İçeriğe geç
Fiyatlar yükleniyor...

Canlı Sığır (CME)

Ahırdaki besili dananın kilosu Chicago'da nasıl fiyatlanıyor, çiftçiyle paketçi arasındaki o meşhur marj kavgası nereden çıkıyor.

Canlı Sığır (CME)
Künye
BorsaCME (Live Cattle)
Kontrat40.000 pound
Birimpound başına sent
Teslimkesime hazır besi sığırı
İlişkifeeder cattle + mısır

Bir hamburgerin içindeki etin yolculuğunu geriye doğru sardığında, en sonunda Kansas ya da Nebraska'daki bir besi ahırına varırsın. Orada, kilosu artık iyice tutmuş, kesime hazır bir dana duruyor. İşte Chicago Mercantile Exchange'de işlem gören canlı sığır vadelisi tam olarak bu hayvanı fiyatlıyor. Adı üstünde, henüz canlı, hep ayakta, kesimhanenin kapısına gelmiş ama et olmamış bir varlık. Borsanın hayvancılık masasındaki en eski ve en köklü kontratlardan biri, çünkü 1964'ten beri orada duruyor ve dünyada canlı bir hayvanı standartlaştırıp vadeli işleme sokan ilk üründü.

Kontratın iskeleti

Bir canlı sığır kontratı yaklaşık 18 tonluk bir besi sığırı yükünü temsil ediyor. Fiyatı kilo başına okursun, ekranda gördüğün rakam o günkü canlı hayvan kilosunun kaç para ettiğini söyler. Tek bir kontrat aşağı yukarı 30 baş kesimlik dana demek, bir kamyon dolusu hayvan diye düşünebilirsin.

Teslim tarafı ilginç. Çoğu vadeli kontrat sonunda nakit hesaplaşmayla kapanıyor ama canlı sığırda fiziki teslim hep mümkün. Yani sözleşme vadesine kadar elinde tutarsan, gerçekten canlı hayvan teslim alabilir ya da verebilirsin. Tabii gerçekte tüccarların ezici çoğunluğu bunu yapmıyor, pozisyonunu vade dolmadan kapatıyor. Ama bu fiziki bağ, vadeli fiyatın ahırdaki gerçek fiyattan çok uzaklaşmasını engelleyen bir çıpa görevi görüyor. En azından normal zamanlarda.

Kontratın belli ayları için vadesi var. Şubat, nisan, haziran, ağustos, ekim ve aralık aylarına yayılmış sözleşmeler işlem görüyor. Bu takvim tesadüf değil, hayvanların kesime geldiği döngüyle örtüşüyor. Borsa ayrıca teslim edilecek hayvan için kalite standartları koymuş. Belli bir karkas notunu tutturamayan, fazla yağlı ya da fazla zayıf hayvanlar standart dışı kalıyor. Yani teslim noktasında ne ağırlık ne de et kalitesi rastgele, hepsi önceden tanımlı.

Feeder ile live arasındaki zincir

Canlı sığırı tek başına anlamak zor, çünkü o bir zincirin son halkası. Hikaye danadan başlıyor. Buzağı doğuyor, otlakta büyüyor, sonra yaklaşık 300-400 kilo civarına gelince besi ahırına gönderiliyor. İşte bu ara aşamadaki hayvana feeder cattle, yani besiye verilecek dana deniyor ve onun da kendi vadeli kontratı var.

Besi ahırı bu danayı alıyor, birkaç ay boyunca yoğun mısır ve tahılla besliyor, hayvan kesim ağırlığına ulaşınca da canlı sığır oluyor. Yani feeder cattle hammaddesi, canlı sığır ise bitmiş ürünü. İkisi arasındaki fiyat farkına piyasada spread deniyor ve besicinin kazanç marjını birebir bu fark belirliyor. Ucuza dana alıp pahalıya besili sığır satarsan kazanırsın, tersi olursa zarar edersin.

Bu denklemin ortasında mısır oturuyor. Bir dananın kesim ağırlığına ulaşması için kilolarca tahıl yiyor ve bu yemin neredeyse tamamı mısır. Mısır fiyatı fırlayınca besicinin maliyeti şişiyor, kazancı eriyor. O yüzden tecrübeli bir besici aynı anda üç ekrana bakar. Feeder fiyatına, canlı sığır fiyatına ve mısıra. Bu üçlünün arasındaki denge bütün işin kazancını çiziyor.

Piyasada bu ilişkiyi gösteren basit bir tablo işleri toparlar.

Halka Ne anlama geliyor Fiyatı belirleyen
Feeder cattle Besiye verilecek genç dana Otlak durumu, buzağı arzı
Mısır Besinin ana yemi Tahıl rekoltesi, hava
Canlı sığır Kesime hazır besili hayvan Et talebi, kesim kapasitesi

Üç satır da birbirine bağlı. Mısır pahalanırsa besici daha az dana alır, feeder fiyatı düşer ama birkaç ay sonra arza giren sığır azalınca canlı sığır fiyatı yükselir. Yani zincirin bir ucundaki hareket, gecikmeli olarak öbür uca yansıyor. Bu gecikme de piyasayı okumayı hem zorlaştırıyor hem de tecrübeli isimler için fırsata çeviriyor.

Mevsimlerin ritmi

Sığır piyasası takvime bağlı çalışıyor ve bu döngüyü bilen birinin fiyat hareketlerini okuması çok daha kolay. Yazın, özellikle barbekü mevsiminde et talebi tırmanıyor. Amerikalılar bahçede mangal yakmaya başlayınca biftek ve hamburger köftesine talep patlıyor, bu da kesim öncesi aylarda fiyatları destekliyor.

Sonbahara doğru tablo değişiyor. Otlaklar kuruyor, çiftçiler ellerindeki danaları besi ahırlarına yığıyor, arz artıyor. Kışın ise hayvanlar soğukta kilo almakta zorlanıyor, beslenme maliyeti yükseliyor. Bu mevsimsel dalgalanma o kadar düzenli ki, piyasayı yıllardır izleyenler belli ayları neredeyse takvimden okur gibi tahmin ediyor. Tabii kuraklık ya da yem fiyatı şoku gibi sürprizler bu ritmi bozabiliyor, ama temel iskelet hep aynı kalıyor.

Paketçilerin sıkışık dünyası

Şimdi işin en kritik ama az konuşulan tarafına gelelim. Besili sığır kesilip ete dönüşürken aradan bir aktör geçiyor. Et paketleme tesisleri. Bunlar dev fabrikalar, canlı hayvanı alıp parçalıyor, paketliyor ve markete gönderiyor. Sorun şu ki, Amerika'da bu sektör inanılmaz yoğunlaşmış durumda. Dört büyük şirket kesimin neredeyse yüzde 80'ini elinde tutuyor.

Bu yoğunlaşma normal zamanlarda bile çiftçiyi rahatsız ediyor. Çünkü canlı hayvanı satan binlerce besici var ama onu satın alan elle sayılacak kadar az alıcı var. Pazarlık gücü dengesiz. Besici hayvanını satmak zorunda, çünkü her gün yem masrafı yiyor ve hayvan beklerken yaşlanıyor. Paketçi ise beklemeyi göze alabiliyor. İşte bu dengesizlik, ileride patlayacak büyük tartışmanın fitilini çoktan döşemişti.

2020'de kopan bağ

Ve sonra COVID geldi. Salgın yayılınca et paketleme tesisleri büyük darbe aldı, çünkü bu fabrikalar yan yana çalışan binlerce işçiyle dolu kapalı mekanlar. Virüs buralarda dalga dalga yayıldı, tesisler birer birer kapanmaya başladı. Kesim kapasitesi çökünce zincir tıkandı.

Piyasa hafızası. 2020 baharında et paketleme tesisleri kapanınca tuhaf bir şey oldu. Canlı sığır vadelisi yere çakıldı, çünkü besicinin elinde satamadığı hayvan birikti. Ama aynı anda markette etin kilosu fırladı, çünkü rafta et kalmamıştı. Çiftçinin eline geçen para çökerken paketçinin marjı tavan yaptı, fiziki ile vadeli fiyat birbirinden koptu.

Bu manzara o döneme damga vurdu. Bir tarafta besici, ahırı kesilemeyen hayvanla dolu, fiyat dibe vurmuş, üstüne her gün yem parası ödüyor. Hatta bazı çiftçiler hayvanlarını itlaf etmek zorunda kaldı, çünkü kesime gönderecek yer yoktu. Diğer tarafta süpermarkette tüketici, raflar yarı boş, biftek fiyatı uçuyor.

Bu uçurum büyük bir öfke yarattı. Çiftçiler aradaki dev marjın paketçilerin cebine gittiğini söyledi, kongre soruşturma açtı, adalet bakanlığı sektörü mercek altına aldı. Tartışmanın özünde hep o yoğunlaşma sorunu vardı. Az sayıda paketçi, kriz anında fiyatı istediği gibi kırabilecek güçteydi. Olay aynı zamanda vadeli piyasanın o güvenilen çıpasının olağanüstü koşullarda nasıl kopabileceğini de gösterdi. Normalde fiziki fiyatı izlemesi gereken vadeli sözleşme, sistem kilitlendiğinde gerçeklikten tamamen ayrı bir hikaye anlatmaya başladı.

Krizden sonra ne değişti

O sarsıntının izleri hep duruyor. Tartışma sektörde nakit pazarın şeffaflığı üzerine yeni kurallar konuşulmasını getirdi. Besiciler artık kontratların daha açık fiyatlanmasını, paketçilerle yapılan anlaşmaların kamuya görünür olmasını istiyor. Bazı eyaletlerde yeni mezbahalar açma, böylece dört büyüklerin dışında alternatif kesim kapasitesi yaratma çabaları hızlandı.

Mesele aslında daha eskiye dayanıyor. Besiciler yıllardır nakit pazardaki işlem hacminin daralmasından şikayet ediyor. Paketçiler hayvanların büyük kısmını önceden bağlanmış sözleşmelerle alınca, açık piyasada el değiştiren hayvan azalıyor ve bu da herkesin baktığı referans fiyatı incelmiş bir tabana oturtuyor. 2020 krizi bu eski yarayı deşti, görünür kıldı. Kongrede pazarın belli bir oranının açık nakit işlemle dönmesini zorunlu kılan tasarılar gündeme geldi. Hepsi yasalaşmadı ama tartışmanın tonu kalıcı olarak sertleşti.

Yatırımcı açısından da ders netti. Canlı sığır kontratını işleten biri artık sadece arz talep dengesine değil, kesim kapasitesinin sağlığına da bakıyor. Çünkü zincirin ortasındaki o darboğaz tıkandığında, elindeki vadeli pozisyon ile ahırdaki gerçek hayvan birbirinden kopabilir. 2020 bunun acı bir kanıtı oldu.

Kim neden işlem yapıyor

Bu piyasada iki ana grup var. Bir tarafta korunma amaçlı işlem yapanlar. Besici hayvanını henüz kesmeden aylar önce vadeli kontrat satarak fiyatını sabitliyor, böylece kesim zamanı fiyat düşse bile zarara karşı kendini koruyor. Paketçi ise tersini yapıp ileride alacağı hayvanın maliyetini kilitliyor. Bu, sektörün asıl amacı, fiyat güvencesi gibi çalışan kısmı.

Diğer tarafta spekülatörler var. Onlar hiç hayvanla ilgilenmiyor, sadece fiyat hareketinden kazanç çıkarmaya çalışıyor. Mevsimsel döngüyü, mısır fiyatını, et talebini analiz edip pozisyon alıyorlar. Bu iki grup birlikte piyasaya likidite veriyor, yani alım satımın akıcı kalmasını sağlıyor. Birinin riskini diğerinin iştahı dengeliyor.

Masaya oturmadan önce

Canlı sığır, ilk bakışta basit bir et kontratı gibi görünse de aslında tarımın en karmaşık denklemlerinden birini barındırıyor. Bir tarafında otlaktaki dana, ortasında mısır tarlası, sonunda da süpermarket rafı var. Hepsinin arasında da pazarlık gücü dengesiz birkaç dev paketçi oturuyor.

Bu kontratı izleyen biri sadece bir emtianın fiyatına değil, koca bir tedarik zincirinin sağlığına bakıyor aslında. Yem maliyeti, mevsim, salgın, hatta politika kararları, hepsi tek bir kilonun fiyatında toplanıyor. 2020'de yaşananlar bu zincirin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi ve o ders piyasanın hafızasından kolay silinmeyecek gibi duruyor.

hayvancılık

Emtia Sözlüğü