İçeriğe geç
Fiyatlar yükleniyor...

Netback Fiyatlama

Ham petrolün fiyatını ondan üretilen ürünlerin değerinden geriye doğru hesaplayan yöntem, bir zamanlar petrol piyasasını dibe çeken silahtı.

Netback Fiyatlama

Bir varil ham petrolün gerçek değeri nedir diye sorsan, çoğu insan borsadaki tek bir rakamı söyler. Oysa o ham petrol tek başına kimsenin işine yaramaz. Onu rafineriye sokarsın, ısıtırsın, damıtırsın ve içinden benzin, motorin, jet yakıtı, fuel oil gibi onlarca ürün çıkarırsın. Netback fiyatlama tam da buradan yola çıkar. Ham petrolün ne kadar ettiğini doğrudan piyasaya sormaz, içinden çıkan ürünlerin piyasada kaça satıldığına bakar ve oradan geriye doğru hesap yapar. Yani fiyatı baştan değil, sondan kurar.

Mantık aslında çok sezgisel. Diyelim elinde bir kasa portakal var ama portakalın fiyatını bilmiyorsun. Ama biliyorsun ki o portakallardan çıkardığın suyu, kabuğu, posayı kaça sattığını. Hepsini topluyorsun, sıkma işçiliğini ve kazanç payını düşüyorsun, geriye kalan rakam portakalın sana maksimum kaça gelebileceğini söylüyor. Netback de petrolü böyle okur. Ürünlerin toplam değerinden rafinerinin masrafını ve hak ettiği marjı çıkarınca, ham petrole verilebilecek fiyat ortaya çıkar.

Kelimenin kendisi ne anlatıyor

İngilizcedeki "netback" sözcüğü kabaca geriye kalan net tutar demek. Ürünlerin gelirinden maliyetleri "geri çekince" elinde kalan rakam buradan gelir. Emtia dünyasında bu kavram hem bir hesaplama yöntemini hem de bir sözleşme türünü anlatır. Hesaplama tarafı her gün herkesin yaptığı sıradan bir işe karşılık gelir. Bir rafineri sabah piyasaya bakar, ürünlerinin o günkü değerini görür, kendi maliyetini bilir ve aldığı ham petrolün kendisine ne kadar kazandırdığını ölçer.

Sözleşme tarafı ise çok daha keskin işler. Burada üretici ile rafineri arasında öyle bir anlaşma yapılır ki, rafinerinin ham petrole ödeyeceği fiyat baştan sabit bir rakam olmaz. Onun yerine fiyat, rafinerinin o partiyi işleyip sattıktan sonraki gelirine bağlanır. Yani rafineri ne kadar kazanırsa kazansın, üreticiye ödeyeceği tutar otomatik olarak ona göre belirlenir.

Hesabın içine girelim

Sayılarla bakınca daha net oturuyor. Bir varil ham petrolü düşün. Rafineri onu işliyor ve içinden kabaca şu ürünleri çıkarıyor. Varilin yarısı benzin, üçte biri motorin, geri kalanı da fuel oil ve diğer hafif ürünler olsun. Şimdi o günkü piyasa fiyatlarına bakıyoruz.

Ürün Varilden çıkan oran Piyasa değeri Varil başına katkı
Benzin yüzde 50 95 dolar 47,5 dolar
Motorin yüzde 33 90 dolar 29,7 dolar
Fuel oil ve diğerleri yüzde 17 60 dolar 10,2 dolar

Bu üç kalemi topladığımızda bir varil ham petrolden elde edilen ürünlerin toplam değeri 87,4 dolar çıkar. Ama bu rafinerinin cebine giren net para değil. Rafineri o petrolü işlerken enerji harcadı, işçi çalıştırdı, bakım yaptı. Diyelim bu işleme masrafı varil başına 5 dolar tuttu. Bir de rafinerinin işini yapmasının karşılığı olan kazanç marjı var, ona da 4 dolar diyelim.

İşte netback fiyatı buradan çıkıyor. Ürünlerin değeri 87,4 dolardan işleme masrafı 5 doları ve marj 4 doları düşersen, geriye 78,4 dolar kalır. Bu rakam, rafinerinin o ham petrole ödeyebileceği fiyatı verir. Netback sözleşmesinde üretici tam da bu 78,4 doları alır. Rafineri kendi marjını baştan garantiye almış olur, üretici ise ürünlerin değeri ne çıkarsa ona razı kalır.

Rafineriye verilen marj sözü

Bu yöntemin kalbinde rafineri için çok cazip bir vaat yatar. Normal şartlarda bir rafineri ham petrolü sabit fiyattan satın alır, ürünleri belirsiz bir fiyattan satar. Arada sıkışır. Ham petrol pahalanır ama ürün fiyatları aynı kalırsa, rafineri zarar eder. Bu makasa rafineri marjı denir ve rafinericilik işinin en büyük riskini taşır.

Netback sözleşmesi bu riski tamamen ortadan kaldırır. Rafineri artık ham petrol fiyatının ne olacağını dert etmez, çünkü o fiyat zaten ürünlerin değerinden ve kendi marjından türetilir. Ne olursa olsun rafineri varil başına o garanti edilmiş marjı cebine atar. Risk üreticinin sırtına biner. Üretici, ürün piyasası çökerse az para alır, ürünler değerlenirse çok para alır. Rafineri ise her durumda kazanır.

İşte bu yüzden netback sözleşmesi rafineriler için reddedilmesi zor bir teklif sayılır. Rafineriye adeta şunu söyler. Sen sadece petrolü işle ve sat, kazanç zaten cebinde, gerisini bana bırak. Bir rafineri sahibi açısından bundan daha güvenli bir düzen az bulunur. Tam da bu cazibe, kavramın tarihteki en ünlü kullanımını doğurdu.

1980'lerin büyük fiyat savaşı

Burada hikayenin can alıcı kısmına geliyoruz. 1980'lerin başında dünya petrol piyasası tuhaf bir yere savrulmuştu. Yetmişlerin petrol şoklarından sonra fiyatlar fırlamış, herkes üretime yüklenmişti. Kuzey Denizi'nden Meksika'ya, Alaska'dan Sovyetler'e kadar yeni kaynaklar devreye girdi. Bir yandan da tüketiciler daha tutumlu davranmaya başladı. Sonuçta piyasada petrol patladı, talep ise zayıfladı.

Bu bollukla baş etmek için Suudi Arabistan uzun süre kendini feda etti. Fiyatı yüksek tutmak adına kendi üretimini kısa kısa kıstı. Günde on milyon varilin üzerinde üretebilen ülke, üretimini iki üç milyon varile kadar indirdi. Ama bu fedakarlık işe yaramadı. Suudi üretimi kıstıkça boşluğu başkaları doldurdu, Suudi Arabistan pazar payını kaybetti ama fiyat yine de düşmeye devam etti. Sonunda Riyad bıçağı tersine çevirmeye karar verdi.

Piyasa hafızası. 1985 sonunda Suudi Arabistan netback fiyatlamaya geçti ve musluğu sonuna kadar açtı. Rafinerilere marj garantisi verince herkes Suudi petrolünü kapışmaya başladı, üretim hızla yükseldi. 1986'ya gelindiğinde petrol varil başına 10 dolara kadar çakıldı, fiyat savaşı zayıf üreticiyi de güçlüsünü de aynı anda vurdu. Netback anlaşmaları Suudi Arabistan'a kaybettiği pazar payını geri kazandırdı ama bedeli petrol fiyatının dibi görmesi oldu.

Neden fiyatı aşağı doğru sarmaladı

Şimdi en ilginç yere geldik. Netback fiyatlama neden fiyatı yukarı değil de aşağı sürükledi diye sorabilirsin. Mesele şuraya dayanır. Suudi Arabistan rafinerilere garanti marj verince, rafinerinin ne kadar ham petrol aldığının onun açısından bir önemi kalmadı. Rafineri her varilden kazancını cepte gördüğü için, alabileceği kadar çok petrol almak istedi. Bu da Suudi musluğunu sonuna kadar açtı.

Piyasaya akan bu petrol seli ürün fiyatlarını ezdi. Benzin, motorin, fuel oil ucuzladıkça netback formülü çalışmaya başladı. Çünkü ham petrole verilen fiyat doğrudan ürün fiyatlarına bağlıydı. Ürünler ucuzlayınca formül de daha düşük bir ham petrol fiyatı üretti. Düşen ham petrol fiyatı başka üreticileri de fiyat indirmeye zorladı, onlar da indirince ürünler daha da ucuzladı. Böyle bir kısır döngü kuruldu.

Yani sistem kendi kendini besleyen bir aşağı sarmal yarattı. Üretim arttıkça fiyat düştü, fiyat düştükçe netback formülü ham petrolü daha da ucuza işaretledi, bu da yeni indirimleri tetikledi. Riyad bu süreçten pazar payını geri alarak çıktı, ama sürece kapılan herkes gelir kaybetti. Yüksek maliyetli sahalar zarara geçti, yüksek gelir beklentisine dayalı yatırım planları çöktü, hatta petrol gelirine bağımlı bütün ülkeler sarsıldı.

Neden terk edildi

Bu kadar yıkıcı bir deneyimin ardından netback sözleşmeleri petrol ticaretinin merkezinden çekildi. Çünkü herkes acı bir gerçeği görmüştü. Bu yöntem, üretici fiyatı yukarı çekmek istediğinde işe yaramıyor, tam tersine fiyatı kırmakta kullanılan bir silaha dönüşüyordu. Üreticiler kendi gelirlerini ürün piyasasının insafına bırakmanın ne kadar tehlikeli olduğunu öğrendi.

Bir başka sorun da güven meselesiydi. Netback formülü ürün fiyatlarına dayanıyordu ama o ürünlerin gerçekten kaça satıldığını çoğu zaman rafineri raporluyordu. Üretici, rafinerinin bildirdiği rakamlara güvenmek zorunda kalıyordu. Bu da hesabın şeffaflığını gölgeledi. Kimin ne kadar kazandığı tartışmalı hale gelince taraflar arasındaki güven aşındı.

Modern formül fiyatlamadan farkı

Bugün ham petrol ticaretinin büyük kısmı formül fiyatlamayla yürür ve bu netback'ten önemli bir noktada ayrılır. Modern düzende bir kargo petrolün fiyatı, herkesin gördüğü bir referans göstergeye bağlanır. Brent ya da WTI gibi bir kıyas fiyat alınır, üstüne ya da altına o petrolün kalitesini ve nakliyesini yansıtan bir fark eklenir. Yani fiyat dışarıdaki şeffaf bir piyasaya çapalanır.

Aradaki fark şuraya düşer. Netback fiyatı rafinerinin içinden, ürünlerin satışından geriye doğru kurar. Formül fiyatlama ise fiyatı dışarıdan, herkesin izleyebildiği bir gösterge piyasasından alır. Birincisinde fiyat kapalı bir kutunun içinde, rafinerinin defterinde oluşur. İkincisinde fiyat açık piyasada, binlerce işlemin ortalamasında belirir. Bu yüzden formül fiyatlama hem daha şeffaf kalır hem de manipülasyona daha az kapı aralar.

Yine de netback mantığı tümüyle ölmüş değil. Rafineriler bugün her gün netback hesabı yapmayı sürdürür, çünkü hangi ham petrolü almanın daha kazançlı olduğunu ancak böyle ölçebilirler. Bir Urals petrolü mü yoksa bir Arap Hafif petrolü mü daha çok kazandırıyor sorusunun cevabı netback hesabında yatar. Yani kavram, bir sözleşme silahı olarak sahneden inse de, bir karar aracı olarak rafinerinin masasında kaldı.

Geriye ne kalıyor

Netback fiyatlamanın hikayesi aslında basit bir dersi anlatır. Bir fiyatı belirlerken onu nereye bağladığın çok şey değiştirir. Ham petrolü kendi ürünlerine bağlarsan ve birine marj garantisi verirsen, üretimi teşvik eder ama fiyatı dibe çekersin. 1985 ile 1986 arasında dünya bunu çok pahalı bir biçimde öğrendi. Bugün petrol piyasasının neden açık göstergelere ve şeffaf farklara yaslandığını anlamak istiyorsan, o kapalı kutu yıllarına bakman yeterli. Netback, piyasaya bir fiyatı yanlış yere bağlamanın bedelini öğreten kavram olarak hatırlanıyor.

fiyatlama

Piyasa Kavramları

Emtia Sözlüğü