine zararı üstlenmeyi göze alamaz. Marj çağrısı aslında sistemin sana uzattığı son bir ihtar gibi çalışır. Ya pozisyonun arkasında durduğunu parayla göster, ya da pozisyondan çık.
Marj çağrısı vadeli piyasanın en gerilimli anlarından biri. Fiyat sert hareket ettiğinde aynı anda yüzlerce oyuncuya çağrı gider ve herkes birden para bulmaya çalışınca ortalık karışır. Çünkü çağrı tam da fiyatın çılgına döndüğü, paranın en kıt olduğu anlarda kapıyı çalar.
Likidite riski ve görünmeyen tehlike
Burada işin sinsi yanı ortaya çıkar. Bir pozisyonda kağıt üstünde haklı, hatta uzun vadede kazanacak bile olabilirsin, ama marj çağrısını karşılayacak nakdi o an bulamazsan batarsın. İşte buna likidite riski diyoruz. Mesele zengin olup olmaman değil, doğru anda elinin altında nakit bulundurup bulundurmaman.
Bu tehlike özellikle korunma amaçlı pozisyon tutanları vurur. Bir üretici, ürettiği malın fiyatına karşı korunmak için vadeli piyasada ters pozisyon açar. Fiyat yukarı fırlarsa elindeki gerçek mal değer kazanır ama vadeli pozisyonu zarara geçer ve o zarar için her gün nakit teminat yatırması gerekir. Bir yanda gerçekleşmiş nakit talebi, öte yanda henüz nakde dönmemiş bir kazanç. Bu makas yeterince açılırsa, en sağlam şirket bile nakit sıkışmasından boğulabilir.
İşte bu yüzden korunma yaparken sadece pozisyonun doğru olması yetmez, marj çağrılarını karşılayacak nakit yastığını da hazır tutmak gerekir. Tecrübeli oyuncular pozisyonu kurarken büyüklüğü kadar onun yaratabileceği teminat ihtiyacını da hesaba katar.
Küçük bir örnek hesap
Mekaniği sayıyla görmek işi netleştirir. Diyelim ki bir ham petrol kontratının her biri bin varili temsil ediyor ve sen fiyatın düşeceğini düşünerek varili 90 dolardan bir kontrat sattın. Başlangıç teminatı kontrat başına 6.000 dolar, sürdürme seviyesi ise 4.500 dolar olsun.
| Gün | Kapanış | Günlük değişim teminatı | Hesap bakiyesi |
|---|---|---|---|
| Açılış | 90,00 | başlangıç 6.000 yatırıldı | 6.000 |
| 1. gün | 91,50 | aleyhe 1.500 çekildi | 4.500 |
| 2. gün | 92,80 | aleyhe 1.300 çekildi | 3.200 |
Sen satıcı olduğun için fiyatın yükselmesi senin aleyhine. Birinci gün fiyat varili 1,50 dolar artınca bin varil üzerinden 1.500 dolar zarar ettin ve bu para hesabından çekildi, bakiyen 4.500 dolara indi. Tam sürdürme seviyesine değdin. İkinci gün fiyat 1,30 dolar daha artınca 1.300 dolar daha çekildi ve bakiyen 3.200 dolara düştü. Artık sürdürme seviyesinin altındasın. Takas evi seni arar ve hesabını yeniden 6.000 dolara çıkarman için 2.800 dolarlık taze teminat ister. Görüyorsun, fiyat sadece iki gün üst üste hafifçe yukarı gitti ama nakit talebi çoktan kapını çaldı.
2022 enerji krizinin teminat şoku
Piyasa hafızası. 2022 boyunca Avrupa'da doğal gaz ve elektrik fiyatları akıl almaz seviyelere fırladı. Elektrik üreticileri, ürettikleri elektriği önceden satıp gelirlerini sabitlemişti, yani vadeli piyasada satış pozisyonu taşıyorlardı. Fiyatlar tavan yapınca bu satış pozisyonları devasa kağıt zararına geçti ve takas evlerinden gelen değişim teminatı çağrıları toplamda yüz milyarlarca euroya tırmandı. Üreticiler aslında batmıyordu, çünkü vadeli teslimi yaptıklarında kontratları kapanacaktı, ama o ana kadar her gün ödemeleri gereken nakit onları boğuyordu. Bazı hükümetler felci önlemek için devasa likidite destek paketleri açıklamak zorunda kaldı.
Bu olay, başlangıç ile değişim teminatı arasındaki farkın neden hayati olduğunu en çıplak biçimde gösterdi. Üreticilerin gerçek bir ödeme aczi yoktu, uzun vadede paraları sapasağlamdı. Onları sıkıştıran şey tam olarak değişim teminatının günlük nakit talebiydi, çünkü fiyat her yükseldiğinde henüz teslim etmedikleri elektriğin kağıt zararı için o gün nakit yatırmaları gerekti.
Burada likidite riski bütün dehşetiyle ortaya çıktı. Şirketler elektrik santralinin sahibiydi, ürettikleri malın değeri tavan yapmıştı, dolayısıyla varlık olarak hiç bu kadar zengin olmamışlardı. Ama o zenginlik kağıt üstündeydi, teminat çağrısı ise nakit istiyordu. Bir tarafta milyarlarca euroluk değerli bir santral, öte tarafta bugün ödenmesi gereken nakit fatura. Bu makas o kadar açıldı ki, devasa enerji şirketleri bile günlük teminatı karşılayamayacak hale geldi.
Hükümetlerin devreye girmesinin sebebi de buydu. Bir elektrik üreticisi marj çağrısını karşılayamayıp zorunlu tasfiyeye düşseydi, sadece o şirket değil, tüm enerji tedarik zinciri sarsılırdı. Bu yüzden devlet kefil oldu ya da köprü kredisi açtı, böylece şirketler kontratları teslimle kapatana kadar nakit darboğazını aşabildi.
Teminat bize neyi anlatır
Başlangıç ve değişim teminatı dışarıdan kuru bir muhasebe ayrıntısı gibi görünür ama aslında vadeli piyasanın bütün güven mimarisini sırtlayan iki taşıyıcı kolon. Biri geleceğin riskini karşılayan tampon, diğeri bugünün zararını anında temizleyen canlı nakit akışı. İkisi birlikte çalıştığı için takas evi hiçbir zaman ödenmemiş zararla baş başa kalmaz.
Bir piyasayı izlerken teminat seviyeleri sana çok şey fısıldar. Borsa bir kontratın teminatını aniden yükselttiyse, o malda büyük oynaklık beklediğini ele verir. Marj çağrılarının yoğunlaştığı dönemler ise piyasada gerilimin tırmandığının habercisi. Tecrübeli bir göz teminatı bir maliyet kalemi değil, bir risk barometresi olarak okur. 2022'nin enerji şoku da şunu hatırlattı. Bir pozisyonun doğru olması yetmez, onu nakit darboğazına düşmeden taşıyabilmek gerekir.