| Künye | |
| Borsa | CME (Feeder Cattle) |
| Kontrat | 50.000 pound |
| Birim | pound başına sent |
| Ürün | besiye alınacak genç sığır |
| İlişki | live cattle eksi mısır maliyeti |
Bir dananın hayatında garip bir an var. Anasından ayrılmış, otlakta birkaç ay geçirmiş, kemikleri uzamış ama henüz eti tutmamış. İşte tam bu noktada o hayvan bir emtiaya dönüşür ve adına besi sığırı denir. İngilizcesi feeder cattle. Borsada alınıp satılır, fiyatı her gün değişir, üzerine milyarlarca dolar bahis oynanır. Çünkü o danayı satın alan besi çiftliği, önümüzdeki birkaç ay boyunca onu tahılla besleyip semirtecek ve kesime hazır bir hayvana çevirecek. Aradaki bütün hesap kitap bu genç sığırın fiyatından başlar.
Besi sığırını anlamak, aslında Amerikan et zincirinin orta halkasını anlamak demek. Bir uçta otlakta yavru büyüten çiftçi var, diğer uçta kesimhaneye giden semiz hayvan var. Besi sığırı ikisinin arasındaki köprü. Ve bu köprünün fiyatı, beklenmedik kadar çok şeye bağlı.
Borsada ne işi var
Besi sığırı Chicago'daki CME borsasında vadeli kontrat olarak işlem görür. Standart bir kontrat yaklaşık 22,7 ton canlı hayvana karşılık gelir, yani bir tır dolusu dana. Fiyat kilo başına kote edilir, yani gazetede gördüğün rakam bir kilo etin değil, canlı besi danasının kilo fiyatını gösterir.
Bu kontratın güzel tarafı şurada. Gerçek bir teslimat zorunluluğu yok. Çoğu vadeli emtiada vade geldiğinde elinde fiziksel mal birikir, ama feeder cattle nakit uzlaşmayla kapanır. CME bir endeks tutar, ülke genelinde satılan besi danalarının ortalama fiyatını hesaplar ve kontrat o endekse göre kapanır. Böylece bir borsa yatırımcısının ahıra dana teslim alma derdi olmaz. Çiftçi de fiyat riskini borsaya devredebilir, hayvanı yine yerel pazarda satar.
Live cattle ile arasındaki o ince çizgi
Borsada bir de live cattle diye ikinci bir kontrat var. Bu kesime hazır, semirmiş hayvanı temsil eder. Feeder cattle ise henüz semirmemiş genç sığır. İkisi aynı hayvanın farklı yaşları gibi düşünülebilir, aralarındaki fiyat farkı da piyasanın en çok izlediği şeylerden biri.
Mantık basit. Besi çiftliği bir feeder dana alır, onu birkaç ay besler, sonra live cattle olarak satar. Aradaki kar, satış fiyatından alış fiyatını ve yem masrafını çıkarınca ortaya çıkar. Bu yüzden tüccarlar sürekli iki kontrat arasındaki farkı, yani spread'i takip eder. Fark açıldığında besi işi karlı görünür, daraldığında çiftlikler dana almakta isteksizleşir.
Mısırın ters mantığı
Şimdi işin en kafa karıştırıcı ama en önemli kısmına geldik. Besi danasının fiyatı mısırla ters yönde hareket eder. Mısır ucuzladığında besi sığırı pahalanır, mısır pahalandığında besi sığırı ucuzlar.
İlk duyunca tuhaf gelir ama altında sağlam bir mantık yatar. Besi çiftliğinin en büyük gideri yem, o yemin omurgası da mısır. Bir danayı kesim ağırlığına getirmek tonlarca tahıl ister. Mısır ucuzsa, çiftlik o danayı semirtmenin neredeyse bedavaya geleceğini görür. Böyle bir ortamda herkes dana almak ister, talep patlar, feeder cattle fiyatı yukarı fırlar. Çünkü çiftlik şöyle hesaplar. Mısırım ucuz, o yüzden danaya biraz daha fazla ödesem bile yine kar ederim.
Tersi de geçerli. Mısır pahalandığında semirtme maliyeti şişer, çiftlik dana başına ödeyebileceği parayı kısar, feeder cattle talebi geriler. Yani besi danasının fiyatı, aslında ucuz mısırın yarattığı iştahı yansıtır. Bu ilişkiyi bir kez kavradığında, tahıl piyasasındaki her kuraklık haberinin neden ahırlara kadar uzandığını anlarsın.
| Mısır fiyatı | Besi marjı | Feeder talebi | Feeder fiyatı |
|---|---|---|---|
| Düşük | Geniş | Yüksek | Yüksek |
| Yüksek | Dar | Düşük | Düşük |
Sürü döngüsü ahırın nabzını tutar
Sığır piyasasının kendine has bir ritmi var, adına sürü döngüsü deniyor. Bu döngü yıllar sürer, çünkü bir inekten yavru almak, o yavruyu büyütmek, kesime hazırlamak uzun zaman ister. İşte bu yavaşlık piyasanın bütün dramını yaratır.
Fiyatlar yüksekken çiftçiler heveslenir, dişi hayvanları kesime göndermek yerine damızlıkta tutar, sürüyü büyütmeye çalışır. Ama bu hamlenin meyvesi yıllar sonra olgunlaşır. Sürü genişlemeye başladığında piyasaya bol hayvan akar, fiyatlar düşer. Düşük fiyat çiftçiyi yıldırır, sürüyü küçültür, dişileri keser. Birkaç yıl sonra ortalıkta az hayvan kalır, fiyatlar yine fırlar. Ve döngü baştan başlar.
Bu döngünün besi sığırı için özel bir anlamı var. Çünkü feeder dana, sürünün en taze ürünü. Bugün doğan buzağı iki yıl sonra besiye gireceği için, bugünkü doğum kararları gelecekteki feeder arzını belirler. Piyasa bu yüzden sürekli geleceğe bakar, bugünkü buzağı sayısını sayar, kuraklık raporlarını okur.
Döngünün en sinsi tarafı, herkesin aynı anda aynı yöne koşması. Fiyat yükselince bütün çiftçiler birden dişi tutmaya kalkar, birkaç yıl sonra hep birlikte fazla hayvan üretir ve fiyatı topluca dibe çakarlar. Düşük fiyatta yine hep beraber sürüyü keser, ortalığı boşaltır, fiyatı tekrar tavana taşırlar. Kimse kötü niyetli değil, herkes kendi çıkarına en mantıklı kararı verir, ama toplamda piyasa salınıp durur. İşte besi sığırı fiyatının yıldan yıla bu kadar geniş aralıkta gezmesinin asıl sebebi bu ortak ritme dayanır.
Otlak, yağmur ve mera meselesi
Besi sığırının arzı sandığından çok gökyüzüne bağlı. Çünkü dana feeder aşamasına gelene kadar mera otuyla, yani bedava yemle büyür. Yağmur bolsa mera yeşil kalır, çiftçi hayvanı otlakta tutmaya devam eder, daha ağır ve daha geç satar. Yağmur yoksa, mera kuruyunca elinde aç hayvan kalır ve onları erkenden, hatta zamansızca pazara sürmek zorunda kalır.
Kuraklık bu yüzden besi piyasasında garip bir etki yaratır. İlk başta arz patlar, çünkü herkes besleyemediği hayvanı satışa çıkarır, fiyatlar düşer. Ama bu yanıltıcı bir bolluk yaratır. O hayvanlar zaten kesilince ortadan kalkar, ertesi yıl meradaki sürü iyice incelir. İşte o zaman gerçek darlık başlar ve fiyatlar tarihi seviyelere tırmanabilir. Kuraklığın etkisi anında değil, gecikmeli gelir, piyasayı asıl sarsan da bu gecikme olur.
2014 zirvesi neden hala konuşuluyor
Piyasa hafızası. 2014'te yıllarca süren kuraklık Amerikan sığır sürüsünü on yılların en düşük seviyesine indirmişti. Ortalıkta beslenecek genç hayvan kalmayınca besi çiftlikleri o az sayıdaki danaya adeta savaş açtı, fiyatı birbirine kırdırdı. Üstüne mısır da ucuzdu, yani semirtme maliyeti düşüktü ve çiftlikler dana başına çok daha fazla ödemeye razıydı. İki etki birleşince feeder cattle o güne dek görülmemiş bir zirveye çıktı.
Bu hikaye besi sığırının bütün dinamiklerini tek bir karede toplar. Kuraklık önce sürüyü vurmuş, dişi hayvanlar yıllar boyu kesilmiş ve geriye dar bir genç hayvan havuzu kalmıştı. Tam o sırada mısır fiyatları gerilemişti. Yani besi marjı genişti, çiftliklerin cebi yemde rahatlamıştı ve ellerindeki tek darlık hayvanın kendisiydi.
Sonuç klasik bir arz şoku oldu. Az mal, çok alıcı, dolu cep. Besi çiftlikleri dana başına ödeyebilecekleri tavanı yukarı çekti çünkü ucuz mısır onlara nefes alanı veriyordu. Fiyat tırmandıkça tırmandı. Bu olay piyasaya unutulmaz bir ders bıraktı. Feeder cattle fiyatını anlamak için tek başına hayvan sayısına bakmak yetmez, aynı anda mısırın ne yaptığına da bakman gerekir. İki değişken aynı yöne çekiştiğinde ortaya rekorlar çıkar.
Kim bu piyasada oynuyor
Besi sığırı kontratının etrafında birbirinden çok farklı oyuncular toplanır. En önde besi çiftlikleri var. Onlar için bu kontrat bir koruma kalkanı. Bugün satın alacakları danaların fiyatını borsada sabitleyerek, aylar sonra et fiyatı düşse bile zarara karşı kendilerini güvenceye alırlar.
Bir tarafta da yavru büyüten çiftçiler var. Onlar satış tarafında korunur, ellerindeki danayı pazara çıkarana kadar fiyatın çökmesinden çekinirler ve borsada satış yaparak bunu dengelerler. Üçüncü grup ise spekülatörler. Hava durumu raporlarını, mısır rakamlarını, sürü sayımlarını okuyup fiyatın yönüne bahse girerler. Onların varlığı piyasaya likidite katar, çiftçinin korunma işlemini kolaylaştırır.
İlginç olan da burada. Bu üç grup aynı haberi okuyup çoğu zaman zıt sonuçlara varır. Bir kuraklık raporu çiftçiyi korkuturken spekülatöre fırsat kokusu verir. Bir mısır rekoltesi tahmini besi çiftliğini sevindirirken tahıl tüccarını üzer. İşte bu farklı bakışların çarpışması fiyatı oluşturur. Borsadaki her rakam aslında binlerce insanın geleceğe dair tahminini tek bir sayıda buluşturan bir uzlaşmayı yansıtır. Besi sığırı gibi havaya, yeme ve biyolojik takvime bu kadar bağlı bir üründe o uzlaşma sürekli yeniden pazarlığa açılır, fiyat da bu yüzden hiç durmadan oynar.
Tabaktaki etle borsadaki rakam
Bütün bu hikayenin sonunda market reyonundaki biftek var. Ama oraya giden yol uzun ve dolambaçlı. Bugün bir otlakta doğan buzağı, iki yıl sonra besiye girecek, birkaç ay tahılla semirecek, sonra kesilecek ve nihayet tabağa ulaşacak. Borsadaki feeder cattle fiyatı bu zincirin tam ortasındaki sinir ucu.
O yüzden besi sığırı fiyatı sadece çiftçiyi ilgilendiren teknik bir rakam değil. Birkaç ay sonra et fiyatına, dolayısıyla mutfak masrafına dönüşecek bir öncü gösterge aynı zamanda. Mısır ucuzladığında, yağmur kesildiğinde ya da sürü inceldiğinde piyasanın ahırdan markete kadar nasıl titrediğini izlemek, emtia dünyasının en görsel derslerinden biri. Çünkü burada soyut bir endeks değil, otlakta büyüyen canlı bir hayvanın hikayesi konuşur.