Diyelim ki sana bir emtia veriyorlar ama gelecek ay fiyatının yukarı mı aşağı mı gideceğine dair hiçbir fikrin yok. Petrol pahalanır mı, bakır çakılır mı, buğday patlar mı, hiçbirini bilmiyorsun. Yine de bu maldan düzenli para kazanmak istiyorsun. Kulağa imkansız geliyor değil mi. Oysa emtia piyasalarının en eski numaralarından biri tam da bunu vaat eder. Carry stratejisi fiyatın nereye gideceğini umursamaz, onun yerine vadeli eğrinin şekline bakar ve o eğimin kendisinden bir getiri sızdırır. Bir kontratı bugünden satın alırsın, vade yaklaştıkça onu bir sonraki aya devredersin ve eğer eğri doğru yöne eğilmişse bu devir işleminin her turunda cebine küçük bir kazanç düşer. Fiyat hiç kıpırdamasa bile.
Bu yüzden carry'yi anlamak için önce şu soruyu cebimize koyalım. Aynı malın bugün teslim fiyatı ile altı ay sonra teslim fiyatı neden ayrışır ve bu fark kimin lehine işler. İşte bütün hikaye o farkın içinde saklı.
Carry aslında neyin getirisi
Carry sözcüğünü çoğu kitap bir finans soyutlamasıyla, yani faiz taşıma maliyetiyle açıklar. Parayı bağladın, faizini hesapladın, vadeli fiyatı buldun. Kağıt üzerinde temiz görünür ama bu anlatım emtianın asıl ruhunu kaçırır. Çünkü bir hisse senedini ya da tahvili taşımakla bir varil ham petrolü taşımak aynı şey değil. Petrolü bir yere koyman, o tankın kirasını ödemen, malı sigortalatman, üstüne fire vermeyi göze alman gerekir. Tahvil çürümez ama tahıl çürür, gaz buharlaşır, bakır antrepoda yer kaplar.
Bu yüzden emtia carry'si saf bir faiz hesabı değil, birbiriyle yarışan üç kuvvetin bileşkesi gibi düşünülmeli. Birinci kuvvet depolama maliyeti, malı geleceğe taşıman pahalıysa vadeli fiyatı yukarı iter. İkinci kuvvet kolaylık getirisi, yani malı bugün fiziken elinde tutmanın sağladığı rahatlık. Rafineri ani bir siparişe hemen petrolüyle cevap verebiliyorsa bunun bir değeri doğar ve bu değer vadeli fiyatı aşağı çeker. Üçüncü kuvvet ise mevsimsellik, doğalgazın kışın, tahılın hasat öncesinde değişen ritmi. Bu üçü aynı eğri üzerinde sürekli itişir ve carry stratejisi işte bu itişmenin galibine yatar.
Eğrinin iki yüzü
Vadeli eğri dediğimiz şey aslında çok yalın. Aynı emtianın farklı teslimat aylarına ait kontrat fiyatlarını yan yana dizersin, çıkan çizgiye eğri deriz. Bu çizgi ya yukarı eğimli kalır ya aşağı.
Yukarı eğimli durumda uzak vadeler bugünden pahalı durur, buna contango deriz. Mart teslimi petrol elli dolarsa eylül teslimi elli beş dolar olabilir. Burada zaman ilerledikçe fiyat yükseliyor demek. Aşağı eğimli durumda ise tam tersi yaşanır, uzak vadeler bugünden ucuz kalır ve buna backwardation deriz. Mart elli dolarsa eylül kırk yedi dolara iner. Mal bugün kıt ve aranır olduğunda eğri böyle aşağı kıvrılır.
Carry stratejisi bu iki yüzü okur ve net bir tercih yapar. Backwardation gördüğünde uzun pozisyon açar, çünkü ucuz olan uzak kontratı alıp zamanla yükselen spota doğru taşır. Contango gördüğünde kısa pozisyona geçer, çünkü pahalı uzak kontratı satıp zamanla düşen spota doğru kapatır. Yön tahmini yok, sadece eğrinin eğimine göre konum.
Roll getirisi nereden çıkar
İşin kalbinde devir, yani roll işlemi durur. Vadeli kontratlar sonsuza kadar yaşamaz, her birini bir son işlem günü bekler. Fiziki teslim almak istemeyen bir yatırımcı, vade dolmadan önce elindeki yakın kontratı satıp bir sonraki ayın kontratını almak zorunda kalır. İşte bu devir anında eğrinin eğimi doğrudan cebine yansır.
Backwardation'da yakın kontrat uzaktan pahalı durur. Yatırımcı pahalı yakını satar, ucuz uzağı alır. Aradaki farkı kazanç olarak yazar ve buna pozitif roll getirisi deriz. Contango'da ise tersi olur, yakın ucuz kalır, uzak pahalı. Yatırımcı ucuz yakını satıp pahalı uzağı almak zorunda kalır, her devirde küçük bir aşınma yaşar ve buna negatif roll getirisi deriz.
Bunu somut bir hesapla görelim. Diyelim ki backwardation'da bir ham petrol pozisyonun var. Rakamlar şöyle dursun.
| Devir kalemi | Fiyat (varil başına) |
|---|---|
| Sattığın yakın kontrat | 80 dolar |
| Aldığın bir sonraki ay | 78 dolar |
| Bir devirde kazanç | 2 dolar |
| Yıllık devir sayısı | 12 |
| Yaklaşık yıllık roll getirisi | 24 dolar |
Tabloya bak. Her ay pahalı kontratı satıp ucuzunu aldığın için her devirde varil başına iki dolar kazanıyorsun. Yılda on iki kez devrederek bu yaklaşık yirmi dört dolara çıkıyor, seksen dolarlık bir mal üzerinde kabaca yüzde otuza yakın bir getiri demek. Üstelik petrolün spot fiyatı yıl boyunca hiç değişmese bile bu kazanç tahakkuk eder. İşte carry stratejisinin sihri tam burada saklanır. Fiyat sabit dursa dahi eğrinin eğimi sana çalışır. Contango'da ise aynı hesap tam tersine döner ve fiyat sabit kalsa bile her ay erirsin.
Depolama maliyeti ile kıtlık çekişmesi
Şimdi eğrinin neden bazen contango'ya bazen backwardation'a girdiğine inelim, çünkü carry'nin gerçek motoru burada saklı. Cevap depolama maliyeti ile kolaylık getirisi arasındaki güç dengesinde yatar.
Mal bolsa kimse kapma telaşına düşmez. Elde tutmanın bir rahatlığı doğmaz, kolaylık getirisi küçük kalır. Buna karşılık malı bir yere koymak, kirasını ve faizini ödemek gerekir. Depolama maliyeti baskın çıkar, vadeli fiyat spotun üzerine biner ve eğri contango'ya girer. Yani contango bolluğu, gevşekliği fısıldar. Piyasa der ki bugün acelem yok, malı ileride teslim alırım, bu arada bekletenler de masrafını fiyata yansıtsın.
Tersine mal kıtsa herkes bugün ona uzanmak ister. Rafineri ham petrolsüz kalmaktan korkar, fabrika bakırsız üretim durdurmaktan çekinir. Fiziken malı elinde tutmanın değeri tavan yapar, kolaylık getirisi şişer ve depolama maliyetini ezip geçer. O zaman vadeli fiyat spotun altına düşer, eğri backwardation'a kıvrılır. Carry stratejisi açısından bu altın ortamı kurar, çünkü kıtlık priminden beslenen pozitif roll getirisi tam burada doğar.
İşte mesele bu kadar net. Carry kazancı aslında piyasanın o emtiayı bol mu kıt mı gördüğünü doğrudan paraya çevirir. Backwardation'a yatan bir carry yatırımcısı, farkında olsun olmasın, dünyanın o mala duyduğu acil ihtiyaca prim biçer.
Mevsimsellik eğriyi nasıl büker
Üçüncü kuvvet olan mevsimsellik, bazı emtialarda bütün hesabı altüst eder. Doğalgaz bunun en çarpıcı örneği. Kışın ısınma talebi tavan yapar, yazın talep düşer ve depolar dolar. Bu yüzden gazın vadeli eğrisi düz bir çizgi değil, mevsimlere göre inip çıkan dalgalı bir profil çizer. Kış aylarına denk gelen kontratlar pahalı, yaz aylarına denk gelenler ucuz olur.
Bu dalgalı yapı carry yatırımcısı için hem fırsat hem tuzak taşır. Eğer sadece eğrinin kuzey yönüne kör bir biçimde bakarsan, mevsimsel bir tepeyi gerçek backwardation sanıp yanlış pozisyon alabilirsin. Deneyimli bir carry oyuncusu bu yüzden eğriyi okumadan önce mevsimsel deseni temizler, hangi eğimin yapısal kıtlıktan hangisinin takvim etkisinden geldiğini ayırır. Tahılda hasat takvimi, gazda ısınma sezonu, elektrikte günün saatleri hep aynı şekilde eğriye gömülü ritimler taşır.
Yani carry sadece bugünün arz talebine değil, malın doğasındaki tekrar eden zaman desenine de oynar. Üç kuvvet aynı eğri üzerinde yarışırken kazananı doğru okumak işin bütün ustalığını oluşturur.
2008 sonrası contango ve yüzen depolar
Carry stratejisinin gerçek ölçekte nasıl işlediğini görmek için tarihin verdiği en net derse bakmak yeterli.
Piyasa hafızası. 2008 küresel finansal krizi talebi bir anda çökertti ve ham petrol vadeli piyasası derin bir contango'ya girdi, yakın kontratlar uzak kontratların çok altında işlem gördü. Tüccarlar bu makastan beslenmek için spottan ucuz petrol alıp dev tankerleri yüzen depo olarak kiraladı, malı denizde bekletip aylar sonrasına bağlanan pahalı vadeliden sattı. O kış milyonlarca varil petrol limanlar açığında demirli tankerlerde uyudu ve carry stratejisinin yalnızca bir tablo egzersizi değil, gerçek tankerlerle dönen fiziki bir oyun olduğu gözler önüne serildi.
O dönem carry'nin hem mekaniğini hem sınırını aynı anda öğretti. Mekaniği şuydu. Vadeli fiyatın spota bindirdiği prim, malı o süre boyunca depolamanın gerçek bedelinden büyük olduğu sürece carry tüccarı bedava para görür. Spotu alır, depolar, vadeliyi yüksekten satar ve farkı kasaya koyar. Kara depolar dolunca devreye denizdeki tankerler girdi, çünkü tank kiralamak pahalı olsa bile contango makası yeterince genişti ve bu masrafı rahatça karşıladı.
Sınırı da yine o oyun gösterdi. Tankerlerin sayısı sonsuz değil. Yüzen depo iştahı arttıkça nakliye fiyatları fırladı, depolama kalemi şişti ve carry kazancını yiyip bitirdi. Makas ancak depolama maliyeti kadar açık kalabilir, o eşiği aştığında arbitrajcılar üşüşüp spotu kapar, eğriyi terbiye eder. Petrol fiyatı dipten toparlanıp talep döndükçe contango daraldı, tankerler boşaldı ve oyun kendiliğinden kapandı. İşte carry stratejisinin kalbindeki o denge canlı bir biçimde herkesin gözü önünde işledi.
Sahada carry'yi okumak
Deneyimli bir gözcü bir emtiaya baktığında önce fiyatın kaç olduğunu değil, vadeli eğrinin hangi yöne eğildiğini sorar. Eğri backwardation'daysa o malın bugün kıt ve aranır olduğunu, carry'nin uzun pozisyona prim ödediğini anlar. Eğri contango'daysa malın bol olduğunu, uzun pozisyon tutanın her devirde aşınacağını sezer ve gerekirse kısa tarafa geçer.
Ama bu okuma asla tek başına yapılmaz. Usta carry oyuncusu önce mevsimsel deseni ayıklar, sonra eğimin gerçek kıtlıktan mı yoksa takvim etkisinden mi geldiğine karar verir. Ardından depolama maliyetini kafasında tartar, çünkü makas ne kadar açık olursa olsun depolama eşiğini aşan kısmı arbitrajın kapatacağını bilir. Bütün bunları birleştirdiğinde carry artık bir formül değil, piyasanın nabzını tutan bir pusula olur.
Carry'nin en sevdiği şey istikrarlı backwardation, en korktuğu şey ise inatçı contango olur. Çünkü contango'da fiyat sabit dursa bile her devirde sessizce erir. Bu yüzden carry tek başına değil, çoğu zaman trend takibiyle yan yana çalıştırılır. Biri eğrinin eğiminden, diğeri fiyatın yönünden beslenir ve ikisi bir araya geldiğinde fonlar fiyatı hiç tahmin etmeden onlarca emtiadan düzenli getiri sızdırır. Sonunda carry'nin bütün felsefesi tek bir cümleye sığar. Fiyatın nereye gittiğini bilme, sadece eğrinin sana çalışıp çalışmadığını oku.