İki ülke arasındaki yakınlaşma tesadüf değil çünkü hem Hindistan hem Fransa uluslararası arenada stratejik özerklik politikası izliyor. Hindistan bağlantısızlık geleneğinden gelen bir dış politika çizgisi sürdürüyor, Fransa ise NATO içinde bile kendi yolunu çizen bir Avrupa gücü. Bu ortak duruş iki ülkeyi savunma, enerji ve teknoloji alanlarında doğal müttefik yapıyor.
Nükleer enerji ortaklığın omurgası
Enerji güvenliği ilişkinin en somut ayağı. Fransa'nın nükleer teknoloji birikimi Hindistan için stratejik bir kaynak çünkü Hindistan enerji talebini karşılamak için nükleer kapasitesini büyütmeyi planlıyor. Jaitapur'daki EPR reaktör projesi bu ortaklığın en büyük sembolü ve tamamlandığında dünyanın en büyük nükleer santral alanlarından biri olacak. Projenin toplam kapasitesi 9.600 megavat olarak planlanıyor ve bu Hindistan'ın mevcut nükleer kapasitesinin neredeyse yarısına denk geliyor.
Economic Times'ın haberine göre Fransa aynı zamanda Hindistan'ın en büyük silah tedarikçilerinden biri haline geldi. Rafale savaş uçakları ve Scorpene denizaltıları gibi büyük savunma anlaşmaları iki ülke arasındaki stratejik güvenin derinliğini gösteriyor.
Yapay zeka ve uzay da masada
Ortaklık artık geleneksel alanların ötesine geçiyor. Yapay zeka, uzay teknolojileri ve siber güvenlik yeni işbirliği başlıkları olarak öne çıkıyor. Her iki ülke de dijital egemenlik kavramına önem veriyor ve teknoloji alanında üçüncü ülkelere bağımlılığı azaltmak istiyor.