Dünya genelinde uranyum üretimi onlarca yıldır taleptin gerisinde kalıyor ve aradaki fark büyük ölçüde stoklardan karşılanıyor. Veri merkezlerinin patlayan enerji ihtiyacı nükleer santrallere olan ilgiyi artırdıkça bu denge daha da kırılganlaşmaya başladı.
Yapısal açık büyüyor
ABD dünyanın en büyük nükleer reaktör filosuna sahip, ardından Çin ve Fransa geliyor. Yeni santral inşaatında ise Çin açık ara önde. Mevcut reaktörleri beslemek için bile piyasa yapısal açık veriyor, dolayısıyla reaktör ömürlerinin uzatılması ve yeni kapasite planları talep tarafını katlanarak büyütecek.
Sorun sadece madencilikle sınırlı değil. Uranyum cevheri reaktörde kullanılmadan önce zenginleştirilmek zorunda, yani daha radyoaktif parçacıkların ayrılması gerekiyor. Bunun için cevher gaza dönüştürülüp santrifüjde yüksek hızda döndürülüyor. Hem madencilik hem dönüştürme hem zenginleştirme aşamalarında yatırım açığı var.