İçeriğe geç
Piyasa verileri hazırlanıyor

GSCI ve BCOM Endeks Detayı

Aynı emtia sepetini tutmak isteyen iki endeks, ağırlıkları farklı kurduğu için bambaşka iki yatırıma dönüşüyor.

Diyelim ki yirmi farklı meyveyi tek bir sepete koyup bunun fiyatını takip etmek istiyorsunuz. Sepetin içine her meyveden ne kadar koyacağınıza nasıl karar verirsiniz? Birine göre dünyada en çok hangi meyve yetişiyorsa sepete de en çok ondan girmeli. Bir başkasına göre pazarda en çok hangi meyve el değiştiriyorsa, alınıp satılıyorsa, ağırlığı o belirlemeli. İkisi de aynı meyveleri tutuyor ama sepetin tadı, rengi, hatta fiyatının nasıl oynadığı tamamen ayrışıyor. Emtia endeksleri dünyasında bu iki yaklaşımın en bilinen iki temsilcisi var. Biri GSCI, diğeri BCOM. İkisi de petrolden bakıra, buğdaydan altına kadar onlarca emtiayı tek bir sayıya sığdırıyor ama içeride kurdukları ağırlık mantığı, yatırımcıya iki bambaşka deneyim yaşatıyor.

Emtia endeksi dediğimiz şey aslında bir tarif. Hangi emtialardan ne oranda alacağını, vadeli kontratları ne zaman yenileyeceğini, getiriyi nasıl hesaplayacağını baştan yazıya döken bir kurallar bütünü. Yatırımcı tek tek petrol ve bakır kontratı kovalamak yerine bu tarifi takip eden bir fona giriyor ve geniş bir emtia sepetine tek hamlede sahip oluyor. İşin kalbindeki soru hep aynı. Bu sepeti kim, hangi ölçüye göre dolduruyor?

İlk benchmark nasıl doğdu

Hikaye 1991 yılında Goldman Sachs'ın bir endeks kurmasıyla başlıyor. O güne kadar emtia, kurumsal yatırımcının dünyasında biraz egzotik, biraz ürkütücü bir alan olarak duruyordu. Emeklilik fonu yöneten, milyarlarca dolarlık portföyleri olan kurumlar petrole ya da bakıra doğrudan girmekten çekiniyordu, çünkü ortada herkesin üzerinde anlaştığı, ölçü kabul ettiği düzgün bir gösterge yoktu.

Piyasa hafızası. Goldman Sachs 1991'de S&P GSCI'yı kurduğunda, ağırlıklı olarak enerjiyi yansıtan yapısıyla emtiayı kurumsal portföylere taşıyan ilk benchmark endeks oldu. O ana kadar büyük fonlar için emtia ulaşılması zor bir alandı. Tek bir tarif etrafında toplanan bu endeks, milyarlarca dolarlık sermayenin ham madde piyasasına akabileceği bir köprü kurdu ve emtia yatırımını ana akım haline getirdi.

Bu endeksin en çarpıcı yanı, dünyanın gerçek üretim hacmini sepete yansıtmasıydı. Mantık basitti. Yeryüzünde ekonomik olarak en çok hangi emtia üretiliyorsa, sepette de en büyük payı o almalı. Petrol, gazyağı, doğal gaz ve diğer enerji ürünleri toplam üretim değerinin aslan payını tuttuğu için, endeksin içi de büyük ölçüde enerjiyle doldu. Yıllar içinde bu ağırlık zaman zaman yüzde 60'ın, hatta bazı dönemlerde yüzde 70'in üzerine çıktı.

Üretim ağırlığı ne demek

GSCI'nın damarındaki fikir üretim bazlı ağırlık. Bir emtianın sepetteki payını, o emtianın dünya genelinde kaç para edecek kadar üretildiği belirliyor. Çok üretilen, ekonomik olarak büyük yer kaplayan emtia sepette de geniş oturuyor. Petrol bu yüzden devasa bir ağırlık alıyor, çünkü insanlık her gün muazzam miktarda petrol çıkarıyor ve yakıyor.

Bu yaklaşımın arkasında güzel bir gerekçe var. Endeks, ekonominin gerçek nabzını tutmak istiyor. Dünya ne kadar enerji harcıyorsa, sepet de o kadar enerjiye maruz kalsın diyor. Böylece endeks, küresel sanayinin ham madde iştahını oldukça sadık biçimde yansıtıyor. Enerji fiyatları yükseldiğinde endeks coşuyor, düştüğünde sönüyor. Yani aslında bir bakıma endeks, dünya ekonomisinin enerji faturasının canlı bir kopyası gibi davranıyor.

Madalyonun öbür yüzü ise tek bir sektöre fazlaca yaslanması. Enerji yüzde 60'ları bulduğunda, sepetin geri kalanındaki metaller, tahıllar ve değerli madenler neredeyse fısıltıya dönüşüyor. Petrol hapşırınca bütün endeks üşütüyor. Çeşitlendirme adına alınan bir araç, aslında gizliden gizliye tek bir emtianın esiri haline geliyor.

İşlem hacmi ağırlığı farkı

İşte tam bu noktada sahneye ikinci yaklaşım çıkıyor. BCOM, üretim değil işlem hacmini esas alıyor. Yani bir emtianın sepetteki payını, o emtianın vadeli piyasada ne kadar likit olduğu, ne kadar alınıp satıldığı belirliyor. Buna bir de gerçek üretim verisini harmanlıyor ama omurgayı işlem hacmi taşıyor.

Bu farkın sonucu çok somut. BCOM, hiçbir tek emtianın ya da tek sektörün endeksi ele geçirmesine izin vermiyor. Kurallarına dengeyi koruyacak tavanlar yerleştirmiş durumda. Tek bir emtia genelde yüzde 15'i, tek bir sektör ise yaklaşık üçte biri aşamıyor. Petrol ne kadar büyük olursa olsun, bu tavan onu hizada tutuyor.

Sonuçta ortaya çok daha dengeli bir tabak çıkıyor. Enerji hala önemli bir dilim ama tek başına sofraya hakim olamıyor. Yanında metaller ciddi bir paya kavuşuyor, tahıllar görünür hale geliyor, altın ve gümüş gibi değerli madenler de masada hatırı sayılır bir yer buluyor. Yatırımcı bu endekse girdiğinde gerçekten yaygın bir emtia maruziyeti alıyor, tek bir hikayenin peşine takılmıyor.

İki sepet yan yana

Soyut kalmasın diye iki endeksin tipik sektör dağılımını kabaca yan yana koyalım. Rakamlar dönemden döneme oynuyor ama oranların büyüklük sırası genelde böyle gidiyor.

Sektör GSCI yaklaşık ağırlık BCOM yaklaşık ağırlık
Enerji yüzde 54 yüzde 30
Sanayi metalleri yüzde 12 yüzde 16
Değerli metaller yüzde 8 yüzde 19
Tahıl ve yağlı tohum yüzde 16 yüzde 23
Hayvancılık ve yumuşak emtia yüzde 10 yüzde 12

Tabloya dikkatle bakın. Aynı emtia evrenini tarıyorlar ama dağılım neredeyse iki ayrı yatırım gibi duruyor. GSCI'da enerji tek başına sepetin yarısından fazlasını tutuyor. BCOM'da ise hiçbir sektör baskın değil, ağırlık çok daha düzgün serpilmiş. Petrol fiyatı sert düştüğü bir günde GSCI tutan yatırımcı tam göğsünden vurulurken, BCOM tutan yatırımcı darbenin ancak yarısını hissediyor. Çünkü onun sepetinde altın, bakır ve buğday düşüşü yumuşatıyor.

Portföy riski açısından ayrışma

Bu dağılım farkı doğrudan riske yansıyor. GSCI, enerji yoğunluğu yüzünden çok daha oynak bir araç. Petrol ve doğal gaz zaten emtia dünyasının en hareketli oyuncuları. Sepetin yarısından fazlası bunlardan oluşunca, endeksin günlük salınımı da sertleşiyor. Yükselişte daha çok kazandırıyor ama düşüşte de daha derin yaralıyor.

BCOM ise dengeli yapısı sayesinde daha sakin sular sunuyor. Farklı emtialar farklı zamanlarda zirve yaptığı için, biri düşerken diğeri yükseliyor ve sepetin toplam dalgalanması törpüleniyor. Çeşitlendirmenin matematiği burada devreye giriyor. Birbirinden bağımsız hareket eden varlıkları aynı sepete koyduğunuzda, toplam oynaklık parçaların oynaklığının altına iniyor.

Bir portföy yöneticisinin tercihi bu yüzden niyetine bağlı. Enflasyona ya da enerji şokuna karşı keskin bir kalkan isteyen, doğrudan enerji riskine maruz kalmaktan kaçınmayan biri GSCI'ya yöneliyor. Geniş, sakin, dengeli bir emtia maruziyeti arayan, tek bir emtianın insafına kalmak istemeyen yatırımcı ise BCOM tarafına geçiyor.

Contango maliyetinin gizli faturası

Bütün bu endekslerin ortak bir derdi var ki ona contango deniyor. Endeksler emtiayı fiziki olarak depolamıyor, vadeli kontrat tutuyor. Kontratın vadesi yaklaşınca onu satıp daha ileri vadeli yeni bir kontrat alıyorlar. Buna kontrat yenileme deniyor ve burada sinsi bir maliyet doğuyor.

Çoğu zaman ileri vadeli kontrat, yakın vadeliden daha pahalı oluyor. Yani endeks elindeki ucuz yakın kontratı satıp pahalı uzak kontratı alıyor. Her yenilemede azıcık para sızıyor. Fiyat hiç değişmese bile, sırf bu yenileme işlemi yüzünden yatırımcının getirisi aşağı çekiliyor. İşte bu sürekli sızıntıya contango maliyeti diyoruz ve özellikle enerji kontratlarında epey ısırıcı olabiliyor.

Burada iki endeksin yapısı yine ayrışıyor. Enerji ağırlıklı GSCI, contangonun en sık ve en sert göründüğü petrol ve gaz kontratlarına fazlaca yaslandığı için bu maliyetten daha çok yara alıyor. BCOM ise contangonun daha ılımlı seyrettiği metaller ve tahıllara daha geniş yer verdiği için, yenileme faturasını biraz daha hafif ödüyor. Yani üretim ağırlığı, dengeli görünen bir endeksi farkında olmadan en pahalı yenilenen emtiaların kucağına itebiliyor.

Hangi sapma kimin işine yarıyor

Sektörel sapma kavramı da burada anlam kazanıyor. GSCI'nın enerjiye yaslanması bir kusur değil aslında, bir tercih. Eğer dünyada enerji boğa piyasası varsa, petrol fiyatı tırmanıyorsa, GSCI rakiplerini açık ara geride bırakıyor. O dönem tek bir sektöre yaslanmak müthiş kazandırıyor. Ama enerji çakıldığında aynı yaslanma yatırımcıyı yere seriyor.

BCOM'un dengeli sapması ise zafer dönemlerinde biraz daha mütevazı kalıyor. Enerji uçtuğunda BCOM da yükseliyor ama GSCI kadar coşmuyor, çünkü sepetinde enerjinin payı sınırlı. Buna karşılık enerji çöktüğünde de aynı oranda yıkılmıyor. Yani BCOM ortalama bir konfor sunuyor. Ne en parlak günleri görüyor ne de en karanlık geceleri yaşıyor.

Küçük bir hesapla bağlayalım. Diyelim bir yıl boyunca enerji yüzde 30 yükseldi, metaller yatay kaldı, tahıllar yüzde 5 geriledi. GSCI'da enerji payı yarıdan fazla olduğu için endeks kabaca yüzde 16 dolayında kazanabilir. BCOM'da enerji payı çok daha düşük olduğu için aynı koşulda getiri yüzde 8 civarında kalır. İlk yıl GSCI gönlünüzü fethediyor. Ama ertesi yıl enerji yüzde 30 düşerse senaryo tersine dönüyor ve bu kez GSCI'nın derin kaybını BCOM'un dengeli sepeti rahatça geride bırakıyor. İki yıl üst üste bakıldığında hangisinin daha iyi olduğu, o iki yılda enerjinin nasıl davrandığına bağlı kalıyor.

Masada nasıl okunuyor

Deneyimli bir emtia takipçisi bu iki endeksin farkını bir cümleyle özetliyor. GSCI, dünyanın enerji faturasının bir aynası. BCOM ise emtia dünyasının dengeli bir fotoğrafı. Birini tutmak enerjiye bahis oynamak demek, diğerini tutmak ise bütün ham madde sepetine geniş ve sakin bir kucak açmak demek.

Bir yatırımcı portföyüne emtia eklerken önce niyetini netleştiriyor. Eğer derdi enflasyona ya da bir arz şokuna karşı keskin bir koruma kurmaksa, enerjinin patladığı dönemlerde en hızlı tepki veren GSCI işini görüyor. Ama derdi uzun vadede geniş, çeşitlendirilmiş, daha az çalkantılı bir emtia maruziyetiyse, sektörel dengeyi koruyan ve contango maliyetini biraz daha hafif ödeyen BCOM daha akıllıca duruyor.

Aslında bu iki endeksin hikayesi, basit bir gerçeği gösteriyor. Aynı malları aynı sepete koymak yetmiyor. O sepeti hangi ölçüye göre doldurduğunuz, sonunda elinizdeki yatırımın karakterini baştan aşağı belirliyor. Üretim mi, işlem hacmi mi sorusu, kağıt üstünde küçük bir metodoloji ayrıntısı gibi görünüyor ama yatırımcının cebinde dağlar kadar fark yaratıyor.