| Künye | |
| Borsa | ICE US (#11) |
| Kontrat | 112.000 pound |
| Birim | pound başına sent |
| Ana üretici | Brezilya, Hindistan, Tayland |
| İkiz | Londra #5 beyaz şeker |
Sabah kahvenize attığınız şeker, dünyanın öbür ucunda New York'ta işlem gören bir kontratın gölgesinde fiyatlanıyor. O kontratın adı ICE #11 ham şeker. Borsalarda alınıp satılan onlarca tarım emtiası arasında belki de en az konuşulanı, ama küresel etkisi en geniş olanlardan biri. Çünkü şeker yalnızca tatlandırıcı değil. Aynı zamanda yakıt, aynı zamanda jeopolitik bir koz, aynı zamanda bir ülkenin kırsal istihdam politikası. Hepsi bu tek kontratın fiyatında buluşuyor.
#11 ne anlama geliyor
ICE #11, ICE Futures US borsasında işlem gören ham şeker vadeli kontratının resmi adı. Buradaki numara, kontratın tarihsel sıralamasından kalma bir etiket. Her kontrat 112.000 pound ham şekeri temsil ediyor ve fiyatlar pound başına sent cinsinden kote ediliyor. Yani ekranda 20 sent gördüğünüzde, bir pound ham şekerin yirmi sente el değiştirdiğini anlıyorsunuz.
Ham şeker dediğimiz şey, rafine edilmemiş, kahverengiye çalan, içinde bir miktar melas barındıran kristal şeker. Şeker kamışından ya da pancardan çıkan ilk ürün bu. Tüketicinin marketten aldığı beyaz toz şekere dönüşmesi için ayrı bir rafinasyon aşaması gerekiyor. İşte #11 kontratı tam da bu ara aşamayı, yani henüz rafine edilmemiş hammaddeyi fiyatlandırıyor.
Kontratın teslimat noktaları dünyanın dört bir yanına dağılmış limanlardan oluşuyor. Brezilya, Tayland, Avustralya, Orta Amerika derken üreticinin malını gemiye yükleyip dünya pazarına sürdüğü her yer bu sistemin bir parçası. Bu yüzden #11, herhangi bir ülkenin iç fiyatını değil, serbest piyasada uluslararası ticarete konu olan şekerin fiyatını yansıtıyor. Sektördeki herkes ona kısaca dünya şeker fiyatı diyor.
Üretimin coğrafyası
Şeker üretiminde üç isim öne çıkıyor. Brezilya açık ara lider. Ardından Hindistan ve Tayland geliyor. Bu üçlü, dünya şeker ticaretinin nabzını fiilen elinde tutuyor. Birinde bir kuraklık, diğerinde bir ihracat yasağı, üçüncüsünde bir hasat gecikmesi anında New York'taki fiyata yansıyor.
Brezilya'nın gücü ölçekten geliyor. Ülkenin orta-güney bölgesi, özellikle Sao Paulo çevresi, dünyanın en büyük şeker kamışı tarlalarını barındırıyor. Hasat mevsimi nisandan kasıma uzanıyor ve bu dönemde milyonlarca ton kamış değirmenlere akıyor. Hindistan ise hem üretimde hem tüketimde dev. Ürettiğinin büyük kısmını kendi nüfusu yiyor, bu yüzden ihracata ne kadar pay ayıracağı her yıl belirsizlik kaynağı. Tayland ise Asya'nın en çevik ihracatçısı, özellikle komşu pazarlara hızlı mal akıtıyor.
Bu coğrafyanın bir özelliği, hepsinin muson ve mevsimsel yağışa bağımlı olması. Şeker kamışı suya doymuş bir bitki. Yağmur gelmezse kamış zayıf kalıyor, şeker oranı düşüyor, hasat erimeye başlıyor. Bu yüzden şeker piyasası aslında bir hava durumu piyasası gibi çalışıyor.
Brezilya'nın şeker mi etanol mü ikilemi
Şeker piyasasını gerçekten anlamak istiyorsanız Brezilya'nın benzin istasyonlarına bakmanız gerekiyor. Kulağa tuhaf geliyor ama mantığı çok sağlam. Brezilya'da şeker kamışı iki ayrı ürüne dönüşebiliyor. Ya kristal şeker yapılıyor ya da fermente edilip etanol yakıtına çevriliyor. Değirmenler her sezon bu iki yol arasında tercih yapıyor.
Tercihi belirleyen şey fiyat. Eğer uluslararası şeker fiyatı yüksekse değirmenler kamışı şekere yönlendiriyor. Ama benzin pahalıysa ve etanol cazip duruyorsa o zaman kamış yakıt deposuna gidiyor. Brezilya'da araçların büyük kısmı hem benzinle hem etanolle çalışabilen esnek motorlara sahip, dolayısıyla etanol talebi sürekli canlı.
Burada zincir şöyle kuruluyor. Petrol fiyatı yükselirse Brezilya'da benzin pahalanıyor, etanol rekabetçi hale geliyor, değirmenler kamışı etanola kaydırıyor. Bu da şeker arzını kısıyor ve #11 fiyatını yukarı itiyor. Yani ham petrol fiyatı, dolaylı yoldan kahvaltı sofranızdaki şekerin fiyatına dokunuyor. Brezilya reali de bu denkleme giriyor. Real zayıfladığında Brezilyalı üretici dolarla sattığı şekerden daha fazla yerel para kazanıyor, ihracata daha istekli oluyor ve dünya piyasasına mal akıtıyor.
Hindistan'ın ihracat düğmesi
Hindistan şeker piyasasında bambaşka bir mantıkla hareket ediyor. Burada belirleyici olan piyasa değil hükümet. Ülke yüz milyonlarca insanı besliyor ve şeker temel gıda kalemlerinden biri. Bu yüzden Yeni Delhi, iç fiyatları ve arzı korumak için ihracatı bir musluk gibi açıp kapatıyor.
Hasat bol geçtiğinde hükümet ihracata izin veriyor, hatta teşvik ediyor. Hindistan şekeri dünya pazarına dökülüyor ve fiyatları aşağı çekiyor. Ama üretim zayıfladığında ya da iç enflasyon endişesi büyüdüğünde Yeni Delhi ihracata kota koyuyor veya tamamen durduruyor. O an küresel arzdan koca bir dilim çekilip alınıyor ve #11 fiyatı sıçrıyor.
Bu politik düğme, şeker piyasasını öngörülmesi en zor emtialardan biri yapıyor. Bir tüccar Brezilya'nın hasadını hesaplayabilir, Tayland'ın gemilerini izleyebilir, ama Hindistan kabinesinin bir sonraki kararını kimse garanti edemiyor. İşte bu belirsizlik, fiyatlara sürekli bir prim olarak yansıyor.
2023'ün şeker fırtınası
Piyasa hafızası. 2023 yılında El Nino kaynaklı kuraklık Hindistan ve Tayland'da üretimi düşürünce ham şeker on iki yılın zirvesine tırmandı. Hindistan'ın koyduğu ihracat kısıtlaması küresel arzı daha da sıkıştırdı, Brezilya ise rekor ihracatla açığı kapatmaya çalıştı. Piyasa o dönem hem hava durumunu hem de siyaseti aynı anda fiyatlamak zorunda kaldı.
Bu olay, şeker piyasasının tüm dinamiklerini tek bir sahnede toplaması açısından ders niteliğinde. El Nino denen iklim olgusu Pasifik'i ısıttığında Asya'nın muson yağmurları zayıflıyor. 2023'te tam da bu oldu. Hindistan ve Tayland'da kamış tarlaları susuz kaldı, şeker oranları düştü, hasat tahminleri ardı ardına aşağı revize edildi.
Arz daralırken Hindistan ihracatı kısınca dünya pazarındaki açık iyice büyüdü. Tek umut Brezilya'ydı ve gerçekten devreye girdi. Brezilyalı değirmenler kamışı bu kez şekere yönlendirdi, limanlar rekor sevkiyatla doldu. Ama tek bir ülkenin bütün dünyanın açığını kapatması kolay değil. Limanlarda kuyruklar oluştu, gemiler beklemeye başladı ve fiyat on iki yılın en yükseğine çıktı. Bu tablo, üç büyük üreticinin nasıl birbirinin yedeği gibi çalıştığını ve biri tökezlediğinde diğerinin yükü kaldırmakta zorlandığını net biçimde gösterdi.
Beyaz prim denen fark
Şeker piyasasının ikinci yarısı Londra'da dönüyor. Orada işlem gören Londra #5 kontratı, ham şekeri değil rafine edilmiş beyaz şekeri fiyatlandırıyor. New York'taki #11 hammaddeyi, Londra'daki #5 bitmiş ürünü temsil ediyor. İkisi birbirinin ikizi gibi, sürekli yan yana izleniyor.
Bu iki fiyat arasındaki farka beyaz prim deniyor. Beyaz şeker, ham şekeri rafine etmenin maliyetini de içerdiği için doğal olarak daha pahalı. Aradaki fark, rafineri marjını yansıtıyor. Beyaz prim genişlediğinde rafinasyon karlı hale gelir ve rafineriler tam kapasite çalışmaya yönelir. Daralırsa tersine, rafineriler üretimi kısar.
Tüccarlar bu iki kontratı bir arada okuyarak piyasanın hangi ucunda darlık olduğunu anlıyor. Bazen ham şekerde sıkışıklık olur, bazen rafine kapasitesinde. Beyaz prim bu ayrımı yapmanın en pratik termometresi. Pound bazlı #11 ile ton bazlı #5 arasında bir hesap köprüsü kurmak gerekiyor ama deneyimli bir göz için bu ikili, şeker zincirinin tamamını okumanın haritası gibi.
Fiyatı kim oynatıyor
Şeker fiyatını günden güne hareket ettiren etkenler kabaca üç grupta toplanıyor. Birincisi hava. Brezilya'da don, Hindistan'da geç gelen muson, Tayland'da kuraklık. Şeker kamışı hassas bir bitki olduğu için bu haberler anında fiyata yansıyor.
İkincisi enerji. Az önce anlattığımız etanol bağlantısı yüzünden ham petrol ve Brezilya reali sürekli arka planda çalışıyor. Petrol yükselince etanol cazipleşiyor, şeker arzı kısılıyor. Real oynayınca Brezilyalı üreticinin ihracat iştahı değişiyor.
Üçüncüsü politika. Hindistan'ın ihracat kararları, çeşitli ülkelerin biyoyakıt zorunlulukları, ithalat tarifeleri. Bunların hiçbiri arz talep tablosunda satır olarak görünmüyor ama hepsi fiyatı doğrudan yönlendiriyor. Bir de bunların üstüne fon ve spekülatörlerin pozisyonları biniyor. Şeker, tarım emtiaları içinde yatırım fonlarının en çok ilgilendiği kontratlardan biri ve bu da fiyata ekstra bir oynaklık katıyor.
Neden takip etmeye değer
ICE #11 ham şeker, ilk bakışta dar bir tarım kontratı gibi duruyor. Oysa içinden geçtiğinde küresel ekonominin kaç farklı damarına dokunduğunu görüyorsunuz. Bir yandan iklim değişikliğinin tarıma etkisini, bir yandan enerji ile gıda fiyatlarının iç içe geçişini, bir yandan da hükümet politikalarının serbest piyasayı nasıl bükebildiğini tek bir grafik üzerinde okumak mümkün.
Şekeri izleyen biri aslında aynı anda Brezilya'nın benzin pompasını, Hindistan'ın kabine toplantısını ve Pasifik'in su sıcaklığını izliyor. Yumuşak emtialar dünyasında bu kadar çok hikayeyi bir araya getiren başka bir kontrat bulmak zor. Sabah kahvenizdeki o bir kaşık şeker, göründüğünden çok daha karmaşık bir dünyanın küçük bir özeti.