Petrol tarafında dev bir arz fazlası oluşuyor. IEA gelecek sene arzın talebi günde 4 milyon varil aşacağını öngörüyor. 2020’den beri böyle bir şişme görülmedi. Fiyatlar bu yüzden aşağı geliyor ve kimileri seviniyor, kimileri sıkıntıya giriyor.
Talep kanadı zayıflıyor. Trump’ın ticaret politikaları küresel ekonomiyi baskılıyor. Çin zaten zayıf tüketim ve gayrimenkul bataklığıyla uğraşıyor. OPEC+ ise eski kesintileri geri alıyor. Amerika kıtasında üretim hızlandı. Rusya tarafı tamamen bilinmezlik. Yeni ABD yaptırımları ihracatı zorlaştırıyor. Ama Ukrayna savaşını bitirmeye dönük pazarlıklar bazı yaptırımları gevşetebilir ve Rus varil akışını artırabilir.
Kazananların sahnesi şöyle şekilleniyor.
Büyük net ithalatçılar rahatlıyor. Çin rezerv dolduruyor.
Hindistan da düşük fiyatlardan faydalanıyor. Rusya’dan indirimli petrol alma dönemi bitse bile Orta Doğu’ya dönmek artık daha az can yakar hale geliyor.
Trump ucuz akaryakıtı siyasi vitrin olarak seviyor. Benzin ulusal ortalamada biraz geriledi fakat 3 doların altına inmedi. Fiyatlar daha fazla düşerse Trump memnun olur.
Aşırı düşerse bu kez “drill baby drill” çizgisi çöker çünkü ABD kaya petrolü 65 dolar civarında nefes alıyor. 50 dolara sarkarsa sondaj kuleleri durur.
Rafineriler keyifli. Ham petrol ucuzladıkça benzin marjı genişliyor. Kapasite kısıtlı olduğu için ürün fiyatları ham petrole göre daha yavaş düşüyor. Bu nedenle rafine eden ülkeler net avantaj sağlıyor.
Petrol tüccarları zaten ayı pozisyonunda bekliyordu. Vadeli işlemlerde koruyucu put talebi şişmişti. ABD ticari stokları kasımda beş ayın zirvesine çıktı. Denizde bekleyen petrol hacmi de rekor kırdı. Arzın talebi geçtiği fotoğrafın kanıtı gibi.
ABD stratejik rezervi düşük fiyattan alım için fırsat buldu. Kasımda 900 bin varillik kontrat verdiler. Ama Kongre’nin SPR için verdiği bütçe çok küçük. Tam doluluk için yaklaşık 300 milyon varil lazım fakat ayrılan para en fazla 3 milyon varile yeter. Trump “tavanına kadar dolduracağım” dese de bütçe izin vermiyor.
Kaybeden tarafta kimler var?
Petrostates dediğimiz petrol ihracatçıları en çok yara alıyor.
Suudi Arabistan, Vision 2030 projeleriyle zaten dev harcamalara girdi. Bazı projeler yavaşlatıldı ama bütçe açığı önümüzdeki yıllarda devam edecek. Brent ortalaması 69 dolar. Riyad’ın dengesi için 98 dolara, PIF dahil edilince 115 dolara ihtiyaç var.
Rusya da sıkıntılı. Urals indirimi hala 20 doların üstünde. Yeni yaptırımlar yükü artırıyor. Vergi gelirleri düşüyor. Tankerlerde bekleyen Rus petrolü artıyor çünkü alıcılar daha temkinli. Moskova “uyum sağlarız” diyor fakat bu süreç onları daha da ucuz satmaya zorluyor.
ABD kaya petrolü baskı altında. Kule sayısı bu yıl yüzde 10’dan fazla azaldı. Fiyat 50 dolara düşerse üreticiler durmaya başlar. Sektörde konsolidasyon hızlanır. Orta ölçekliler küçükleri yutar.
Entegre devler daha dayanıklı ama üç yıl öncesine göre karlar yarıdan fazla eridi. Pay geri alımlarını kıstılar. Fakat bir grup yönetici düşük fiyatları satın alma fırsatı görüyor. Exxon avda bekliyor. Occidental yöneticisi 2027 sonrası için sıkı piyasa beklentisiyle iyimser.
Enerji dönüşümünde de ilginç bir yan etkisi var. Ucuz benzin tüketicinin elektrikli araca geçme motivasyonunu azaltır. Ama Avrupa gibi yüksek vergili bölgelerde pompa fiyatı zaten vergiden ötürü yüksek. Bu etki sınırlı kalır. Yenilenebilir yatırımları ise petrol fiyatı düşük diye fren yapmaz çünkü onlar çoğu bölgede kömür ve gazla rekabet ediyor.
Kısacası; dünya petrolü fazla üretiyor, tüketim yavaşlıyor ve fiyatlar düşüyor. Bu tablo ithalatçıyı rahatlatıyor, ihracatçıyı sıkıştırıyor. Önümüzdeki aylarda piyasada daha sert kampanyalar, siyasi hamleler ve sektör birleşmeleri görmek mümkün.