| Künye | |
| Kuruluş | 1949 |
| Merkez | Pekin |
| Yapı | Çin devleti |
| İş kolu | tarım ticareti |
Emtia dünyasında tarım ticaretinin patronları yıllarca dört harfle anıldı. ABCD diye kısaltılan o kulüpte Archer Daniels Midland, Bunge, Cargill ve Louis Dreyfus oturuyordu. Tahılın, soyanın, yağlı tohumun dünyanın bir ucundan diğerine akışını büyük ölçüde bu dört Batılı ev yönetiyordu. Sonra masaya doğudan biri oturdu. Adı COFCO. Pekin merkezli, kökleri 1949'a, yani Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluş yılına uzanan bu yapı, bugün o eski kulübün en ciddi rakibi. Üstelik sıradan bir şirket de değil. Doğrudan Çin devletine bağlı, ülkenin gıda güvenliğini omuzlamak için var olan stratejik bir kurum. Bir piyasa oyuncusu gözünden bakınca COFCO sadece bir tüccar değil, koca bir ulusun mutfağıyla küresel tarla arasındaki en kalın boru hattı.
Onu anlamak, son yirmi yılda tarım ticaretindeki güç dengesinin nasıl kaydığını anlamakla aynı şey. Çünkü COFCO'nun yükselişi tesadüf değil. Çin tabağını doldurmak için dışarıya muhtaç hale geldikçe, devlet bu ihtiyacı başkalarının insafına bırakmak istemedi. Aradaki tüccar Batılı olmasın, kendi tüccarımız olsun dedi. İşte COFCO bu iradenin somut hali.
Devletin karnını düşünen kurum
Önce şu temeli oturtalım, çünkü COFCO'nun bütün kimliği buradan doğuyor. Çoğu emtia tüccarı kar için kurulur. Ucuza alır, pahalıya satar, marjdan ve lojistikten kazanır. COFCO'nun doğuş amacı bambaşkaydı. 1949'da kurulduğunda görevi Çin'in dış ticaretini, özellikle gıda ve tarım ürünlerinin alım satımını devlet adına yürütmekti. Yani önce bir kamu görevi vardı, ticaret onun aracıydı.
Bu fark her şeyi belirliyor. COFCO bir mal alırken aklında yalnız kar marjı yok, ülkenin tahıl ambarının dolu kalması da var. Çin'in soyası, mısırı, buğdayı yeterli mi, fiyatlar halkı zorlar mı, bir kıtlık anında depolar dayanır mı? Bütün bu sorular kurumun karar masasında oturuyor. Bu yüzden COFCO'yu salt kar güden bir tüccar gibi okumak yanıltıcı. O, aynı anda hem ticaret yapan hem de devletin gıda politikasını sahada uygulayan melez bir yapı.
Kurumun yapısı da bunu yansıtıyor. Tepesinde Çin devleti var, doğrudan merkezi hükümete bağlı dev kamu şirketleri arasında sayılıyor. Bu sahiplik ona iki büyük avantaj veriyor. Birincisi sınırsıza yakın bir sabır. Bir özel tüccar kötü bir çeyrekte yatırımcısına hesap verir, COFCO ise on yıllık stratejiyi düşünebilir. İkincisi finansman gücü. Arkasında devlet bankalarının ve devasa bir iç pazarın desteği duruyor.
Çin neden dışarıya muhtaç kaldı
COFCO'nun son yıllardaki dev atılımını anlamak için Çin'in mutfağına bakmak gerekiyor. Ülke kalabalık, toprak ise sınırlı ve büyük kısmı tarıma pek elverişli değil. Üstüne bir de hayat standardı yükseldi. İnsanlar daha çok et yemeye başladı. Et demek hayvan demek, hayvan demek yem demek, yem demek de soya ve mısır demek. Çin'in domuz sürüsü dünyanın en büyüğü ve bu sürüyü beslemek devasa miktarda yemlik tahıl yutuyor.
İşte tam burada bir açık doğdu. Çin kendi toprağında bu kadar soyayı üretemiyor. Sonuçta dünyanın en büyük soya ithalatçısı haline geldi. Tükettiği soyanın çok büyük bölümü Brezilya, Arjantin ve Amerika Birleşik Devletleri'nin tarlalarından geliyor. Mısırda, buğdayda, kanolada da benzer bir dışa bağımlılık var. Yani dünyanın en kalabalık ülkesinin sofrası, okyanus aşırı tarlalardan gelen mala bağlı.
Bu bağımlılık devlet için ciddi bir kırılganlık. Çünkü o malı taşıyan, fiyatlayan, depolayan zincirin büyük kısmı yabancı tüccarların elindeydi. Bir gerginlik anında, bir ticaret savaşında ya da bir kıtlıkta, Çin'in karnı başkalarının kararına kalabilirdi. Pekin bu riski gördü ve kararını verdi. Kendi tarım ticaret kolunu büyütecek, o zincire kendisi sahip olacaktı.
ABCD kulübüne dışarıdan bakış
Tarım ticaretini anlamak için o dört Batılı evi tanımak şart. Onlar onlarca yıl boyunca dünyanın tahıl akışının görünmez patronlarıydı. Çiftçiden malı alır, limanlarda depolar, gemilere yükler, okyanus aşırı taşır, işler ve alıcıya teslim ederlerdi. Tarladan tabağa uzanan zincirin her halkasında bir parmakları vardı. Fiyatın oluştuğu yeri de büyük ölçüde onlar belirlerdi.
COFCO uzun süre bu masanın dışındaydı. Çin içinde güçlüydü ama küresel sahada o dört evin çapına ulaşamıyordu. Mal almak istediğinde çoğu zaman onların kapısını çalmak zorundaydı. Bu durum Pekin'i rahatsız ediyordu. Dünyanın en büyük tarım ürünü alıcısı olmak bir güçtü ama bu gücü kullanacak kendi aracın yoksa, masada hep ikinci sırada oturuyordun.
Devletin hesabı netti. Eğer COFCO o zincirin başına, yani üretim bölgelerine ve limanlara kadar uzanabilirse, Çin malı ilk ağızdan alır, aradaki onca komisyonu kendi kurumuna bırakırdı. Üstelik arzın akışında söz sahibi olurdu. Mesele sadece para değildi, kontroldü. İşte bu hesap, kurumun tarihindeki en büyük hamleyi tetikledi.
Nidera ve Noble ile dünyaya açılış
COFCO'nun yerel bir kamu kurumundan küresel bir deve dönüştüğü an, tek bir hamleyle özetlenebilir.
Piyasa hafızası. 2014'te COFCO, Hollanda kökenli tahıl tüccarı Nidera ile Asya merkezli Noble Group'un tarım kolu Noble Agri'de büyük paylar satın aldı. Bu iki alımla Çin devleti bir anda Güney Amerika tarlalarından okyanus limanlarına uzanan küresel bir tedarik ağına kavuştu. Kurum böylece ABCD diye anılan dört Batılı tarım devinin doğrudan rakibi haline geldi. Çin'in karnını doyuran zincir, ilk kez büyük ölçüde Çinli bir tüccarın eline geçmeye başladı.
Bu iki alımın anlamını biraz açalım, çünkü oyunu kökten değiştirdi. Nidera, özellikle Güney Amerika'da güçlüydü. Brezilya ve Arjantin'in tarlalarına, çiftçilerine, depolarına yakındı. Noble Agri ise tahıl ve yağlı tohum ticaretinde, limanlarda, lojistikte bir ağ taşıyordu. COFCO bu ikisini alarak bir gecede uzun yıllar kuramayacağı bir altyapıyı satın almış oldu.
En kritik nokta şu. Çin soyayı en çok Güney Amerika'dan alıyor. Nidera ve Noble Agri ile COFCO tam da o bölgeye kök saldı. Yani malın çıktığı tarlaya, ilk toplandığı silolara, gemiye yüklendiği limana kadar uzandı. Böylece Brezilya'nın soyasını kendi limanından alıp kendi gemisiyle Çin'e taşıyabilecek bir konuma yükseldi. Aradaki Batılı tüccara olan ihtiyaç azaldı.
Bu hamlenin ardından kurum dış ticaret kolunu yeniden düzenledi ve uluslararası faaliyetlerini tek bir çatı altında topladı. Amaç açıktı. Dağınık alımları birleştirip dünya çapında tek elden hareket eden bütünleşik bir tarım tüccarı yaratmak. Bugün konuştuğumuz küresel COFCO, büyük ölçüde 2014'te atılan bu temelin üstünde yükseliyor.
Hangi emtiada ağır basıyor
COFCO'nun portföyü geniş ama ağırlık merkezi belli. Listenin başında soya geliyor. Bu kurumun varlık sebebinin önemli bir kısmı soyaya dayanıyor, çünkü Çin'in yem ihtiyacı bu tohumun etrafında dönüyor. Soya fasulyesinin alımı, taşınması, ezilip yağa ve küspeye dönüştürülmesi COFCO'nun en yoğun çalıştığı alanlardan biri.
Soyanın hemen yanında tahıllar duruyor. Mısır ve buğday da kurumun defterinde geniş yer kaplıyor, çünkü hem insan gıdası hem hayvan yemi açısından kritikler. Bunlara şeker, pamuk ve çeşitli yağlı tohumlar ekleniyor. Aşağıdaki tablo kurumun hangi emtiada hangi rolde durduğunu kabaca toparlıyor.
| Emtia ailesi | COFCO'nun rolü |
|---|---|
| Soya | Küresel alımda öne çıkan dev, Çin yemine giden ana kanal |
| Mısır | Hem gıda hem yem zincirinde büyük tüccar |
| Buğday | Ülkenin tahıl güvenliğinde stratejik alıcı |
| Şeker | Üretim ve ticaretle geniş hacim |
| Pamuk | Tekstil zinciri için önemli oyuncu |
Bu çeşitlilik kuruma bir denge sağlıyor ama asıl mesele tek tek ürünlerden çok bütünün stratejisi. COFCO bir ürünü ucuz alıp pahalı satmaktan önce, Çin'in o ürüne erişimini güvence altına almayı düşünüyor. Bu yüzden onun portföyünü okurken aklında hep şu soru durmalı. Bu mal Çin'in mutfağı için ne kadar kritik?
Tarladan tabağa uzanan zincir
COFCO'yu rakiplerinden ayıran bir başka taraf da zincirin ne kadar geniş bir bölümüne uzandığı. Kurum yalnız malı alıp satan bir aracı değil. Bir ucunda Güney Amerika'da hasadı satın alan ekipleri, ortasında limanları, depoları ve gemileri, öbür ucunda Çin içinde işleme tesisleri ve markaları var. Yani tarladaki tohumdan, market rafındaki yağ şişesine kadar uzanan zincirin çok sayıda halkasına dokunuyor.
Bu dikey genişlik ona iki şey kazandırıyor. Birincisi bilgi. Zincirin her noktasında oturduğu için arzın ve talebin nabzını anlık görüyor. Brezilya'da hasat nasıl, limanda yığılma var mı, Çin'de talep ne durumda, hepsini aynı anda izliyor. İkincisi güvenlik. Bir halkada sorun çıksa öteki halkalardan dengeleyebiliyor. Mal akışını baştan sona kendi içinde tutmak, dışarıdaki sürprizlere karşı bir kalkan.
Çin içinde ise COFCO sokaktaki tüketiciye kadar iniyor. Yağdan una, içecekten işlenmiş gıdaya uzanan tüketici markaları kurumun çatısı altında. Yani dışarıdan getirdiği hammaddeyi kendi ülkesinde işleyip yine kendi markasıyla halka satabiliyor. Bu kapalı devre, onu sıradan bir tüccardan çok bütünleşik bir gıda imparatorluğuna benzetiyor.
Jeopolitik bir silah mı, tüccar mı
COFCO'nun en tartışmalı tarafı, ticaretle devlet stratejisinin iç içe geçmesi. Kurum bir yandan piyasada kar peşinde koşan bir tüccar gibi davranıyor, öbür yandan Çin'in gıda güvenliği politikasının sahadaki kolu. Bu ikilik onu sıradan rakiplerinden çok farklı bir oyuncu yapıyor ve bazı başkentlerde tedirginlik yaratıyor.
Düşün ki bir ticaret savaşı kızışıyor. Çin, Amerikan soyasına karşı misilleme yapmak istediğinde COFCO bu kararın taşıyıcısı olabiliyor. Alımlarını Amerika'dan Brezilya'ya kaydırarak hem siyasi mesaj veriyor hem de kendi tedarikini başka kaynaktan güvenceye alıyor. Bu yüzden kurumun her büyük alım kararı, salt ticari değil aynı zamanda jeopolitik bir hamle gibi okunuyor.
Bu durum bir piyasa oyuncusu için kritik bir uyarı taşıyor. COFCO'nun davranışını yalnız arz talep dengesiyle açıklamak eksik kalır. Kurumun arkasında bir devletin stratejisi durduğu için, kararları bazen piyasa mantığının değil siyasetin rüzgarıyla şekillenir. Soya akışı bir anda yön değiştirdiğinde, bunun ardında ticari bir hesap kadar Pekin'in tercihleri de olabilir.
Piyasada bu devi nasıl okumalı
Deneyimli bir göz COFCO'ya bakarken onu tek boyutlu bir şirket gibi görmüyor, üç ayrı katmanı aynı anda okuyor. Birincisi Çin talebinin aynası. Bu kurum dünyanın en büyük tarım alıcısının kolu olduğu için, onun alım iştahı küresel soya ve tahıl fiyatlarına doğrudan yansıyor. COFCO Güney Amerika'da agresif alıma geçtiğinde, bu sinyal bütün piyasaya yayılır.
İkincisi güç dengesinin göstergesi. ABCD diye anılan o eski kulübün karşısında COFCO'nun yükselişi, tarım ticaretinde yarım asırlık bir düzenin değiştiğini anlatıyor. Artık fiyatın ve akışın patronu tek başına Batı değil. Doğudan gelen bu dev, masadaki dengeyi kalıcı biçimde kaydırdı. Bir yatırımcı tahıl piyasasını okurken artık bu Asyalı oyuncuyu hesaba katmak zorunda.
Üçüncüsü de en kritik mesele, devlet gölgesini sürekli masada tutmak. COFCO'nun kararları hem ticari hem siyasi olduğu için, onu izleyen herkes Çin'in gıda politikasını ve jeopolitik gerilimleri de takip etmek durumunda. COFCO tam da bu yüzden tarım ticaretinin en dikkatle izlenen oyuncularından biri. Çünkü o, dünyanın tarlasıyla bir milyardan fazla insanın sofrasının tam kesişiminde duruyor. Bir sonraki sefer soya fiyatı haberlere düştüğünde, gözünü sadece Brezilya'nın hasadına değil, o malı sessizce toplayan bu Pekinli deve de çevir.